Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Yazar Arşivi

Çay Kaşığının Ölümü

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 16 Aralık 2007 | Türü Edebiyat, Şiir

(c) Caner Ergiler | Çay Kaşığının Ölümü | Şiir | EdebiyatSözcükleri ısladım akşamdan.
Ve bir çay koydum yatmadan,
İçinde az biraz merak, epey boşvermişlik olan.
Güzel bir harmandı
Ama buruktu tadı.
Birkaç şeker attım
Olmadı…
Daha beter, içimi bulandı, kokusu dağıldı.
Dedim ki kendimce
“Hangi burukluğu götürebilmiş hangi şeker,
Ya da hangi şeker bulandırmamış gerçeği
Bırak atma bir daha harmanına bu zehri.”
Tadına alışmaya çalışırken sadenin
Uzaktan sesini duydum bir neyzenin
Huzur dudaklarımdan içime koşuştu
Bu işe tek bozulan çay kaşığı olmuştu.



iki saniye

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 21 Temmuz 2007 | Türü Edebiyat, Şiir

Yasemin Aktuna | iki saniyekirli parmakları
ve zamanından önce ağarmış saçları ile
o bir saklı kentti adeta

alelade pabuçları
ve çizik dolu yüzü ile
gülerdi zavallılığıma

hep acelem vardı,
oysa bir yanılsamaydı yaşadığım dünya.
hergün onun yanından geçerken,
iki saniyelik bir gerçeklik yaşıyordum aslında,
genzimi yakan çöp kokusunda,
ve zar zor sectiğim susup kurumuş dudaklarında.
(more…)



Firavun

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 7 Mayıs 2007 | Türü Edebiyat, Şiir

Bitmek bilmeyen arzularınla lanetlenmişsin.
Ağzın tükürük dolu,
Konuştukça dinleyenleri kirletmişsin.
Öfkeden kavrulmuş bedenin
Bu yüzden denize gömülmek istemişsin.
O bile kabul etmemiş,
Dibe atmış seni.
Yürümüşsün yerkabuğunun altında
Almış öfkeni magma
Yanardağdan tükürmüş sonra
O hızla yutmuşsun bir kasaba
Şimdi mezarsın ufak çocuklara.



Gereksiz Zamana Gereksiz Yazı

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 10 Nisan 2007 | Türü Makale, Yeni

Gereksiz Zamana Gereksiz Yazı | Öykü | Yasemin AktunaGünlerden birgün. Öyle birgünki sokak kendinden geçmiş kendini sokaktan ziyade başka herşey sanar halde. Cıyak cıyak çocuk sesleri, yanlarında yürüyen insanların onları duyamayacağına inanmış ve bu yüzden avazı çıktığı kadar konuşan insanlar, yapış yapış sevgililer ve olmazsa olmaz kız kesiciler, artı olarak yankesiciler. Yankesicileri saymak ne kadar doğru bilemiyorum. Onlar artık bizim birer parçamız, yokluğunda yaşayamayacağımız biricik ve minicik elleri ile şirin mi şirin hop orda hop kapı arkasında şakabaz asli yaşam amacımız. Evet yanlış yazmadım onlar birer amaç. Bize hayatta kalmayı öğreten, şehir içinde amazon ormanları tadında macera yaşamamızı sağlayan bu şekilde hayatımıza renk katan insanlarımız. Misal; hangimizin bir sarmaşıktan diğerine atlamak ve atlarken kazara sürüklenmek gibi bir adrenalin kaynağımız var? (more…)



Yeni Çıkan Herşeye Atlamak

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 16 Mart 2007 | Türü Makale

   Üreticiler pazar yerlerine yeni bir ürün sürdükleri zaman çoğunlukla bir kez dahi olsa o ürün büyük bir çoğunluk tarafından denenir. İhtiyaç olsun olmasın “yaşasın tüketim!” sloganı eşliğinde kapış kapış giden bu yeni ürünler çoğu zaman bütçeye zarar verirler fakat küçük bir meblağ olduğundan pek fazla önemsenmezler. Misal bir zamanların meşhur sanal bebek furyası vardır. Bu o kadar lüzumlu bir icattır ki çocuk isteyen yeni evliler tarafından deney amaçlı olarak kullanılmış, yeri geldiğinde bir köpeğin yerine konmuş hatta ve hatta öldüklerinde onlara özel mezar yaptırılmış ve arkalarından yas tutulmuştur. Evet hepimizin bir sanal bebeği olmalıydı, bu bir zorunluluk, bu bir hayatta kalma amacıydı. Acıktığı zaman bir tuşa basarak beslemek bizi eğlendirmeli ve onunla saatlerce oyun oynamalıydık. Bu elleri inşaatta çalışmaktan nasırlanmış Hasan Amca’nın oğlunun da medya patronu Ziya’nın kızının da ihtiyacıydı. Sorgulanması lüzumsuz en azından şimdik. Sebep? Çünkü “yeni”. (more…)



1987. Baskı’dan Yanıtsız’a Mektuplar 1

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 29 Ocak 2007 | Türü Deneme, Edebiyat

Yanıtsız’a;

Sabah her zamanki sabah, akşam da her zamanki akşam ama yağmur her zamanki yağmur değil bugün. Bana avuç avuç bir kadını getiriyor. Penceremden yavaşça süzülen, panjurun kenarında demlenen bir kadını. Sana anlatmam gereken bir kadını…
Yaşamın içinden, kıyısından köşesinden, ta dibinden, en güzel koylarından, en beter yarlarından geçmiş bir dilber yaşamış zamanın birinde şu baharatı bol İstanbul sokaklarında. Oya gibi işlemiş İstanbul ona. İstanbul gibi kahpe, İstanbul gibi aşık olunası, İstanbul gibi sıcak, İstanbul gibi değişkenmiş o da. Sohbetine kimseler doyamazmış, hele onun peşine takılıp gezmeyen İstanbul gördüm demezmiş. Boğaz’da rakı balık, Moda’da çay sefası, Tahtakale’de şehre kaynamak, sergiler, müzeler ve daha niceleri…
(more…)



Bozuşmak Yok

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 25 Kasım 2006 | Türü Edebiyat, Şiir

Hüzünlenmek için kullanırım seni
Biliyorsun, bencil bir adamım.
Çok kalabalıktır, canım sıkılmıştır
Kullanırım seni,
Aklıma getirip maziyi.
Kimsecikler yoktur
Manzara olduğu gibi boştur
Ah çeker,
Kullanırım seni
Biliyorsun, bencil bir adamım. (more…)