“Türkiye şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olmayacaktır”
Gönderen: S. Arda ÜÇER | 17 2007 | Türü Siyasi, Yeni
Selim Arda Üçer, 14 Nisan’da yapılan geniş katılımlı “Cumhuriyet Yürüyüşü”nü değerlendiriyor. Yürüyüşle ilgili bir yazıyı daha yayımlamıştık. O yazıyı ve tartışmaları da okumak isterseniz buraya tıklayın.
Ankara’da 14 Nisan 2007 günü yüz binlerce insanın bir araya gelerek, tek yürek ve tek ses olarak ülkemizin içinde bulunduğu gri günleri karanlığa döndürmek isteyenlerle, onların işbirlikçilerine seslerini duyurması bazılarını epeyce rahatsız etti. Planlarının bozulması bu tiplerde biraz da hırs yapmışa benziyor… Ama alışkınız, bu ulus çok Ali Kemal gördü…
Organizasyonun ölü doğması için önce asılan ilanları yırttılar, tren seferlerini dörtte bire düşürdüler, kendilerinin bir yerlere sırtlarını dayamadan fikir beyan edememelerinden dolayı bu ‘sivil’ inisiyatifi de orducu ilan ettiler, canlı bağlantı yapmadılar, toplantıya ilişkin habere basbayağı sansür uyguladılar…
Ama güçleri yetmedi…
Tehlikenin farkında olan Anadolu halkı; önceki yıllarda olduğu gibi yine yekvücut oldu, Cumhuriyet’in ve demokrasinin gerçek ve tek sahibinin halk olduğunu gösterdi. Başı açık- kapalı, Alevi-Sünni, Kürt-Laz, genç-yaşlı herkesimden ‘aydınlık’ insan sadece cumhurbaşkanlığı konusunda değil, ülkenin kaderi konusundaki hassasiyetini gösterdi. İnsanlar Almanya’dan, Diyarbakır’dan, İstanbul’dan, İzmir’den, Kars’tan sel oldu Tandoğan’da buluştu.
(more…)


Günlerden birgün. Öyle birgünki sokak kendinden geçmiş kendini sokaktan ziyade başka herşey sanar halde. Cıyak cıyak çocuk sesleri, yanlarında yürüyen insanların onları duyamayacağına inanmış ve bu yüzden avazı çıktığı kadar konuşan insanlar, yapış yapış sevgililer ve olmazsa olmaz kız kesiciler, artı olarak yankesiciler. Yankesicileri saymak ne kadar doğru bilemiyorum. Onlar artık bizim birer parçamız, yokluğunda yaşayamayacağımız biricik ve minicik elleri ile şirin mi şirin hop orda hop kapı arkasında şakabaz asli yaşam amacımız. Evet yanlış yazmadım onlar birer amaç. Bize hayatta kalmayı öğreten, şehir içinde amazon ormanları tadında macera yaşamamızı sağlayan bu şekilde hayatımıza renk katan insanlarımız. Misal; hangimizin bir sarmaşıktan diğerine atlamak ve atlarken kazara sürüklenmek gibi bir adrenalin kaynağımız var? 