Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Yazar Arşivi

Çocuk Şiirlemeleri 1

Gönderen: ahmetyozgat | 23 Nisan 2007 | Türü Edebiyat, Şiir

Gurbetçi Çocuğunun Yası
İki vatanım var,
Biri Türkiye,
Almanya öteki,
Ama ben tek vatan istiyorum,
İstemiyorum iki,
***
İki ulusum var,
Biri Türk,
Alman öteki,
Ama ben tek ulus istiyorum,
İstemiyorum iki,
***
İki kimliğim var,
Biri Alamancı,
Auslander öteki (*)
Ama ben tek kimlik istiyorum,
İstemiyorum iki…
***
(*) yabancı

hava harp okulu karikatürleri
(more…)



El Verir Gökyüzü

Gönderen: ahmetyozgat | 28 Mart 2007 | Türü Edebiyat, Şiir

El Verir Gök YüzüVe avuçlarında bir kor parçası ile beklemek,
Yorgun beyinlerde pek etki yapmazmış,
O yüzden mi dersin rıdvan ile samimiyetsizliği,
Ya da albızlarla ıslak düşlere yuvarlanması,
Güllerin renk arasında dolanan morötesinin…
2/:
Sur üfürüşünü duymak için,
O kardeş ve dost İsrafil’in,
Peygamber nefesini solumak gerek Babillerde…
Mavi zırhlar bürünmek,
Diyar-ı Davutlarda…
(more…)



Burası Filisttir, Orası Kilist

Gönderen: ahmetyozgat | 8 Şubat 2007 | Türü Edebiyat, Şiir

1/:
Bakmayın bana utanırım gözü ela güzeller,
Konmayın boynu bükük çayırıma,
Burnu gül kurusu üveyikler sabah erkenden.
Çünkü burası ateşlerle halayların yurdu Filisttir,
Kilisttir ceylan-ı İbrahimlere il olan bozkır.
***
Kilistte bir şafak vakti…
Filistte balalar çoktan ayaktalar kavak fidanları misali,
Ancak yürekleri uyanık olsa da,
Gözleri uyumadalar…
Bizimse hikayemiz ne Filist, ne Kilistte açardı çıkınını,
Kınını unutmuş bir paslı kılıcın kabzasında birer zebercettik.
(more…)



Yüreğimiz Mayın Tarlası

Gönderen: ahmetyozgat | 17 Eylül 2006 | Türü Edebiyat, Şiir

1/:
Bir ayak, 
Bir ayak daha… 
Basar mayına eyvah! 
Göklere, 
Savrulur, 
Gövdeler, 
Dallar… 

2/: 
Ve beyin mancınığı durmaz savurur, 
Sevda gülleleri gönül burcunda, 
Yani yüreğimiz mayın tarlası her dem… 
Savrulur aşk iline, 
Düşer yarı yolda, 
Yakar yakın ve uzaklarda ne varsa,  (more…)



Simurg Yurdunda Neler Oluyor?

Gönderen: ahmetyozgat | 11 Eylül 2006 | Türü Edebiyat, Şiir


Her ne olursa simurg yurdunda,
Burada da oluyordu aslına bakarsan…
***
Bir Kerem oğlan kavruluyor,
Yüreğinde oyduğu tandırın alazıyla.
Oluyordu zamanın içinde evvelden evvel,
Bir el “aman” diyerek uzanıyordu yar başında,
Harlı uçurumlara yuvarlanırken türkü yiğidi.
Ya da göz göz olmuş beynini kurcalarken Aslı kızın,
Kızıl baldırana batmış ölümcül eller,
O eller burada bizim yüreğimizi de eller…

(more…)



Apostol’la Altmış Dört Bin Sayfa 2

Gönderen: ahmetyozgat | 31 Ağustos 2006 | Türü Deneme

Yüreğinin Varoşunda Yaşayan Şair

Apostol’la Elli Beşinci Sayfa Dibacesine İlave
 
1/:
Ben işte böyleyim şahım,
Bilemem başkalarını ne susarlar şiir estiğinde,
Ne söylerler,
Uzun uzun sustuğunda aydos havaları?…
Hani sorar ya insan zaman zaman,
Diğer kendine bir tenhada rastladım varsayarak:
Hangi kale dibinde sevmişti yüreğim gölge koygunluğunu,
Ya da hangi seyyarede dercolur kavuşmadan ölenler?
Birinci semada mı?
Yoksa semalardan en kırmızıya çalanda mı? (more…)



Apostol’la Altmış Dört Bin Sayfa

Gönderen: ahmetyozgat | 24 Ağustos 2006 | Türü Deneme, Edebiyat

Giriş

Zaman Salt İpektir

1/:
Zamanda birinci an,
Kan ve ışık iç içe halaya kalkmaktaydı.
Yakmaktaydı gözlerimi sarsıcı bir radyasyon,
On, bin, belki de milyar kere milyardı palazların nüfusu.
Su ise her şeyin anasıydı.
Seyredilen, alemlerin lahuti aynasıydı…

***

Ta bing Bang’da doldurdum seni avucumun doğal çukuruna ey aşk…
Kadehime boşalttığımsa sayın ki sizlerdiniz ey ins-ü cin…
Yavru tarihti henüz beşiğindeki bala. Bel’asını sahtiyan bir yağmurluk gibi bürünmüştü seffaf bedenler. Ve asırlardır uyuklayan karanlık bozarmanın eşiğindeydi ışıkla. Köhne ve kendi kendine yeten yumurtanın sonuydu kuluçkada. Ve eski bir aşka ve aykırı şiirlere hamile bir meyhanedeydim ben de milatların ilkinde. İçiyordum altmış dört bin sayfa tutan birikimimi kahverengi, yani it sütü rengindeki kadehimin dibinden. İçiyordum anasını satıyım. Yaşadıklarım eşkenar olmayan eşaçı bir üçgendi hepi topu. Ya da üçgen bile değildi. De ben efkar sanıyordum. Boğulduğum bu şah denizini. Yani şiir klanının şahı yine her zamanki gibi salt ipektendi. Ve çifte su verilmişti isli bir haddanede. Masifti simsiyah. Ve alçakça bir çukurdaydı. Taze anılarının kısrağına binmiş olarak anadan üryan. Ve katran balçıklı gururdandı yüreği. Bense bir sokak kancığı gibiydim kozmik bir yuların alt ucunda. Yaltaktım varsıllığı kendinden menkul zibidi anılarıma ne yazık ki.
Bedenimi merhamet bilmez bir el aldı.
Yel aldı yüreğimi.
Ol sebepten içiyordum anasını satıyım.
“Lan Barba ikiletme de doldur” diyerek.

(more…)