Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Yazar Arşivi

34 yıldır selam ve sevgi ile…

Gönderen: elyazmasi.org | 22 Mart 2007 | Türü Yeni

Aşık Veysel“Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın”



Oyunu Ver!

Gönderen: elyazmasi.org | 19 Şubat 2007 | Türü Siyasi, Yeni

Oyunu Ver!

Malumunuz 2007 yılı sonunda genel seçimler yapılacak. Seçim tarihine dair tartışmalar bir yana, bizim gibi temsili demokrasinin benimsendiği memleketlerde yurttaşların “siyasi hayata” doğrudan katılımı seçim vakitlerinde gerçekleştiğinden ötürü kullanacağımız oyların nicelikteki değeri düşük olsa da yurttaş bilincinin önemli bir tezahürüdür. Yazıda, neden ve nasıl oy kullanılmalı bunu açıklamaya çalışacağız.

Neden oy kullanıyoruz?

Yönetim biçimimiz temsili demokrasidir. Temsili demokrasilerde, halk, yönetime anayasada belirtilen süre zarflarında oy kullanarak katılır. Bu şekilde yine anayasada belirtilen süre boyunca halk yasama ve yürütme erkini temsilcilerine verir. Nasıl ki savunma hakkınızı bir avukata verirsiniz ve davanızın gidişatını onun eline bırakırsınız aynı şekilde kullandığınız oylarla da yürütme ve yasama hakimiyetlerinizi bu temsilcilere verirsiniz. İki seçim zamanı arasındaki siyasi, iktisadi vb. konularda avukatlığınızı bu temsilcilere verirsiniz!

Nasıl oy kullanıyoruz?

A. Mahiyet tercihi
Yurttaş yönetime dair fikir sahibidir ve “bence”sine en uygun siyasi partiyi seçim vaktinde oy vesilesi ile destekler. Kendi düşüncelerine uygunluk her ne kadar medyaya ve kahve muhabbetlerine itilmiş olsa da en önemli konudur. Siyasi partilerin gerek iktidar oldukları dönemlerdeki icraatları gerek muhalif oldukları ve seçim propagandalarının yapıldğı dönemlerdeki söylemleri, yığınsal bir bilgi sunsa da parti programlarının incelenmesi doğru ve detaylı bilgi sunması bakmından önem arz etmektedir. Bu yöntemle partilerin tutarlılıkları test edilmiş olur.

B. Şekli seçim

1- Seçmen güncellemeleri (Son tarih 1 Mart 2007) :
• T.C. Kimlik numarasına göre muhtarlıklardan güncellemelere katılınılması gerekmektedir.
• Daha önceden oy kullanmamış olanların muhtarlıklardan alınacak seçmen formlarını doldurması gerekmektedir.

2- Oy kullanılacak yerin öğrenilmesi:
• Muhtarlıklarda asılı olacak listelerden nerede oy kullanılacağının öğrenilmesi gerekmektedir.

3- Oy kullanmak için, seçmen bilgi kağıdı ve kimlik kartınızın yanınızda olması gerekmektedir.

Detaylı bilgi ve parti programları için: http://www.secim2007.gen.tr



KülÖykü Gazetesi - 14 Şubat Dünya Öykü Günü

Gönderen: elyazmasi.org | 8 Şubat 2007 | Türü Yeni

Kül Öykü Gazetesi'nin ikinci sayısı çıktı.

Türkiye’de öykücülüğün gelişmesi için çaba sarf edebilen bir kaç yayından biriydi Külöykü dergisi. Türkiye’de öykücülüğün gelişmesi için çaba sarf eden birisi olmaya devam ediyor Bilal Kolbüken. KülÖykü dergi olarak kapandı fakat emektaşımız yerini gene heyecan verici bir çalışma olan KülÖykü Gazetesi ile doldurdu. Aylık olarak yayınlanan gazete kendisini; amcaların teyzelerin; terzilerin marangozların; yediden yetmişe herkesin keyifle okuyacağı bir gazete, olarak tanımlıyor. Genç ve usta yazarların buluşma yeri olacağına inandığımız gazete 1 YTL’lik fiyatı ile de her kesimden insana ulaşabilecek. İkinci sayı 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nde de.

Dergiye ulaşamazsanız ya da ilk sayısından edinmek isterseniz bizimle İletişim Formu’ndan irtibat kurabilirsiniz.



“Hepimiz Ermeni”yiz Ne Demek?

Gönderen: elyazmasi.org | 31 Ocak 2007 | Türü Siyasi, Yeni

Gazateci Hrant Dink’i katledilişinin ardından ortaya çıkan bu slogan bazı çevrelerce birlik adına umut bazı çevrelerce de ayırıcı bir aşağılama ibaresi olarak görüldü. Biz ne acı bir tesadüftür ki Hrant Dink vurulurken de ordaydık ve elbette vazifemiz gereği cenaze yürüyüşünde de. Yalnız İstanbul’da da, Türkiye’nin tamamında olduğu gibi bu slogan tek bir şekilde anlaşılmıyordu. Algıda da birlik mevcut değildi. Bugünlerde futbol tribünlerinden, köy kahvesine kadar bir çok kalabalıktan bu slogana tepkiler yağmaya devam ediyor. İşte bunların sonuncunda biz “Hepimiz Ermeniyiz” derken ne kasdediyorsak anlatmamız gerek diye düşündük.

Mustafa Kemal’in ulus tanımı doğrultusunda yine Mustafa Kemal’in “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkı’na Türk Milleti denir.” özdeyişine bakacak olursak;

Ernast Renan ve Mustafa Kemal’in ulus tanımları büyük ölçüde örtüşmektedir. Bu sebeple önce E. Renan’ın 1890 yılında sunduğu ulus tanımına bakma gerekir. Bu tanıma göre ulus: “Ortak geçmişi olan ve birlikte yaşama arzusu gösteren insan topluluğudur.” Az ve öz olmasının da etkisiyle dünya genelinde önemli ölçüde kabul görmüştür. Mustafa Kemal’in tanımı ise biraz daha detaylı olup şu şekidedir: “Zengin bir hatıra mirasına sahip bulunan; beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakatte samimi olan ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden meydana gelen cemiyete millet namı verilir.” Mustafa Kemal’in bu tanımı şu sebeplerden ötürü bizim için önemlidir:

- Tanım yapılırken evrensellik ve bilimsellik kaygısından ötede bu toprakların menfaatine uygun olanın gözetilmesi.
- Birlik olabilmenin yolunu din, mezhep, ırk, etnik kimlik v.b. kimliksel öğeleri aşarak belirten bir ulus tanımı yapılmış olması.

Özdeyişe bu açıdan bakılması gerktiği kanaatindeyiz. Bu şekilde önemli olanın beraber yaşama arzusu, sahip olunanın beraber muhafazası olduğu anlaşılacaktır. Nihayetinde cumhuriyeti kuran halkın adının ne olduğu önem arz etmez. Bu Türk de olur, Ermeni de Kürt de. Unutulmasın ki İstiklal Savaşı, İstanbul Ermenileri için de bağımsızlık ifade etmekteydi, Diyarbakır içinde. Bu anlamda bu cumhuriyeti kuran herkes nasıl Türk’se ayrılıkların doruğa vardırılmaya çalışdığı bir dönemde aynı bağımsızlık ve refah arzusuyla ve yine muvaffakiyetin birlikle olacağı inancıyla herkes Ermeni’dir.

Öldürüldü, üzüldük…

Bir insan öldürüldü. Biri insan öldürdü.

Bu ulusu-halkları, bu toprakları, bu beşiği bilen nasıl bir kuyuya düşmüştür ki sıçrayan kandır. Bu nasıl bir hırs, gözüdönmüşlüktür. Kimin masum olup olmadığını bilemeyeceğimize göre:

“Kim bir cana kıymayan veya yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.”
Şayet bir insan gerçektende masum olmayan olsa dahi nasıl biz kendimize onu örnek alıp onun gibi cana kıyarız. Şüphesiz düşünen kavimler için apaçık ibretler varken.
“Her kim ki bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.”

Neden?

Öyle ki bize hiç bir neden şiddeti haklı göstermez ise de bu ve benzeri eylemleri gerçekleştirenler meşruiyetlerini yitirdiklerimizin bölücü-birlik aleyhine çalışan, gavur, kafir, dış güdümlü olmasına bağlıyorlar. Bu sayılanlara failin mi yoksa makdulün mü daha yakın olduğu muhasebesini varın siz yapın, eğer sizin için de cinayet bir yerde kabul edilebilecek bir şeyse.

Başarılı ve iyi bir aydını kaybettik.

Ahmet Taner Kışlalı’nın ulus tanımı şöyledir: “Aynı topraklar içinde yaşayan, diğer bir deyişle aynı yolun yolcusu insanlar.” Malumunuz Siyaset Bilimi’nde Türkiye’nin başatı Kışlalı da bir suikast kurbanı. Onu öldürenler ise Ermeni lakin Hrant ve Ahmet Taner bir yolun yolcusu, onların failleri biri Türk biri Ermeni olmasına rağmen bir yolun yolcusudur. Bizler hem mesleklerinde bu derece başarlı insanlarımıza sahip çıkamadık hem de insanlarımızın katil olmasını engelleyemedik.

İçe kapanık bir Türkiye.

Cinayetin zamanlamasına bakılırsa, Birleşik Devletlerde 1915 olaylarının soykırım olduğuna ilişkin yasa görüşmeleri yapılmakta, Türkiye Cumhuriyeti’nin Musul-Kerkük doğrultusunda sınır-ötesi operasyon yapma ihtimali konuşulmakta, T.C. MİT Müsteşarı, ulus devletlerin akıbetinden bahseden bir yazı yayımlamakta…

Ve diğer gelişmeler ışığında bakıldığı zaman şurası açıktır ki; istenen, iç meselerle uğraşan bir Türkiye, kendi kendiyle kavga eden bir Türkiye, dış politikada bekle-gör-tavır al mantığıyla hareket eden buna mahkum olmaya sürüklenen bir Türkiye, iç ve dış siyasette bu basiretsizlikle önce onurunu sonra hürriyetini sonra da geleceğini kaybetmeye mahkum bir Türkiye…

Evet şunu da kabul etmek gerekir ki; tüm bunları arzulayanlar ile bunlara neden olanlar ile bu sloganın, bu denli çok ağızdan çıkmasına vesile olan ve bu sloganın hakkıyla anlaşılmaması sebebiyle yine ters tepkiler gösterilene kadar bu sloganı göz önünde tutup içini boşaltanların azımsanmayacak bir ortak kümesi var.

Sonuçta düşünen, hakikati bilen için bu cinayet özkıyımın devamıdır. Birlik özü bilmekten, özü sevmekten geçer. Bu nedenle “Sevdiğim için bir parçam, parçam olduğu için seviyorum, bunun için Ermeni’yim, Kürt’üm, Macar’ım, Kosovalıyım, Japon’um, Arap’ım, Latin’im, Melez’im… Türk’üm”



Uğurlar Olsun

Gönderen: elyazmasi.org | 23 Ocak 2007 | Türü Yeni

(c) elyazmasi.org | Hrant Dink Cenaze Merasimi

“ucuz can pazarıydı
kan doldu gözlerime
isimsiz korkuları katmadım yüreğime
bembeyaz doğruları yaşadım ölümüne”

Vahdet İşsevenler tarafından çekilen fotoğraflara ulaşmak için: (devamını görüntüleyin)



Hrant Dink Agos Gazetesi’nin önünde katledildi

Gönderen: elyazmasi.org | 19 Ocak 2007 | Türü Yeni

(c) ntvmsnbc.com | Hrant Dink Katledildi
Hasan Fehmi Bey/Serbesti (İstanbul 6 Nisan 1909)
Ahmet Samim/Sada-yı Millet (İstanbul 19 Temmuz 1910)
Zeki Bey/Şehrah (İstanbul 10 Temmuz 1911)
Şair Hüseyin Kami/Alemdar (Konya 1912 veya 1914)
Hasan Tahsin/Hukuk-u Beşer (İzmir 27 Temmuz 1919)
Silahçı Tahsin/Silah ve Bomba (İstanbul 27 temmuz 1914)
İştirakçi Hilmi/iştirak,Medeniyet (İstanbul 1922)
Ali Kemal/Peyam-ı Sabah (İzmit 1922)
Hikmet Şevket (1930)
Sabahattin Ali/Marko Paşa (Edirne 1948)
Adem Yavuz/Anka Ajansı (Kıbrıs 27 Ağustos 1974)
Ali İhsan Özgür/Politika (İstanbul 21 Kasım 1978)
Cengiz Polatkan/ Hafta Sonu (Ankara 1 Aralık 1978)
Abdi İpekçi/Milliyet (İstanbul 1 Şubat 1979)
İlhan Darendelioğlu/Ortadoğu (İstanbul 19 Kasım 1979)
İsmail Gerçeksöz/Ortadoğu (İstanbul 4 Nisan 1980)
Ümit Kaftancıoğlu/TRT (İstanbul 11 Nisan 1980)
Muzaffer Fevzioğlu/Hizmet (Trabzon 15 Nisan 1980)
Recai Ünal/Demokrat (İstanbul 22 Temmuz 1980)
Mevlüt Işıt/Türkiye (Ankara 1 Haziran 1988)
Seracettin Müftüoğlu/Hürriyet (Nusaybin 29 Haziran 1989)
Sami Başaran/Gazete (İstanbul 7 Kasım 1989)
Kamil Başaran/Gazete (İstanbul 7 Kasım 1989)
Çetin Emeç/Hürriyet (İstanbul 7 Mart 1990)
Turan Dursun/İkibine Doğru veYüzyıl Derg. (İstanbul 4 Eylül 1990)
Gündüz Etil (1991)
Mehmet Sait Erten/Azadi (Denk Diyarbakır 1992)
Halit Güngen/İkibine Doğru (Diyarbakır 18 Şubat 1992)
Cengiz Altun/Yeni Ülke (Batman 25 Şubat 1992)
İzzet Kezer/Sabah (Cizre 23 Mart 1992)
Bülent Ülkü/Körfeze Bakış (Bursa 1 Nisan 1992)
Mecit Akgün/Yeni Ülke (Nusaybin 2 Haziran 1992)
Hafız Akdemir/Özgür Gündem (Diyarbakır 8 Haziran 1992)
Çetin Ababay/ Özgür Halk (Batman 29 Temmuz 1992)
Yahya Orhan/Özgür Gündem (Ceylanpınar 9 Ağustos 1992)
Hüseyin Deniz/Özgür Gündem (Ceylanpınar 9 Ağustos 1992)
Musa Anter/Özgür Gündem (Diyarbakır 20 Eylül 1992)
Yaşar Aktay/Serbest (Hani 9 Kasım 1992)
Hatip Kapçak/Serbest (Mazıdağı 18 Kasım 1992)
Namık Tarancı/Gerçek (Diyarbakır 20 Kasım 1992)
Uğur Mumcu/Cumhuriyet (Ankara 24 Ocak 1993)
Kemal Kılıç/Yeni Ülke (Şanlıurfa 18 şubat 1993)
Mehmet İhsan Karakuş (Silvan 13 Mart 1993)
Ercan Güre/ HHA (20 Mayıs 1993)
İhsan Uygur/Sabah (İstanbul 6 Temmuz 1993)
Rıza Güneşer/Halkın Gücü (14 Temmuz 1993)
Ferhat Tepe/Özgür Gündem (Bitlis 28 Temmuz 1993)
Muzaffer Akkuş/Milliyet (20 Eylül 1993)
Nazım Babaoğlu/Gündem (12 Mart 1994)
Erol Akgün/Devrimci Çözüm (1994)
Seyfettin Tepe/Yeni politika (28 Ağustos 1995)
Metin Göktepe/Evrensel (İstanbul 8 Ocak 1996)
Kutlu Adalı /Yeni Düzen (Kıbrıs 8 Temmuz 1996)
Selahattin Turgay Daloğlu (İstanbul 9 Eylül 1996)
Reşat Aydın/AA, TRT (20 Haziran 1997)
Ayşe Sağlam Derince (3 Eylül 1997)
Abdullah Doğan Candan Fm (Konya 13 Temmuz 1997)
Ünal Mesuloğlu/TRT (Manisa 8 Kasım 1997)
Mehmet Topaloğlu Kurtuluş (Adana 1998)
Ahmet Taner Kışlalı Cumhuriyet (Ankara 21 Ekim 1999)

ve HRANT DİNK/AGOS (İSTANBUL 19 OCAK 2007)

Hrant Dink’in Agos Gazetesi’nin son sayısında yayımlanan son yazısı



Gönderen: elyazmasi.org | 29 Ekim 2006 | Türü Yeni

Mustafa Kemal'in elyazısı

(devamını görüntüleyin)