Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Yazar Arşivi

Ne Kadar ?

Gönderen: Levent Sevi | 16 Ağustos 2006 | Türü Edebiyat, Şiir

En mutlu günlerinde hayatımın,
anne ve babamın, o günlerde emin olmak için
değil ama, zaten emin oldukları bir şeyi
tekrar tekrar duymak istedikleri için
sordukları soruyu, gülümseyerek; ve iki yana,
açabildiğim kadar açarak küçük kollarımı,
yanıtlardım; ve derdim ki: İşte bu kadar!

O günler hakkında
bütün söyleyeceklerim,
işte bu kadar.

21 Aralık 2005 Beşiktaş



Yaşamın Başına Yolculuk

Gönderen: Levent Sevi | 13 Haziran 2006 | Türü Şiir

Cole, Thomas

“İnsanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur.” Tazer Özlü

Beşiktaş-Kadıköy vapuru,
Hiçbir yer yok,gitmeye çalıştığım
Veya geç kaldığım, istem dışı uzanmış
Beyaz boyanmış demire ayaklarım,
Denizi izliyorum, o kadar güzel ki, düşüyor yere kitap
Elimdeki, bense ancak adam sayesinde
Fark ediyorum yerdekini, öğrenmeye gelen
Çayımı tazelemek isteyip istemediğimi.

(more…)



Tenis Topu

Gönderen: Levent Sevi | 22 Mayıs 2006 | Türü Şiir


Evimizin salonunda, kenara çekip eşyaları
Bütün gün top oynardık kardeşimle deliler gibi.
Sonra maçın en heyecanlı bölümünde
Babaannem gelir, toz kaldırmayın çocuklar,
Deyip; topumuzu alır ve saklardı.
Ve biz bütün evi alt üst etmemize rağmen
Bir türlü bulamazdık topun yerini. (more…)



Tünel

Gönderen: Levent Sevi | 9 Mayıs 2006 | Türü Şiir

En sevdiğim şeylerden biriydi,
Oynamak, annemin saçlarıyla, küçükken.
Annemin ise kesindi,
Bundan pek hoşnut olmadığı; söylenerek sessizce,
Ve belli etmeyerek hoşnutsuzluğunu, kulağıma eğilirdi;
Ve söylerdi,anlamını bilmediğim o cümleyi:
Asılma bebeğim, depoya gider.

(more…)



Uçak

Gönderen: Levent Sevi | 24 Nisan 2006 | Türü Şiir

Herkes büyük bir iştahla yerken yemeğini;
Vedat’ın-her zamanki gibi- tabağında yemeği.
Göz kırpmasıyla babaannemin, batırıyorum yemeğe çatalı,
Ve bir uçak kalkıyor tabaktan; uçak geliyooor sesleri arasında,
Kısa bir yolculuktan sonra, kardeşimin midesine doğru yol alan.

(more…)



Gökkuşağı

Gönderen: Levent Sevi | 3 Nisan 2006 | Türü Öykü

Uğur Özakıncı’ya ithafen…

Gidiyordum. Arkamda bir köpek vardı. Köpeğin tasması vardı. Tasmanın üzerinde snow yazılıydı. Ağacın uzerinde L kalp F yazılıydı. Tabelanın üzerinde Maçka, Nişantaşı, Beşiktaş yazılıydı. Kırmızı ışıktı. İnsanlar duruyorlardı. Arabaların durmasını bekliyorlardı. Herkes bir şey bekliyordu. Kimi karşıdan karşıya geçmeyi, kimi sevgilisizliğinin bitmesini. Onların dışında bir şeyler bekleyenler biraz daha bekleyebilirlerdi. Herkesin bir beklentisi vardı. Arabalardan ve hayatlardan. Arabalar durdu. Hayat devam etti, bir süre daha. Durdum .Zaten duruyordum. Herkes gidiyordu, benle beraber biraz önce duran. Ben durmaya devam ettim. Bilgisayarım bağırdı: Haydi git artık! Uyan veya. Hava soğuk. Durdum. Kırmızı havaydı. O kadar ateşti ki, soğuktu inanmadığım kadar. Sıkıldım dedi bilgisayarım. Geri dön veya devam et, ama durma burda. Geri döndüm. Kırmızı burasıydı.

(more…)



Tanrılar ve Kullar

Gönderen: Levent Sevi | 9 Mart 2006 | Türü Öykü

L1

Size, bu acı günümde bunları anlatmamın nedenine gelince; biraz önce polisler, benim bu satırları beynime kazıdığımı biliyorlarmışçasına, bana ait ve Lev’in çekmecesinde bulunmuş olan ve okunmamış olduğu hiç açılmamış olmasından anlaşılan mektubu gösterip; onu isteyip istemediğimi sordular.Mektubu görür görmez ağzımdan evet kelimesi çıktığı için, polislerin cümlelerini bitirme gereği duymamaları beni şaşırtmadı, bu mektubu şimdi sizinle paylaşacak olmamın sizleri şaşırtmayacak olması gibi.Eğer Lev bu mektubu okumuş olsaydı, her yıl doğumgünlerimizde birbirimize yolladığımız ve genellikle felsefi içerikli ve hayata dair olan mektuplardan birinin, Lev’in intiharına neden olduğunu düşünüp vicdan azabı duyacaktım.Mektubun okunmamış olması üzüntümü azaltmasa da, üzüntümün daha da çoğalmasını engellemiş oldu.Mektubu okursanız Lev’in içinde yaşadığını söylediği Tanrı tezini, yaşadıklarımı anlatarak nasıl çürüttüğümü görecek ve bu haklı telaşımın nedenini anlayacaksınız

(more…)