Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

‘Deneme’

“var”lığın yokluğu

Gönderen: Sidar Z. | 17 Mart 2006 | Türü Deneme

“Var” sayılabilmek için ne olmak gerek? İnsan olabilmek için sadece ağza, kulağa, düşünme becerisine sahip olunduğundan değil, gerçekten insan olabilmek için ne yapmak gerek? İnsanlar tarafından bilinmek mi gerek, yoksa işe duygu karıştırıp sevilmek de mi gerek? Tanımadığın bir mekanda herkesin ortasında sessizce otururken ve dikkatleri çekmiyorken yok sayılıyorsan, çığlık atarak mı var olabilirsin? İnsanlar sana bakıp seninle ilgili bir düşünceye mi sahip olmalı ille de? Hadi var oldun bir kere, sen önlerinde durmana rağmen onların seni yok sayabilmelerine ne demeli? Yazarak mı var olunur, çizerek mi? Ağlayarak mı yoksa kahkaha atarak mı? Kimse seni bilmese, seni tanımasa adını bilmese, seni göstermese parmağıyla, yine var olunabilecek mi? Toplum bizi “var” yaparken yine toplumun bizi “yok” görmesi ne yaparsak yapalım, ne kadar adil? Yazsan, çizsen, anlatsan ne olacak sonunda? Sonunda unutulacak mısın unutulmayacak mısın bilemiyorsun. Başkaları gelecek, başkaları yazacak senin yerine. Bazıları seninle aynı doğrultuda gidecek. Belki senin kelimelerinle. O zaman senin üzerinden var olanlar da var sanırım sen daha “var” olamıyorken. Herkes yazıyor çiziyor konuşuyor. Gövde gösterisi olmadığı ne malum? Amaç sadece bir dönem mi var olabilmek yoksa kalıcı bir “var” ‘lık mı? Bir de bunun iyisi, kötüsü var; güzeli, çirkini. Hep iyi olmak isteyen ve bunun için çabalayan, doğuştan iyi olan kadar iyi olamıyorsa suç kimde, nerede?
Ben ne olduğumu bilmiyorum. Bu yazıyla var olabilecek miyim bilmiyorum. Bu da benim sorunum zaten. Peki siz ne olduğunuzu biliyor musunuz? Kimler için “var” olduğunuzu kimler için “yok”? Bir de hergün kimleri “yok” saydığınızı …



Ben Sen ve Diğerleri

Gönderen: sesler | 14 Mart 2006 | Türü Deneme

Hepimizin başından geçen Öss döneminden bahsediyorum.Herkesi aynı derecede yıpratmıyor tabi ösym mesela:Anadolu-öğretmen,Anadolu-Fen lisesi çıkışlıları;özel ders alabilenleri veya hayatı sadece ders çalışmaktan ibaret insanları…İlkokuldan başlıyor aslında “problem”(doğudan batıya değişen).Toplama çıkarma yapamadan orta okula geçenler(bu bir abartı değildir),sonrasında utanıp sıkılıp öğrenmeye korkanlar,sonra “yüce” LGS de başarısız olmalar;çaylak ve aylak lise hayatı ve sonrasında gelen ÖSS… Böyle bakılınca bu yıl ki 52.000 “0″cı arkadışımızı anlamak pek de zor olmasa gerek. Bu bir ayıptır ama burada ahlaki bir ayıp ötesinde bir eğitim ayıbı vardır. Bu ayıp onların olduğu kadar,ki onlardan da çok,sistem ve eğitim “ayıbı” değil midir?Bu “ayıbı”değiştirmek isteyenler olmadı değil ama;bir anda kendilerini kültür bakanı olarak buldular,ne de olsa burası Türkiye idi ve gerçekler bir anda söylenmemeliydi.
(devamını görüntüleyin)



Hakk’ın Rahmeti

Gönderen: Ulaş Bozkurt | 11 Mart 2006 | Türü Deneme

İnsanların ciddiyetini bir türlü kavrayamadıklarını düşündüğüm, kısacık hayatta zamanımızı ne kadar boş geçirdiğimizi anlamamı sağlayan gerçek. Nihilist düşüncenin aksine, herşey anlamlı geldiği ve önemli olduğu için, uzaklaşmaya çalıştığımız, geciktirmeye çalıştığımız, kabullenmesi zor, acı ama gerçek son. Yaklaştıkça hayatın değerini daha iyi anladığımız, bize bi yaşama şansı daha verilmediğini bize tekrar hatırlatan, …, hatırlatan bir şey… Bu öyle bir şey ki hayatımızın gidişatına pek sık karışmaz. Ama arada hissettirir kendini, gece kapımızın kurcalandığını duyduğumuzda, arabayla ikiyüz küsür kilometre sürat yaptığımızda, geceleyin yalnız başımıza sokak aralarında yürüdüğümüzde, silahli birilerini gördüğümüzde, gasp edildiğimizde, ağır yaralandığımızda, o bize kendini hissettirir. Yaşamdan bıktığımızı hissettiğimiz anda, o bize yüzünü gösterir, adeta “hayatta olduğuna şükret!” dercesine size seslenir ve bu zamanlama her zaman kusursuzdur. Bu kusursuz zamanlamanın ötesinde farkına varmamız gereken gerçek ise, ölümün de hayatın bir parçası olduğudur…



Cemre

Gönderen: buğday | 9 Mart 2006 | Türü Deneme

Kavruluyor saçları saman çeken patosun yanında, ağzı dağ eşkıyası, tozdan korunmaya çalışan bir kırmızı dülbent sararmışlığında…Saçının sayısı dokumuş toprağın verdiği yabanların renkleriyle halıları… Bir köyün bir kızıymış, herkes oğluma alıcam diyomuş, almamış kimse… Alsaymış keşke… Oyun yaşında, din yaşında, iş yaşında bile hep çalışmış. O büyütmüş yedi kenger sakızını.

(devamını görüntüleyin)



Unutmak

Gönderen: Bülent ÇAKA | 4 Mart 2006 | Türü Deneme

Unutmak kolay demiştin…

“Cumhurbaşkanının imamhatipli olacağı günler yakındır.” Tayyip Erdoğan

Milletin sahip olduğu özgür iradeyi etkilemeye ne hakkı var insanların? Allah’ la kul arasına girmek değil de nedir bu yapılan? Cahil insanların en ufak bir söylemle etki altına gireceğini bilen bu zeki insanlar, toplumu zehirlemekten vazgeçmedikleri sürece, gelişmek adına, ilerlemek adına, başarı adına atılacak adımlar, boşluğa basıp düşmeye mahkumdurlar…

(devamını görüntüleyin)



Özgürlüğün Döngüsü

Gönderen: ırmak inan | 2 Mart 2006 | Türü Deneme

Küçük bir farklılıkla başlamış bu döngü…Cinsiyet belirmiş herşeyden önce sonra renk çıkmış,sonra ülke çıkmış. Bir yerlerden çıkıp gelip hepsinin önüne konmuş sonra inanç. Tarihin ara perdelerinde öyle bir zaman belirmiş ki bu olgu hepsinin önüne çıkmış. Yıkmış “insan” olmanın ayrıcalığını. Ve böylece zannedilen en büyük farklılık çıkmış ortaya. Zamanın,geleceğin,geçmişin,aklın,kalbin ötesinde bir duygu bu. İnanç; mantığının hayır dediği şeye inanmak,güvenmektir. İnsanın sadace kendiyle başbaşa olabildiği ayrı bir diyar,ayrı bir zaman çemberidir. Ve işte öyle bir zaman dilimi yaşanmış ki; insanın kendine ait bu çember daralıvermiş. Birbiriyle toprak,mal gibi şeyler için mücadele eden insanoğlu bu çembere saldırıvermiş aniden.

(devamını görüntüleyin)



Kimlik

Gönderen: pasalp | 24 Şubat 2006 | Türü Deneme

Mozaik.

ATATÜRK ‘ün önderliginde farklı diyemeyeceğimiz farklı insanların bir arada ve birçok güçle mücadele edip hatta bizden olmayan bizdenlere karşı savaşıp kurdugu bir millet ve bir cumhuriyet vardır.Bu cumhuriyet kurulurken kimse zorla milli mücadele saflarına ekletilmemiştir. Herkes kendi izanıyla bu mücadeye katılmıştır ve ortaya kendi irdesini kabul ettirmiş bir çokluktan,yek bir millet dogmuştur .

(devamını görüntüleyin)