Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

‘Yeni’

Batan Geminin Malları!

Gönderen: Beyazıd Yusuf Mustafa | 22 Haziran 2007 | Türü Yeni

Son günlerde çokça yansıma yaptığımın farkındayım lakin halihazırda memleket seçim arifesindeyken başka bir değişle mazot 1 YTL olma, kimileri tehlikenin farkında olma, kimileri tabut içinde omuzda ve memleket bit pazarı kıvamındayken sesimin güzelliğine bakmadan konuşmak zorunda hissediyorum kendimi. Af buyurun.

Efendim liberalizmin ekonomik doktirini kapitalizmde, devlet müdahalelerine pek yer yoktur, benzeri için bakınız; siyasal liberalizmde asker müdahaleleri. Doğal hukuk, doğal hak, doğal yasa derken ekonomi de Darwinci olup çıkmıştır. Böyle bir sözde hürrüyet ortamında güçlü olan ayakta kalacaktır, başka bir deyişle büyük balık küçük balığı yiyecektir. Burda büyük balık sistemin kurucusu burjuva olduğu için sorun yok tabii. Fakat burjuvanın atladığı bir şey var ki tüm bunlar ulus devlet modeli içerisinde olup bitiyor, yani bir sen var bir ben var. Burda hangi burjuvazi sorusu beliriyor. Kişisel kanaatim yerli yabancı ayırt etmeden burjuvazinin sınırlarının pazarlıksız çizilmesi lakin Güngör URAS’ın şu satırlarınada “sistem içerisinde” katılmamak işten değil. Sayın Uras batan geminin mallarını anlatmış:

Elimizde bir şey kalmayacak (…kalmadı bile!)

O gidiyor, bu gidiyor… Sonunda bir de bakacağız, elimizde bir şey kalmamış… Kalmadı bile!

14 bankamızı yabancılar satın aldı. Bankacılıkta yabancı payı yüzde 42′ye yükseldi.
Banka sistemi ekonomide çarkları yağlayan mekanizmadır. Çarklar düzgün yağlanmazsa üretim de tüketim de aksar. Ekonomi büyümez. Bankacılıkta yabancı payı yüzde 42 oldu ama, şimdilik bu kadar… Çünkü ülkeye gelen dev bankaların karşısında yerli bankaların rekabeti sürdürme, pazar paylarını koruma şansı çok az.

50 sigorta şirketimizin 29′unu yabancılar satın aldı. Sigorta piyasasının yüzde 41′i yabancıların kontrolüne girdi.
Sigorta sistemi bireysel tasarrufları kurumsal fona, yatırıma dönüştüren mekanizmadır.

Borsada işlem gören hisse senetlerinin yüzde 70′i yabancıların portföyüne girdi.
(more…)



“Köprüden” Savaş mı Geçecek?

Gönderen: Beyazıd Yusuf Mustafa | 15 Haziran 2007 | Türü Ortadoğu, Yeni

Ahmet ALTAN’ın III. Dünya Savaşı teorisi Le Monde gazetesinde ve Alman Stern dergisinde de yayımlandı, bir kamuoyu oluşuyor. Sayın Altan’ın yazısını okumayanlar için aşağıya ekliyorum fakat kaderi nerdeyse savaş olmuş bu terli, kanlı coğrafyanın “yerlileri” olarak hergün eklenen seneryolar karşısında en çok bizlerin duruş belirtmesi gerekirken susmamızı, seyirci kalmamızı devletlerin arkasında saklanmamızı nasıl açıklayacağız, susuz, kolsuz, kulaksız kimyasallarla zehirlenmiş, “umut”u eski lisandan bile çıkarmış, unutmuş çocuklara…

Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.

Ahmet ALTAN :

Üçüncü Dünya Savaşı, Türkiye’den çıkabilir…

Türkiye, son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiyor. Bu ülke korkulduğu gibi ırka ya da dine dayalı bir bölünme yaşamadı.

Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeyle sakatlandı.

Cumhuriyet boyunca süren “kültürel bölünme” artık iyice keskinleşti.
(more…)



Özelleştirme!

Gönderen: Beyazıd Yusuf Mustafa | 28 Mayıs 2007 | Türü Yeni

Bilkentli genç araştırmacılar, yüzde 90 tasarruf yapan ’nano ampul’ üretti.

Bilkentli genç araştırmacılar, yüzde 90 tasarruf yapan ’nano ampul’ üretti.

Bu ampule de bi çare bulunur herhal!

Ampul AKP



Beyaz Sayfada Beyaz Dizeler

Gönderen: Pınar Özcanlı | 24 Nisan 2007 | Türü Yeni

Nazım Hikmet Ran | Beyaz Sayfada Beyaz Dizeler
“Bugün pazar
Bugün ilk defa güneşe çıkardılar beni.
Ve ben ömrümde ilk defa güneşin benden bu kadar uzak
gökyüzünün bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.”
Nazım
Hikmet
Ran

Lisede bütün son dönem şiirlerini incelediğimiz kitabımızda, Nazım yoktu. Neden yoktu ki? Hala mı vatan haini Nazım? Şiir dinletisi yapacağımız zaman “Nazım okumasınız iyi olur.” demişti hocam. İki şiirini de ben okudum şiir dinletisinde. Aslında şiir okumayı sevmem, sözde şiir duygusu veren insanları sevmediğimden. “Kerem Gibi”yi okurken ve daha şiir dinletisi bitmemişken birer ikişer çoğalıyor alkışlar, gözlerim parlıyor.
(more…)



Aksi Halde Çok Kelleler Gidecek

Gönderen: Vahdet İŞSEVENLER | 18 Nisan 2007 | Türü Siyasi, Yeni

Söz konusu olduğu vakit toplumlar ikiye yarılır: yönetilenler ve yönetenler, ipi tutanlar ve tutulanlar. İzaha girmeden önce belirtmek isterim ki ben dini vecibelerini yerine getirmeye özen gösterem bir müslümanım. Hiçbir kimlikten haz etmediğim gibi böyle bir girizgahtan da memnun değilim lakin her derdin aslını ayrılık olarak görürdüğüm için baştan bunun önüne geçmek istedim. Muhammed’in işaret ettiklerine inanmak ilerici olmaya engel değildir. İlk kurulan mecliste Gazi Mustafa Kemal başkan, Abdülhalim Çelebi (Mevlevi başkanı, makam çelebisi.) de ikinci başkan olmuştur.


İpler filminden bir kare

Cumhuriyet“…Aksi takdirde çok kelleler gidecek!” diyordu. Yüzyıllarca biat ettikleri Osmanlı Hanedanlığı, hükümdarlığının fiili olarak sonuna gelmiş lakin ecnebiye teslimiyet reddedilmişti. Bazıları ödev ile yetkiyi karıştırmıştı. Halkın iradeyi (egemenliği) eline aldığını unutmuştu meclisin bir bölümü, hakimiyeti kendinde sanıp ne lütfedeceklerini tartışıyordu ki paşa temsilci olduklarını kimseye birşey vermediklerini hakimiyetin zaten fiili olarak bila kaydu şart millete ait olduğunu hatırlattı. Meseleye bu açıdan bakılmalıydı aksi halde çok kelleler gidecekti. Mustafa Kemal her daim geçerliliği olan bir kelamda bulunmuştu. Espiriyi bilirsiniz: şeriatta o senin bu benim, tarikatte hem senin hem benim, hakikatte ise ne senin ne benim.

14 NİSAN
Heyecanımız, bilgimizden fazla olursa sonucun niyetimizle örtüşeceğinden şüpheliyim lakin öteki yaratıp, suçlamak, kötülemek de fayda getirecek bir davranış değildir. 14 Nisandaki yürüyüşü bu açıdan değerlendirmek lazım. Sevgili H.Dink’in cenaze töreni ve bu yürüyüş gösterdi ki acı ninni sona ermekte. Tahammül zorlanmıştır ve halk tepkisini doğrudan gösterecektir bundan böyle. Seçim vaktini beklemeyeceğiz. Bizler umut dolu meydanlara inerken soralım egemenlik kimdedir? Son birkaç ay manşet manşet, bağrış çağırış hepimizin hatrında. Nerdeyse bir sene evvel -eski tabiriye- cephe açıldı. Önce bu tabirin eskidiğine şükrediyorum, kan çağrıştırıyordu. Cumhuriyet gazetesi sordu: “Tehlikenin farkında mısınız?” Laiklik tartışmaları hiç dinmemişti ama o günlerde hararetin arttıracağının işareti veriliyordu. Cumhurbaşkanı dahil oldu, muhalefet dahil oldu, bir kısım ay(ama)dın dahil oldu derken liste uzadı. Andıçlar ortaya çıktı, ordu - sivil toplum örgütleri ilişkileri sorgunlandı, Fethullah Gülen dahil oluyordu tartışmaya. Ne istiyor Amerikalı (kimilerine göre mürşid) sizce? Bu şekilde ordu da stk’larda zan altında kalacaklar elbette. Nihayetinde katılım azalacak ama dahası var bunlar aynı zamanda gündem demek; parasızlık, şehitlik ve sair konular unutulacak demek. Bir çoğunuzun malumu olduğu FEM yurtları, evleri mezunlarını çoktan verdi ve daha da vermekte. Buradan çıkıp TSK’da görev alanlar da az değil.
Bir başka incelenmesi gereken konuda kimi destekçiler. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Merkezi ve 95 Şubesi, Uluslararası Lions Kulübü Dernekleri 118-K Yönetim Çevresi Fedarasyonu toplumsal uzlaşma isteyenlerden. Şimde talebin bizimkisinden farkı yok lakin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Sorosgillerden olduğu malum. Burada başka amaçlara hizmet etmemek için şüphe şart! İyi düşünelim ne, kimin faydasına. Çok kellelerimiz gitmedi mi? 80′den öncede, 60′dan öncede hepimiz, hepimizin bekasını istemiyor muyduk? Komünizmden kaçarken CIA’nın kucağına oturulmadı mı?

New York Times On binlerce kişinin hükümet üzerinde artan İslami etkiyi protesto etmek için Türkiye’nin başkentini doldurduğunu yazdı. Gösteriye katılanların sayısının Türk toplumunda İslam rolü konusundaki derinleşen bölünmeyi yansıttığını kaydeden gazete, “Şimdi iki ayrı Türkiye var” ifadesini kullandı.
(more…)



“Türkiye şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olmayacaktır”

Gönderen: S. Arda ÜÇER | 17 Nisan 2007 | Türü Siyasi, Yeni

Arda Üçer | Cumhuriyet Mitingi | Güncel | SiyasetSelim Arda Üçer, 14 Nisan’da yapılan geniş katılımlı “Cumhuriyet Yürüyüşü”nü değerlendiriyor. Yürüyüşle ilgili bir yazıyı daha yayımlamıştık. O yazıyı ve tartışmaları da okumak isterseniz buraya tıklayın.

Ankara’da 14 Nisan 2007 günü yüz binlerce insanın bir araya gelerek, tek yürek ve tek ses olarak ülkemizin içinde bulunduğu gri günleri karanlığa döndürmek isteyenlerle, onların işbirlikçilerine seslerini duyurması bazılarını epeyce rahatsız etti. Planlarının bozulması bu tiplerde biraz da hırs yapmışa benziyor… Ama alışkınız, bu ulus çok Ali Kemal gördü…

Organizasyonun ölü doğması için önce asılan ilanları yırttılar, tren seferlerini dörtte bire düşürdüler, kendilerinin bir yerlere sırtlarını dayamadan fikir beyan edememelerinden dolayı bu ‘sivil’ inisiyatifi de orducu ilan ettiler, canlı bağlantı yapmadılar, toplantıya ilişkin habere basbayağı sansür uyguladılar…

Ama güçleri yetmedi…

Tehlikenin farkında olan Anadolu halkı; önceki yıllarda olduğu gibi yine yekvücut oldu, Cumhuriyet’in ve demokrasinin gerçek ve tek sahibinin halk olduğunu gösterdi. Başı açık- kapalı, Alevi-Sünni, Kürt-Laz, genç-yaşlı herkesimden ‘aydınlık’ insan sadece cumhurbaşkanlığı konusunda değil, ülkenin kaderi konusundaki hassasiyetini gösterdi. İnsanlar Almanya’dan, Diyarbakır’dan, İstanbul’dan, İzmir’den, Kars’tan sel oldu Tandoğan’da buluştu.
(more…)



Vatandaş Sokağa, Ordu Göreve!

Gönderen: Mehmet Omer Tozkoparan | 13 Nisan 2007 | Türü Siyasi, Yeni

Cumhurbaşkanlığı Seçimi

Memleketimizin siyasi tarihi ilginç olaylarla dolu. Popülist milliyetçi sosyal demokrat parti mi istersiniz, bir zamanlar devrim(!) lideri sonra Maocu en son da nasyonal sosyalist olanlar mı istersiniz, Cumhurbaşkanlığı seçimi için Genelkurmay Başkanı’nın ağzına bakan aydınlar(!), gazeteciler mi, TürkSolu diye faşist dergi satanlar mı… Yapacak bir şey yok, siyasi hayatımızın ve demokrasinin gelişiminin sonuçları bunlar. Biz de artık bunları gördükçe tebessüm etmeyi öğreniyoruz. Mozaikler ülkesi güzel yurdumuzun ilginç mozaikleri bunlar.

Böylesine ilginç olaylardan birine daha yarın(13 Nisan 2007) şahit olacağız. Muhtemelen sayıları yüz binin üzerinde insan yarın Ankara’da mevcut Başbakan RTE’nin cumhurbaşkanı olmaması için yürüyecekler. Cumhurbaşkanı’nı seçme yetkisi Meclis’te, meclisi yani mebusları da halk seçiyor. Çok değil hiç sağlıklı olduğunu söyleyemeyeceğimiz bir seçim sisteminin ve genel olarak bir sistemi olarak, şu anki hukuki düzenin sonucu olarak cumhurbaşkanı muhtemel bir AKPliler toplantısında seçilecek ve aklımıza getirmek istemediğimiz olaylardan herhangi biri gerçekleşmezse bir AKPli milletvekili cumhurbaşkanlığı makamına oturacak.
(more…)