Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

‘Siyasi’

Bir Gün Belki

Gönderen: nesli | 3 Şubat 2007 | Türü Siyasi, Yeni

Hrant Dink | Bir Gün Belki | Nesli

Bundan birkaç sene önce “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” adında bir film çekilmişti,tam emin değilim ama “?” senesinde sanırım. (Pek bir önemi yok zaten vaktin.) Fakat ben bundan birkaç ay evvel buluştum kendisiyle, tanışmamız daha öncesine dayanmasına rağmen. Hayatımın filmi diyeceğim türden bir film değildi ama güzel şeyler vardı içinde, görmek isteyene… Şu aralar içinde bulunduğumuz durumlar, ki onları anacağım birkaç satır sonra,filmin belli sahnelerini hatırlamama sebep oldu.

Film, bir mahalle takımının bir üst lige atlayabilme çabası adı altında, o takımı oluşturan kişileri bir arada tutup, onların hayatlarına anlam katmalarına yardım etmeye çalışan bir adamın öyküsünü anlatır ki bu adam eski bir beden eğitimi hocası olan ve takımın oyuncuları tarafından “Hacı” diye anılan, takımın antrenörüdür. Gel zaman git zaman “Hacı” hayatını kaybeder. Esnaf Spor’un futbolcuları bir hayli üzülürler, ne yapacaklarını şaşırırlar, adeta sudan çıkmış balığa dönerler. Ne yapacaklarını şaşırırlar çünkü Hacı onların hayatında çok önemli bir yer kaplamaktadır ve onu son yolculuğuna en iyi şekilde göndermek istemektedirler. Üstelik kimi kimsesi yoktur Hacı’nın,f akat aralarından birinin aklına Hacı’nın daha önceden ziyaret ettiği biri gelir. Ona Hacı’nın vefat ettiği haberini verirler ancak adam cenazeye gelemez ve Esnaf Sporlular cenaze namazını kılıp uğurlarlar Hacı’yı ebedi yolculuğuna. Bunun ardından Hacı’nın daha evvel ziyaret ettiği “o adam” mahalleye gelir ki bu adamın Hacı’nın ağabeyi olduğu öğrenilir. Adama cenaze namazının kılındığını söylerler, adam “Siz ne yaptınız?” diye feryat eder zira Hacı bir “Ermeni”dir!
(more…)



“Hepimiz Ermeni”yiz Ne Demek?

Gönderen: elyazmasi.org | 31 Ocak 2007 | Türü Siyasi, Yeni

Gazateci Hrant Dink’i katledilişinin ardından ortaya çıkan bu slogan bazı çevrelerce birlik adına umut bazı çevrelerce de ayırıcı bir aşağılama ibaresi olarak görüldü. Biz ne acı bir tesadüftür ki Hrant Dink vurulurken de ordaydık ve elbette vazifemiz gereği cenaze yürüyüşünde de. Yalnız İstanbul’da da, Türkiye’nin tamamında olduğu gibi bu slogan tek bir şekilde anlaşılmıyordu. Algıda da birlik mevcut değildi. Bugünlerde futbol tribünlerinden, köy kahvesine kadar bir çok kalabalıktan bu slogana tepkiler yağmaya devam ediyor. İşte bunların sonuncunda biz “Hepimiz Ermeniyiz” derken ne kasdediyorsak anlatmamız gerek diye düşündük.

Mustafa Kemal’in ulus tanımı doğrultusunda yine Mustafa Kemal’in “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkı’na Türk Milleti denir.” özdeyişine bakacak olursak;

Ernast Renan ve Mustafa Kemal’in ulus tanımları büyük ölçüde örtüşmektedir. Bu sebeple önce E. Renan’ın 1890 yılında sunduğu ulus tanımına bakma gerekir. Bu tanıma göre ulus: “Ortak geçmişi olan ve birlikte yaşama arzusu gösteren insan topluluğudur.” Az ve öz olmasının da etkisiyle dünya genelinde önemli ölçüde kabul görmüştür. Mustafa Kemal’in tanımı ise biraz daha detaylı olup şu şekidedir: “Zengin bir hatıra mirasına sahip bulunan; beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakatte samimi olan ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden meydana gelen cemiyete millet namı verilir.” Mustafa Kemal’in bu tanımı şu sebeplerden ötürü bizim için önemlidir:

- Tanım yapılırken evrensellik ve bilimsellik kaygısından ötede bu toprakların menfaatine uygun olanın gözetilmesi.
- Birlik olabilmenin yolunu din, mezhep, ırk, etnik kimlik v.b. kimliksel öğeleri aşarak belirten bir ulus tanımı yapılmış olması.

Özdeyişe bu açıdan bakılması gerktiği kanaatindeyiz. Bu şekilde önemli olanın beraber yaşama arzusu, sahip olunanın beraber muhafazası olduğu anlaşılacaktır. Nihayetinde cumhuriyeti kuran halkın adının ne olduğu önem arz etmez. Bu Türk de olur, Ermeni de Kürt de. Unutulmasın ki İstiklal Savaşı, İstanbul Ermenileri için de bağımsızlık ifade etmekteydi, Diyarbakır içinde. Bu anlamda bu cumhuriyeti kuran herkes nasıl Türk’se ayrılıkların doruğa vardırılmaya çalışdığı bir dönemde aynı bağımsızlık ve refah arzusuyla ve yine muvaffakiyetin birlikle olacağı inancıyla herkes Ermeni’dir.

Öldürüldü, üzüldük…

Bir insan öldürüldü. Biri insan öldürdü.

Bu ulusu-halkları, bu toprakları, bu beşiği bilen nasıl bir kuyuya düşmüştür ki sıçrayan kandır. Bu nasıl bir hırs, gözüdönmüşlüktür. Kimin masum olup olmadığını bilemeyeceğimize göre:

“Kim bir cana kıymayan veya yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.”
Şayet bir insan gerçektende masum olmayan olsa dahi nasıl biz kendimize onu örnek alıp onun gibi cana kıyarız. Şüphesiz düşünen kavimler için apaçık ibretler varken.
“Her kim ki bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur.”

Neden?

Öyle ki bize hiç bir neden şiddeti haklı göstermez ise de bu ve benzeri eylemleri gerçekleştirenler meşruiyetlerini yitirdiklerimizin bölücü-birlik aleyhine çalışan, gavur, kafir, dış güdümlü olmasına bağlıyorlar. Bu sayılanlara failin mi yoksa makdulün mü daha yakın olduğu muhasebesini varın siz yapın, eğer sizin için de cinayet bir yerde kabul edilebilecek bir şeyse.

Başarılı ve iyi bir aydını kaybettik.

Ahmet Taner Kışlalı’nın ulus tanımı şöyledir: “Aynı topraklar içinde yaşayan, diğer bir deyişle aynı yolun yolcusu insanlar.” Malumunuz Siyaset Bilimi’nde Türkiye’nin başatı Kışlalı da bir suikast kurbanı. Onu öldürenler ise Ermeni lakin Hrant ve Ahmet Taner bir yolun yolcusu, onların failleri biri Türk biri Ermeni olmasına rağmen bir yolun yolcusudur. Bizler hem mesleklerinde bu derece başarlı insanlarımıza sahip çıkamadık hem de insanlarımızın katil olmasını engelleyemedik.

İçe kapanık bir Türkiye.

Cinayetin zamanlamasına bakılırsa, Birleşik Devletlerde 1915 olaylarının soykırım olduğuna ilişkin yasa görüşmeleri yapılmakta, Türkiye Cumhuriyeti’nin Musul-Kerkük doğrultusunda sınır-ötesi operasyon yapma ihtimali konuşulmakta, T.C. MİT Müsteşarı, ulus devletlerin akıbetinden bahseden bir yazı yayımlamakta…

Ve diğer gelişmeler ışığında bakıldığı zaman şurası açıktır ki; istenen, iç meselerle uğraşan bir Türkiye, kendi kendiyle kavga eden bir Türkiye, dış politikada bekle-gör-tavır al mantığıyla hareket eden buna mahkum olmaya sürüklenen bir Türkiye, iç ve dış siyasette bu basiretsizlikle önce onurunu sonra hürriyetini sonra da geleceğini kaybetmeye mahkum bir Türkiye…

Evet şunu da kabul etmek gerekir ki; tüm bunları arzulayanlar ile bunlara neden olanlar ile bu sloganın, bu denli çok ağızdan çıkmasına vesile olan ve bu sloganın hakkıyla anlaşılmaması sebebiyle yine ters tepkiler gösterilene kadar bu sloganı göz önünde tutup içini boşaltanların azımsanmayacak bir ortak kümesi var.

Sonuçta düşünen, hakikati bilen için bu cinayet özkıyımın devamıdır. Birlik özü bilmekten, özü sevmekten geçer. Bu nedenle “Sevdiğim için bir parçam, parçam olduğu için seviyorum, bunun için Ermeni’yim, Kürt’üm, Macar’ım, Kosovalıyım, Japon’um, Arap’ım, Latin’im, Melez’im… Türk’üm”



İyi ki doğdun!

Gönderen: piyade | 24 Ocak 2007 | Türü Makale, Yeni

Uğur Mumcu ölüm yıldönümü

Bugün Uğur Mumcu’nun ölümünün 14. yılı,benimse doğumumun. Şu an Onu hatırlatan bu satırları yazabiliyorsam eğer, aslında 14 yıl önce bugün, sadece ben değil benimle birlikte O da dünyaya gelmiş demektir. O yüzden ben bu günü Onun ölüm yıldönümü olarak değil,yeniden doğumunun 14. yılı olarak hatırlamak istiyorum.Nice mutlu senelere Uğur Mumcu.İyi ki doğdun…
(more…)



Yabancı dilde eğitim

Gönderen: EserULGER | 16 Ekim 2006 | Türü Makale, Siyasi, Yeni

Sevgili arkadaşlar;

Benim aklıma takılan ve baya da rahatsız olduğum bir konu var. Sizlerle onu paylaşmak istiyorum. Bu konu eminin hepinizin bilgisi olan ve rahatsızlık duyduğundan emin olduğum yabancı dilde eğitim safsatası.

Arkadaşlar ülkemizde 1950’li yıllarda yabancı dil öğretmek amacıyla okullarda yabancı dilde eğitim diye bir şey çıkarıldı.  Neydi bu yabancı dilde eğitim okullarda eğitim ve öğretimin ana dil Türkçe yerine başka dilin - genellikle İngilizce oluyor – kullanılması. Bu alınan kararla Türkiye Cumhuriyetinin temel taşlarından olan milli eğitim anlayışına saldırı başlamıştır.     

Sevgili okurlar dünyada Türkiye’den başka bir kaçta sömürge ülkesi dışında hiçbir ülkede eğitim ana dilin dışında başka bir dille yapılmamaktadır hatta ülkeler buna karşı önlemler alarak çeşitli yasalar çıkarmışlardır. Bazılarında bizde olduğu gibi hazırlık sınıfı da yoktur hatta bu ülkeler de  yabancı öğrencilere bile kendi dillerinde veya başka bir dilde eğitim almalarına izin verilmemektedir.
(more…)



Toprak satışı

Gönderen: EserULGER | 5 Ekim 2006 | Türü Makale, Yeni

Yabancılara Toprak SatışıAKP Hükümeti’nin sırf AB istiyor diye milletvekillerini tatilden çağırarak bir gecede çıkardığı uyum yasaları içinde bir tane kanun var ki dillere destan. Bahsettiğimiz bu değişiklik 644 sayılı tapu kanunları yapıldı ve yabancıların (hem tüzel kişilerin hem gerçek kişilerin) taşınmaz mal edinmelerini serbest bıraktı. İnsan kırk yıl bir ülkenin ulusal bütünlüğünü nasıl tehlikeye atarım diye düşünse ancak böyle bir yasa çıkarır.

Bu zamandan itibaren yabancılara yani 68 ülkeye 81 ilin 70’inde 44.750 adet gayri menkul 2.734.083.920 m2  toprak satışı yapılmış. Satılan bu vatan topraklarını alan ülkelerin başında Yunanistan gelmektedir. Daha sonrada Almanya,İngiltere,Suriye,Hollanda,Fransa,İsrail gelmekte. Başbakan TV’de söylediğini layıkı ile yapmış ülkemizi dışarıya çok da iyi pazarlamış ki vatan topraklarına rağbet bu kadar fazla olmuş. Satılan toprakların ortak da bir yönleri var.Topraklar ya sınır boylarında ya sulak alanlarda (herkes de bilir suyun olduğu arazide petrol olma olasılığı çok yüksektir.) yada verimli tarım alanları.Yani AB ‘ye uymak sevdasına ülkemizin stratejik ve verimli aşanları yabancı ülkelerin kontrolüne geçmektedir. (more…)



Artık, sorularımız var -I-

Gönderen: Tunca ÜÇER | 14 Eylül 2006 | Türü Makale, Yeni

Ama zaman geçti, yıllar geçtikçe insanlar terörden yoruldular. Bu sorun uzadıkça uzadı. O zamanlar, yani terörün en yoğun olduğu zamanlarda, her gün bayrağa sarılı tabutlar dağılırdı, memleketin bir bölümünden, bütün her yerine… Sayılar birşey ifade etmez olmuştu televizyonun karşısındakilere. Sonra çok zaman geçti, terörü bitirdik denildi, gerçekten de teröristler sınırdışına itilmişlerdi. Ama Amerika’nın Irak İşgali’nden sonra, Kuzey Irak’ta Saddam’ın kurduğu baskıcı denetim kırılmış, dağlarda serbestlik başlamıştı. Özellikle Kürtler’in ABD ile işbirliği yapmaları, ABD’nin bu zamana kadar orada olanlara karışmaması, terörü gene hoplattı…

Memleketin dört bir tarafında terörist faaliyetler gene başladı. Ölen insalarımız, şehitlerimiz, geçici denildi, geçmedi… Sorun şehitliğin sorgulanmasına kadar geldi, gelmeliydi de… Neden hep ölüyorduk? Neden hep ölmek zorundaydık? Neden bu faaliyetler bitmiyordu? Gerektiği zaman dört bir yanındaki komşularına meydan okumayı bilen, dünyanın en büyük ordularından birine sahip olmasıyla övünen, iki de bir Ortadoğu’da barış sağlamaya çalışan devlet, nasıl oluyor da kendi tanımı ile dağdaki bir kaç silahlı eşkıyayı bitiremiyordu? (more…)



İmparatorluk

Gönderen: Beyazıd Yusuf Mustafa | 9 Ağustos 2006 | Türü Genelgeçer

dolardaki göz Giriş
1000 yıldan fazla geçmişi olan bir örgütlenmeden bahseceğim, bunları sizlerle paylaşmadan önce konu hakkında çok daha fazla donanımlı olmayı yeğlerdim.Esasında bu vakte kadar beklememin en önemli sebeplerinden biride budur fakat süreç hızla ilerlemekteyken enazından temel bilgileri paylaşmak gerektiği kanaatine vardım. Tapınakçılardan, CFR’ye, Opus Dei’den, Bilderberg’e kadar iplerin arkasındakilerden haberdar etmeye çalışacağım. Keneddy suikastından, Turkuaz sularına kadar uzanan yelpazenin sahipleri -sorguladıkça bana katılacaksınız- esas yöneticilerdir ki karşı müdahalede bulunmayanlar “yönetilenler” oluyor bu da bunları bilmemiz gereğinin açıklamasıdır….
Söz konusu bu örgütlenmeler olduğu vakit bir kısım bu vakte kadar inandıkları yıkılacağı için bir kısım da dar ufkundan dolayı kopmlo ithamlarında bulunuyorlar. Bir saf daha mevcud ki onlar bu örgütlenmelerin var olduğunu kabul ediyor ve bunları elitler topluluğu, düşünce topluluğu olarak nitelendirip, davet bekliyorlar. Bu yazı dizisi içinde aynı tepkiler gösterileceğinden şüphem yok.Öyle ki önemli bir kısım sabredip okuma tahammülü dahi göstermeyecek. İşte bu durum mevzu bahislerin rahatca ve hızla ilerleyip gücüne güç katmasına sebep olmaktadır. Bu sebepten ötürü ben paylaşımıma devam edeceğim…
(more…)