Hürriyetin Yeniden Ýlaný'nýn 100. Yýlý | Aralýk 1908 | Osmanlý Meclisi

‘Yeni’

Merhaba İki

Gönderen: Tunca ÜÇER | 27 2008 | Türü Yeni

Merhaba,

İlk «Merhaba»yı aralık 2005te yazmıştım. Birkaç sene önce bir arayışın sonucu olarak ortaya çıkmıştı internet sayfası fikri. Bir çoklarının ÅŸikayetinde olduÄŸu gibi dillendirmek istediklerini yayımlama/yayma fırsatı bulamayan, tartışmaya açamayan bir grup arkadaşımızla birlikte sadece söylemenenin, düşünmenin, istemenin bir adım ötesine geçerek açmıştık elyazmasi.org’u.

İnternet yayını olmanın kendi içerisinde bize saÄŸladığı kolaylıklar ve zorluklar vardı. Elbette Türkçede ve Türkiye’de az çok geliÅŸmeye baÅŸlamış bir mecra olan internetin yayın konusunda bize saÄŸladığı kolaylıklar iÅŸimizi epey kolaylaÅŸtırdı; yayın maliyetinin çok düşük olması, internet yayımlarına ulaşımın çok kolay olması, yayınlar için yer sınırının olmaması en önemlisi de etkileÅŸimin yüksek olması. Bunların yanında, internette özellikle internetin kendi ürettiÄŸi kültür içerisinde tüketimin giderek hızlanması insanları çok fazla seçenek içerisinde çok fazla bilgi ve içerik ile karşı karşıya bırakıyor. (more…)



‘‘Melankolik şaire…’’

Gönderen: Gözde Atasayan | 20 2008 | Türü Deneme, Edebiyat, Yeni

Şiir ne tek başına edebiyata, ne de hayata aittir; hayatla edebiyatın kesiştiği gizli bir alanda durur şiir. Sadece kendi kalbini yiyebilen; acılarını değiş tokuş edebilenler, yaranın dilinden yeni bir dünya kurabilmek ve ona sığınabilmek isteyenler için sırrını veren yitik bir ülke.

‘‘Pablo Neruda, 6 Mart 1966’da Santiago’da yayımlanan Halkın Şiiri (La Lira Popular) için, Halkın Şairleri başlığını koyarak yazdığı önsözde şöyle demektedir: ‘‘Hep parmak izlerinin yer aldığı bir şiiri yeğledim (…) Yalnızca halkın şiiri ellerinin anısını koruyabilir.’’

Bir şairin ellerini uzatabildiği coğrafik hat ne kadar geniş olabilir? Kelimeleri kendisine işaret levhası olarak seçen şair; kendi halkının ötesinde insani olanın acısına, matemine ve zihinsel sömürüsüne ne denli uzak kalabilir? Şair, hiçbir haritanın belirleyemediği bir üst coğrafyanın ta kendisidir. Anısı gerçek olan, Neruda’nın dediği gibi halkın şiiridir; yalın, ürpertecek kadar saydam, içinde lirizmin şaşırtıcı saflığıyla…
(more…)



Sıcak Savaş

Gönderen: Ufuk KARAGÖZ | 29 2007 | Türü Edebiyat, Yeni, Şiir

Sıcak burası şimdi
Kadınları güzel, dudakları kırmızı
Adamları desen çalışkan
Elmaları hepten kırmızı
Vakti akşamüstü
Şarabı da sıcak buranın
Şarabı tatlı
Burası öyle sıcak ki,
Mermer heykeller var sokaklarda (more…)



Yunanistan Yanıyor

Gönderen: elyazmasi.org | 26 2007 | Türü Yeni

“KomÅŸusu açken tok yatan bizden deÄŸildir.”

2007 Yunanistan Orman Yangınları



AKarsular özele!

Gönderen: Vahdet İŞSEVENLER | 3 2007 | Türü Yeni

Bundan bir sene evvel elyazamsi.org OrtadoÄŸu masası bölgenin temel sorunlarından olan su meselesi üzerine çalışma yapma kararı almıştı. Yaptığımız tüm araÅŸtırmalar neticesinde paylaşılacak suyun kalmayacağı gerçeÄŸine vakıf olmuÅŸtuk. Mevzu üzerinde bizi tek umutlandıran daha önce yapılmış çalışmalar içerisinde devlet sınırlarını deÄŸil de akarsu havzalarını baz alan çalışmalar olmuÅŸtu. Devlet kamu yararını gözetmek zorundadır, bunun için vardır her devlet. KomÅŸusu açken tok yatan bizden deÄŸildir düsturuyla haraket edilmesi zaruri konulardan biridir, su meselesi. Gerçi hangi uluslararası sorunun altında “ben” yaklaşımı yoktur ki.

BİZ YAPTIK, SENLE BERABER!

Çok geçmeden bir sene sonra diğer memleketlere nazaran daha iyi durumda olan memleketimizde çanlar çalmaya başladı. Hemen hemen her türlü iletişim aracı vasıtası ile yaklaşan zor günlerin haberi verildi ve tasarrufun önemi vurgulandı. Peki netice nedir? Her halk hakkettiği şekilde yönetilir deyişi ne acıdır ki bir kez daha doğrulanmakta. Tasarruf yerine stok! Hükumetin çözümü nedir peki? Akarsuların özelleştirilmesi! Bunlar komplo teorisi memlkette petrol yok diyerek petrol kanunu değiştirildi şimdi sıra deniz, göl ve akarsularda. Hepiniz su savaşları teorilerini işitmişsinizdir. Harkulade bir çözüm savaşmaya ne gerek var doğrudan satalım.

Yargısız infaz olmaz, önce gerekçelerini dinleyelim:

I) Küresel ısınma, yağışların azalması, baraj yapımlarının gecikmesi neticesinde su krizi meydana gelmiştir.
(more…)



Hürriyet ve Ümid

Gönderen: Vahdet İŞSEVENLER | 6 2007 | Türü Yeni

DiÄŸer türlerden ayırır ÅŸiiri türkü olma imtiyazı. Lakin daha ziyade elem, keder bırakanları ruhun gıdası namındaki müzik alemine vakıf olur. İki gün önce haberlerde geçiyordu Filistinli kardeÅŸlerim leylimley’i uyarlamışlar, bir özlemdir Filistin’de sadece söylemek için söylemek bir ezgiyi, dingin bir gecede, keyifle. Özlemim. Aya İrini’de meÅŸk ediyordu Mercan Dede’nin gönül dostu semazen bayan, o vakit de gelmiÅŸti aklıma; hür olduÄŸu vakit Filistin toprakları acaba orda da içi içe…. Sevgili dostumun sözü düştü gönlüme: öyle bir biz demeli ne siz kalmalı ne biz.

Ya ülkem, diye soruyorum, iki türkü dolanıyor dilime, sadece paylaşıyorum:
(more…)



Batan Geminin Malları!

Gönderen: Beyazıd Yusuf Mustafa | 22 2007 | Türü Yeni

Son günlerde çokça yansıma yaptığımın farkındayım lakin halihazırda memleket seçim arifesindeyken başka bir değişle mazot 1 YTL olma, kimileri tehlikenin farkında olma, kimileri tabut içinde omuzda ve memleket bit pazarı kıvamındayken sesimin güzelliğine bakmadan konuşmak zorunda hissediyorum kendimi. Af buyurun.

Efendim liberalizmin ekonomik doktirini kapitalizmde, devlet müdahalelerine pek yer yoktur, benzeri için bakınız; siyasal liberalizmde asker müdahaleleri. DoÄŸal hukuk, doÄŸal hak, doÄŸal yasa derken ekonomi de Darwinci olup çıkmıştır. Böyle bir sözde hürrüyet ortamında güçlü olan ayakta kalacaktır, baÅŸka bir deyiÅŸle büyük balık küçük balığı yiyecektir. Burda büyük balık sistemin kurucusu burjuva olduÄŸu için sorun yok tabii. Fakat burjuvanın atladığı bir ÅŸey var ki tüm bunlar ulus devlet modeli içerisinde olup bitiyor, yani bir sen var bir ben var. Burda hangi burjuvazi sorusu beliriyor. KiÅŸisel kanaatim yerli yabancı ayırt etmeden burjuvazinin sınırlarının pazarlıksız çizilmesi lakin Güngör URAS’ın ÅŸu satırlarınada “sistem içerisinde” katılmamak iÅŸten deÄŸil. Sayın Uras batan geminin mallarını anlatmış:

Elimizde bir ÅŸey kalmayacak (…kalmadı bile!)

O gidiyor, bu gidiyor… Sonunda bir de bakacağız, elimizde bir ÅŸey kalmamış… Kalmadı bile!

14 bankamızı yabancılar satın aldı. Bankacılıkta yabancı payı yüzde 42′ye yükseldi.
Banka sistemi ekonomide çarkları yaÄŸlayan mekanizmadır. Çarklar düzgün yaÄŸlanmazsa üretim de tüketim de aksar. Ekonomi büyümez. Bankacılıkta yabancı payı yüzde 42 oldu ama, ÅŸimdilik bu kadar… Çünkü ülkeye gelen dev bankaların karşısında yerli bankaların rekabeti sürdürme, pazar paylarını koruma ÅŸansı çok az.

50 sigorta ÅŸirketimizin 29′unu yabancılar satın aldı. Sigorta piyasasının yüzde 41′i yabancıların kontrolüne girdi.
Sigorta sistemi bireysel tasarrufları kurumsal fona, yatırıma dönüştüren mekanizmadır.

Borsada iÅŸlem gören hisse senetlerinin yüzde 70′i yabancıların portföyüne girdi.
(more…)