Bu yazarın tüm içeriği:

kızmak için çok erkendi ve umutlanmak için çok geç

kızmak içi çok erkendi ve umutlanmak için çok geç…   onla konuşmak suya konuşmak gibi olmadı hiç… rahatlatmadı yüreğimi… sadece pencerenin önünde bir serçe görmek gibi kalbimde belli belirsiz bir heyecan… sonra ona olan kızgınlığımı düşündüm… bir tencereye doldurdum hepsini… kaynadı da kaynadı tüm gün.. Ben başında bekledim… mitolojilerdeki o üç başlı köpek gibi.. hem tutsak [...]



Majörler tükendi minörlere yolculuk…

Bu gece majörleri tükettik minörlere yolculuğumuz… Sofrabaşı muhabbetlerini çok severim… Küçükken de oturur büyükleri dinlerdim sofrada… ”Yemeğini bitirdiysen kalk,git! Büyükler konuşuyor burada!” derlerdi… Eh ben de yerdim de yerdim… O yüzden yusyuvarlak bir çocukluk geçirmiş olsam gerek… Ne diyorduk, he evet, masa başı sohbetleri… masabaşında hep bir vatan kurtarma muhabbetleri… Annem Denz Gezmişi çok severdi… [...]



Bir nefes sözüm var…

Evimde oturmuş yağmuru izliyorum… Yağmur pisliklerini akıtıyor caddenin…Belki doğuda bir köyde yağan yağmur kırmızı akıyordu şimdi diye düşünmeden kendimi alamıyorum.Tuti konuştu… Tuti sustu… Tuti yalnızca bir papağandır duyduğunu söyler…Evden adımımı atamıyorum…Korkuyorum… Ölmekten değil de ölmemekten korkuyorum ve tüm bunları (yalnızca)izlemeyi sürdürmekten…



Tuti mucize

yeşil kokuyor camiler… ve bir mis kokusu dolduruyor ciğerlerimi… bir huzur buluyorum… Kendimi han duvarlarının ilk merdivenini atlamış gibi hissediyorum yalnızca… ve bir yorgunluk tüm bedenimi sarıyor… İşte bak Uyuyorum…