Söz konusu siyaset olduğu vakit toplumlar ikiye yarılır: yönetilenler ve yönetenler, ipi tutanlar ve tutulanlar. İzaha girmeden önce belirtmek isterim ki ben dini vecibelerini yerine getirmeye özen gösterem bir müslümanım. Hiçbir kimlikten haz etmediğim gibi böyle bir girizgahtan da memnun değilim lakin her derdin aslını ayrılık olarak görürdüğüm için baştan bunun önüne geçmek istedim. Muhammed’in işaret ettiklerine inanmak ilerici olmaya engel değildir. İlk kurulan mecliste Gazi Mustafa Kemal başkan, Abdülhalim Çelebi (Mevlevi başkanı, makam çelebisi.) de ikinci başkan olmuştur.

Cumhuriyet“…Aksi takdirde çok kelleler gidecek!” diyordu. Yüzyıllarca biat ettikleri Osmanlı Hanedanlığı, hükümdarlığının fiili olarak sonuna gelmiş lakin ecnebiye teslimiyet reddedilmişti. Bazıları ödev ile yetkiyi karıştırmıştı. Halkın iradeyi (egemenliği) eline aldığını unutmuştu meclisin bir bölümü, hakimiyeti kendinde sanıp ne lütfedeceklerini tartışıyordu ki paşa temsilci olduklarını kimseye birşey vermediklerini hakimiyetin zaten fiili olarak bila kaydu şart millete ait olduğunu hatırlattı. Meseleye bu açıdan bakılmalıydı aksi halde çok kelleler gidecekti. Mustafa Kemal her daim geçerliliği olan bir kelamda bulunmuştu. Espiriyi bilirsiniz: şeriatta o senin bu benim, tarikatte hem senin hem benim, hakikatte ise ne senin ne benim.
14 NİSAN
Heyecanımız, bilgimizden fazla olursa sonucun niyetimizle örtüşeceğinden şüpheliyim lakin öteki yaratıp, suçlamak, kötülemek de fayda getirecek bir davranış değildir. 14 Nisandaki yürüyüşü bu açıdan değerlendirmek lazım. Sevgili H.Dink’in cenaze töreni ve bu yürüyüş gösterdi ki acı ninni sona ermekte. Tahammül zorlanmıştır ve halk tepkisini doğrudan gösterecektir bundan böyle. Seçim vaktini beklemeyeceğiz. Bizler umut dolu meydanlara inerken soralım egemenlik kimdedir? Son birkaç ay manşet manşet, bağrış çağırış hepimizin hatrında. Nerdeyse bir sene evvel -eski tabiriye- cephe açıldı. Önce bu tabirin eskidiğine şükrediyorum, kan çağrıştırıyordu. Cumhuriyet gazetesi sordu: “Tehlikenin farkında mısınız?” Laiklik tartışmaları hiç dinmemişti ama o günlerde hararetin arttıracağının işareti veriliyordu. Cumhurbaşkanı dahil oldu, muhalefet dahil oldu, bir kısım ay(ama)dın dahil oldu derken liste uzadı. Andıçlar ortaya çıktı, ordu - sivil toplum örgütleri ilişkileri sorgunlandı, Fethullah Gülen dahil oluyordu tartışmaya. Ne istiyor Amerikalı (kimilerine göre mürşid) sizce? Bu şekilde ordu da stk’larda zan altında kalacaklar elbette. Nihayetinde katılım azalacak ama dahası var bunlar aynı zamanda yeni gündem demek; parasızlık, şehitlik ve sair konular unutulacak demek. Bir çoğunuzun malumu olduğu FEM yurtları, evleri mezunlarını çoktan verdi ve daha da vermekte. Buradan çıkıp TSK’da görev alanlar da az değil.
Bir başka incelenmesi gereken konuda kimi destekçiler. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Merkezi ve 95 Şubesi, Uluslararası Lions Kulübü Dernekleri 118-K Yönetim Çevresi Fedarasyonu toplumsal uzlaşma isteyenlerden. Şimde talebin bizimkisinden farkı yok lakin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Sorosgillerden olduğu malum. Burada başka amaçlara hizmet etmemek için şüphe şart! İyi düşünelim ne, kimin faydasına. Çok kellelerimiz gitmedi mi? 80′den öncede, 60′dan öncede hepimiz, hepimizin bekasını istemiyor muyduk? Komünizmden kaçarken CIA’nın kucağına oturulmadı mı?
New York Times On binlerce kişinin hükümet üzerinde artan İslami etkiyi protesto etmek için Türkiye’nin başkentini doldurduğunu yazdı. Gösteriye katılanların sayısının Türk toplumunda İslam rolü konusundaki derinleşen bölünmeyi yansıttığını kaydeden gazete, “Şimdi iki ayrı Türkiye var” ifadesini kullandı.
(more…)