Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

‘Edebiyat’

Tamamlayamadığım Şarkım: Paris

Gönderen: S. Arda ÜÇER | 18 Temmuz 2007 | Türü Edebiyat, Gezi

Selim Arda Üçer | Tamamlayamadığım Şarkım: Parisİstanbul, gençliğinin tam merkezinde, kendi güzelliğinin ayırdında, çokça işveli, biraz fettan, göz alıcı kerte kırıtan, kışkırtıcı derecede hayat dolu, epeyce dekolteli bir kadınsa eğer; orta yaşın kadınlara özgü tüm güzelliğine sahip, görmüş geçirmiş, güzelliği kadar sohbeti de derinlikli, hafif makyajlı, biraz durağan ama her dönemin güzelliğini sindirerek yaşatan ve yaşayan bir şehir.

Yıllardır filmlerde görüp sevgi beslediğim, adından hep iyi bahsedildiğini duyduğum, aşık olanların tutkularını gözlerinden okuduğum, aklıma kazınmış görüntülerine illa ki romantik müziklerin eşlik ettiği, yağmurun yüzündeki makyajı akıtmak yerine sevimlilik kattığı, sokaklarında kaybolunca seni kendisine çeken, oturup sokak lambasının altında -kaldırım üzerinde- dünyanın en romantik satırlarını yazabileceğin gibi bir hayale sürükleyen
(devamını görüntüleyin)



Dahilden Aşk

Gönderen: Vahdet İŞSEVENLER | 16 Haziran 2007 | Türü Şiir

aşk bir gizli servis ifşa edilmiş amaç için
hücre tipi örgütlenme yalnızlıktan güç alabilmek için
yalnızlık onun neredeyse varlık koşuludur
nihayetinde iki zıtlık arasında çalışır
kadimdir ilişkileri e sonsuz eksi bir yine sonsuz
bölünmüştür mikrolar onunla yönetilir
zamansız kalkınma planının kod adıdır tekamül
ha bir de işkence metodu vardır aynı isimde
ondan öykülenilmiştir başbaşa kalabalıklarda
herkese uygulanır önce soyulur madur
benliğinden eser kalmayana dek sorulur
özgeçmişi geçmiş kovulur ve öz korunur
bu işlemden sonra seviş(e)mese de sevmeye mahkumdur

eternity-sonsuzluk (c) ultraphorgrapyh.net

hiçbir yalnızlıkta onu bozacak kadar yalın olamaz tutsak
mesala yakamoz güneşe ulaşamaz aya tutsak
ve ay yakamoz için güneşe tutsak

(devamını görüntüleyin)



Çok Kişilik yalnızlık (mı)?

Gönderen: nesli | 14 Haziran 2007 | Türü Edebiyat, Öykü

Cok Kisilik Yalnizlik | edebiyat | öyküAnnesi;”Önemli bir şey değildir,boşver sen. Ben hallederim sonra.” diye yanıtladı babasını yine ve tabi ki bakışlarla. O gördü.

Babaannesi de fark etti sevgili torununda bir şeyler olduğunu, “Allah’ım sen koru Yarabbim güzel torunumu kötü kullarından”… diye geçirdi içinden ve bir Ayet’el Kürsi de onun için okudu. O gördü.

Evden bir hayli kopuk olan ağabeyi dahi anladı nane molla bir durum olduğunu, o da şöyle bir baktı kızkardeşine “Aman yine deli saçması düşüncelerinden biri takılmıştır aklına bu çatlağın.” diye düşündü daha doğrusu düşünür gibi yaptı, diğerlerine ayıp olmasın, ilgilenmediğini bir gören olmasın diye.O gördü. (devamını görüntüleyin)



Pahalı Viski

Gönderen: mutlukocakurt | 4 Haziran 2007 | Türü Deneme

işSevgiyle dördüncü dublemi seyrediyordum. Keşke buz da isteseydim.

“Sana birazdan yapacaklarım için şimdiden özür dilemek istiyorum”
“Meraklanma. Yapacağın hiçbirşey beni korkutamaz, adi köpek ! Senin gibileri çok gördüm ben.”

Yok ! Bu kadın beni tanımalıydı. 18 yıldır beni bekleyen viski, bir on dakika daha bekleyebilirdi. Hem sonrasında boğazımdan aşağı akarken ikimizin de aldığı zevk daha yoğun olacaktı. Masadan, kar maskemi alıp kafama geçirdim. Kadının yanına gidip, göz bağını çözdüm.

“Belki bu firkini değiştirir ?” Elimde bulunan binici kırbacını, hafif hafif yüzüne doğru sallıyordum.

“Beklediğin kabahat, sorunlu piç” dedi, yüzüme tükürür gibi

Kolunu koparırcasına onu sandalyesinden söküp kendi masama sürükledim ve suratını masamın üzerine bastırp, tek parça elbisesini yırtar gibi ensesine kadar yukarı çektim. Gördüğüm manzara beni çok şaşırtmadı. Güzel sırtındaki yara izleri bunları ilk defa yaşamadığının kanıtıydı. Çetin cevizdi.
(devamını görüntüleyin)



Derin Derinlik

Gönderen: hanife songül | 30 Mayıs 2007 | Türü Şiir

down-deep

sanrılarım karışır imgelerime
tatlı bir kaşıntıdadır beynim
uğultusuz gelir ölüm
sessiz
oyuklar açılır gönlüme
derin ıssız hissiz
beyaz kefenler doldururum

(devamını görüntüleyin)



Rüzgarla gelen

Gönderen: efsun | 28 Mayıs 2007 | Türü Edebiyat, Öykü

(…)

Son bir nefes ve nabzı durdu. Karmaşa son buldu. Masanın üzerindeki kitabın herhangi bir sayfası açık kalmış, pencereden süzülen hafif bir rüzgarın etkisiyle savrulmaktaydı. Kafasının içinde hapsolmuş düşünceler uçuruma hücum etmeden önce, Madam Bovary’den bir kaç satır okumuştu ‘Sıkıntı denen sessiz örümcek de, yüreğinin her köşesine ağlarını örüyordu karanlıkta…’

Parmakları uyuşmuş, fakat hala hissedebiliyordu yerdeki ıslaklığı. Halbuki duyguları, sehpanın üzerinde bulunan çerçeveyi parçaladığı anda onu terk etmişti. Annesi, anneannesi ve kendisi kırılan çerçevenin içinde yerde öylece uzanıyorlardı. Tam karşısında bulunan, onun kendi düşünsel dünyasından dışarı açılan tek pencere herzaman kilitli olmasına rağmen bugün ardına kadar açıkttı. Rahatsız edici bir gürültüyle cama çarpıyor, bir dahaki sefere daha da şiddetli çarpıyordu. Nasıl oluyor da bunların hiçbiri Dilara’nın ilgisini çekmiyordu. Şuursuzca bir avucundan diğer avucuna akıtıyordu pıhtılaşmaya yüz tutmuş kanını. Daha önce hiç görmediği, girmediği bu yumuşak denizde uysallığından taviz vermeden yüzmekte idi. Dalgalar şiddetini arttırır iken, o, halsizliğiyle yenik düşüyordu. Göz kapakları , dramatik bir oyunun ardından kapanan perdeler gibi sükut içindeydi. Oyun bitmişti.

(..)

(devamını görüntüleyin)



Firavun

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 7 Mayıs 2007 | Türü Edebiyat, Şiir

Bitmek bilmeyen arzularınla lanetlenmişsin.
Ağzın tükürük dolu,
Konuştukça dinleyenleri kirletmişsin.
Öfkeden kavrulmuş bedenin
Bu yüzden denize gömülmek istemişsin.
O bile kabul etmemiş,
Dibe atmış seni.
Yürümüşsün yerkabuğunun altında
Almış öfkeni magma
Yanardağdan tükürmüş sonra
O hızla yutmuşsun bir kasaba
Şimdi mezarsın ufak çocuklara.