Hürriyetin Yeniden Ýlaný'nýn 100. Yýlý | Aralýk 1908 | Osmanlý Meclisi

Yazar ArÅŸivi

Bir dizgi hatası

Gönderen: H.G. Özkoray | 22 Mart 2008 | Türü Edebiyat, Öykü

Kâh yağmur vardı, kâh karanlık dışarıda. Kapıyı çalan arkadaşımı içeri almakta hiç de acele etmediğimi hatırlıyorum. Sırılsıklam yağmurluğundan yerlere akan su damlacıkları ve gökgürültülü gecenin sokaklarından getirdiği çamurlu ayak izleri apartman görevlisini hiç de memnun edeceğe benzemiyordu.

Çatı katındaki dairemde kabuğuma çekileli birkaç hafta olmuştu. Dış dünyayla ne ölçüde kesebildiğimi kestiremediğim bağlantılarıma bu ziyaret yeniden hayat vermişti ne olursa olsun. Kendimi son zamanlarda göreceli olarak daha üretken ya da daha az steril bulmaktaydım yine de, gizemli bir hava verme çabalarımın boşa çıktığı bu münzevi dönemimde. Şubat ayında çıkagelen bahar havası içimi ısıtmalıydı aslında, fakat böyle bir ihtiyaç hissetmiyordum.
(more…)



Sokaktaki adam

Gönderen: H.G. Özkoray | 14 Ekim 2007 | Türü Öykü

Onun için sokakta yürümek (birçok insanın beyinciğini kullanarak rahatça yerine getirebildiği bir eylem) büyük bir sorundu, huzurunu kaçıracak ve beynini saatlerce meşgul edecek derecede.

Tek başınayken, sık sık gün içinde, insanların caddelerde topluca, her zamanki gibi kayıtsızca yürüdükleri ve bir yerlere yetişebilmek için acele ettikleri veya böyle yapıyormuş gibi göründükleri bir günde, önünde yürüyen insanları geçebilmek için çabalayıp duruyordu, kendini rahatsız eden birşey vardı. Önünde yürüyenlerin kendisi tarafından izlendiklerini düşündüklerini sezinleyerek, bu garip düşüncenin yersiz çıkması için önünde kaldırım taşlarını rahatça görmeyi arzuluyordu. Nedense her zaman olmayanı arzuladığını, yapmakta olduklarını hiçbir zaman arzulayarak yaşamını sürdüremediğini hatırlayıverdi birden.
(more…)



Konu dışı serbest çağrışım veya kadavralar üzerine

Gönderen: H.G. Özkoray | 20 Eylül 2007 | Türü Deneme

Lacan’ın bahsettiÄŸi, mutlaka bir yolunu bulup geri dönecek olan “usûlüne uygun gömülmemiÅŸ ölüler” ile Fransızcadaki “dolaba saklanan cesetler” deyiÅŸi (bir nevi halı altına süpürülmüş sorunlar silsilesi) arasındaki fark nedir? Tüm bunlar iÅŸte bu soruyla baÅŸladı.

Bu sözümona ifadeleri simgesel ve reel baÄŸlamda incelemek pekâlâ mümkün. Ölüye karşı duyulması beklenen saygıya vurgu yaparak ne bir yere varabilir, ne de bu karşılaÅŸtırmanın güçlüklerinden sıyrılabiliriz. Her iki durumda da, ancak geçici olarak hasıraltı edilebilmiÅŸ sorunların er ya da geç su yüzüne çıkmaları söz konusu. Usûlüne uygun gömülmemiÅŸ ölülerde kalıplaÅŸmış davranış biçimlerine çok vahim boyutlarda olduÄŸu varsayılabilecek bir uygunsuzluk olsa da, ölülerin gömülü oldukları yadsınamaz. (more…)



Parodos (Platon’un Devlet’indeki maÄŸara mitosu üzerine)

Gönderen: H.G. Özkoray | 8 Eylül 2007 | Türü Deneme

Bu bir Kafka hikâyesi ya da bir Borges anlatısı olabilirdi. Günün birinde, bir adam uyanır ve etrafına bakar, bomboş bakışlarla. Yarıgölgede arkadaşları her zamanki gibi fısıldaşıyor ve geride, kayalık ekranın üzerinde gördüklerinden konuşuyorlardı. Dik, esnek ve çevik gölgeler birbirlerine zincirleniyor (bağlanıyor), arzularının devinimlerine katılıyorlardı. Sadece o kararsız kaldı. Onu sarsan, gölgelerin resminden çok, bir sonraki aşamada neyin geleceğini sezinlemeye çalışanların sözleriydi. Surların üzerinde kayan şu gizli ürpertilerden bahsetmeyi artık istemiyordu. Ne gözlerini kapadı, ne de başka bir yana baktı; zihnini her zaman için oyalamış olan gölgelerin akışını bir an için durdurmakla yetindi. Her zaman için, peki, ya daha öncesi? Belli belirsiz başka birşey msar gibi oldu ve tedirginliği arttı. Tuhaf bir huzursuzluktu. Ağızlarından tek bir kelime çıkmayan ve tanıdık görünümlerden sapmadan açlıklarını ve susuzluklarını gidermeye çalışan diğer insanlardan eser yoktu. Alışılmadık bir hareket dört dönmeye başlamasına yetiyordu, asla görmediği birşeyi tanıyormuş gibiydi. Hatırladı, ve o anda, ilk defa, daha önce hiç düşünmemiş oldukları onu hayrete düşürdü.
(more…)



Kabus İstasyonları

Gönderen: H.G. Özkoray | 19 Ağustos 2006 | Türü Edebiyat, Öykü

Henri Fuseli'in Kabus isimli yağlı boya çalışması

Tarih, uyanmaya çalıştığım bir kabustur.

James Joyce

Soğuk ve bulutlu bir Paris sabahında, babamın bir arkadaşından ödünç aldığı arabada,bir yolculuğa başladığımı hatırlıyorum. Babam, daha önce hiç görmediğim, geniş, gri ve kasvetli binaların bulunduğu,bomboş ve upuzun bir sokağa saptı. Bu sokağın sahipliğini, büyük bir ihtimalle işçiler ve göçmenler üzerlerine almışlardı.

İyi bir şoför olduğu izlenimini bende o güne kadar bırakmış olan babam, direksiyonu bir sağa bir sola kırarak, yol kenarındaki duba ve çöp tenekelerini büyük bir kayıtsızlıkla deviriyordu. Yolculuk boyunca ona ilk kez bir şey söyleme ihtiyacı duydum:

(more…)



Cem

Gönderen: H.G. Özkoray | 12 Ağustos 2006 | Türü Öykü

Cem, okuldan eve dönerken, her zaman geçtiği, geçmekten başka şansının olmadığı bir sokaktan sanki ilk kez geçiyordu. Bu antika dükkanını, hele vitrindeki o görkemli, tahtadan duvar saatini nasıl daha önce fark etmemişti? Bu kahverengi, eski saatin ilk andaki teslim alıcılığı bir yana, zamanını belli sınırlar içerisinde, şartlandırılmış bir şekilde kullanmaya zorlanan Cem, artık ipleri kendi ellerine almak ve vaktini daha iyi değerlendirebilmek için ihtiyaç duyduğu yol göstericiyi bulduğuna inanıyordu. Aslında bu duvar saati, Cem’in asıl yol göstericisiyle tanışması için sadece bir vesileydi. Cem, huzur verici ilkbahar güneşinin ışınlarını yansıtan camlı kapıyı iterek içeri girdi. Kendisini kahverengi yelekli, gülümseyen yaşlı bir adam karşıladı:
 
-         Dükkanımın önünden her gün umursamazca geçen bu delikanlının ziyaretini neye borçluyum? 
-         Vitrindeki ÅŸu saat ilgimi çekmiÅŸti de…
-         Şu kahverengi, Rus saati! O çok eski bir parçadır. Biraz daha yakından inceleyin, lütfen.
-         Teşekkürler. 
-         Bu saatin neden bu kadar ilginizi çektiÄŸini merak ediyorum. (more…)



Bana ihtiyaçları varken onlara katılmalıyım ya da Mistisizmin yüzeyinde

Gönderen: H.G. Özkoray | 9 Ağustos 2006 | Türü Öykü

İrlanda
- Pek güzel, odanızda bulamadıklarınızı dışarıda ararken birşeyleri değiştirebilirsiniz belki, buna rağmen dünyanın sonu bir trafik sıkışıklığıyla başlayacak, işte bunu engelleyemezsiniz.

- Size hak veriyorum. Ama, bana gelip de, intiharı anlamlı bulduğunuzu söylemeyin. Kendinize uygun bir selamet doktrini bulamamamış olmanızı anlıyorum, acılarınızı dile getirmeyi de başarıyorsunuz, hem temsil, hem de irade açısından, tüm bunlara karşın, kaosun esiri olduğunuzu veya dinginlikten boğulduğunuzu aklınızdan bile geçirmeyin.- Kesinlikle. İmgelemimde gitar tınılarına möleyerek karşılık veren inekler varken, size ancak varoluşçuluk bir hümanizmadır diyebilirim.

(more…)