Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

‘Yeni’

Sahne Bir Çekim Bilmem Kaç

Gönderen: yorumanım | 12 Nisan 2007 | Türü Yeni

yorumanım | Güncel | DemokrasiDemokrasiyi bir takiye sandalı gibi kullananların bir gün alabora olduğumuzda gerçek denizine düşmeleri sonrası boğulmamak için tutunacak pek dalı kalmayacağa benzer. Sorunu demokrasiyi araç etmek mi amaç etmek mi, ya da kulluk mu özgür insanlık mı bağlamlarında dolaştırmaktan çıkıp da bir de şu açıdan bakmayı denesek: Ulus üstü sermaye, Türkiye’ye yaptıracağı ekonomik uygulamalarda kamuoyunun tepkilerini düşünerek en çok sıkıntı çekeceğini düşündüğü şeyleri bu son iktidara yaptırdı. Geriye pek bir şey kalmadı. Artık yapılan ve geri dönüşümü çok zor hale gelen bu ekonomik kararlar ve kadrolaşmaların kalıcılığı için daha da baskıcı olmaktan başka seçenekleri yok. Sorun laik anti laik olmak değil, bir şekilde baskı kuracak yönetim oluşturmak. Toplumun ekonomik sıkıntıları, devletin erkiyle birlikte ekonomisinin de ulus üstü sermayenin tam denetimine geçişi yaşanırken toplumun etnik ve dinsel konularla oyalanması yöntemi nedense hiç eskimiyor. Kimliksizleşen insanlar kendilerini bir etnik kimlikte var etme çabaları sürdürürken öte yanda tüm güvendikleri ve bel bağlanan ulusal içerikli kavramlarının içleri boşalmış haldeyken, anlamlı bir düşünce ile ortaya çıkan da kimse olmayınca olacak olan budur. (devamını görüntüleyin)



Gereksiz Zamana Gereksiz Yazı

Gönderen: Yasemin AKTUNA | 10 Nisan 2007 | Türü Makale, Yeni

Gereksiz Zamana Gereksiz Yazı | Öykü | Yasemin AktunaGünlerden birgün. Öyle birgünki sokak kendinden geçmiş kendini sokaktan ziyade başka herşey sanar halde. Cıyak cıyak çocuk sesleri, yanlarında yürüyen insanların onları duyamayacağına inanmış ve bu yüzden avazı çıktığı kadar konuşan insanlar, yapış yapış sevgililer ve olmazsa olmaz kız kesiciler, artı olarak yankesiciler. Yankesicileri saymak ne kadar doğru bilemiyorum. Onlar artık bizim birer parçamız, yokluğunda yaşayamayacağımız biricik ve minicik elleri ile şirin mi şirin hop orda hop kapı arkasında şakabaz asli yaşam amacımız. Evet yanlış yazmadım onlar birer amaç. Bize hayatta kalmayı öğreten, şehir içinde amazon ormanları tadında macera yaşamamızı sağlayan bu şekilde hayatımıza renk katan insanlarımız. Misal; hangimizin bir sarmaşıktan diğerine atlamak ve atlarken kazara sürüklenmek gibi bir adrenalin kaynağımız var? (devamını görüntüleyin)



Bitlis, Kerkük’ten daha mı uzak ?

Gönderen: Beyazıd Yusuf Mustafa | 9 Nisan 2007 | Türü Yeni

Bitlis, Kerkük'ten daha mı uzak

Son iki günde terörle mücadele esnasında dokuz şehit daha verdik. Yine hıçkırıklara boğulan anneler, atılan naralar, büyüklerden! verilen sözler, öğütler… Bir yandan çapulcunun teki ‘Türklerin Kerkük’e girmesine izin vermeyeceğiz. Eğer böyle birşey olursa biz de Diyarbakır ve diğer şehirlere karışırız’. diye ulumakta. Gösteri vakti bizden birileri çıkıp efendim 2 saatte Şam’a gireriz, yok: bizi kızdırmasınlar öğle yemeğine Bağdat’ta oluruz dememişler miydi? Efendim yanlış anlaşılmasın öfkelenecek kadar cahil biri değilim. Kerkük’ten girelim, Musul’dan çıkalım da demiyorum. Şu Barzani ile bizimkilerin arasındaki farkı soruyorum. Allah aşkına ne eskimez, tükenmez yüzdür bu Bingöl, Bitlis Kerkük’ten daha mı uzakdır? Asıl acı olan nedir biliyor musunuz; bu soruların cevabını hepimizin biliyor oluşudur. Hayır daha uzak değil, hayır TSK’nın çatışma kuvveti temel alındığında üstesinden gelemeyeceği bir mesele değil, hayır bu durum kökünden çözülemez çünkü birilerinin işine geliyor. 

Nüfusumuzun önemli bir kısmı (%20-30) askerliğini henüz yapmamışlar oluşturmakta. Bu şu demektir: 20 milyon yurttaşımız -birilierinin işine öyle geldiği için- adam öldürmeye, öldürülmeye, babasının harçlığından kestiği vergilerin iadesini kurşun, şarapnel, renklere veda, adam öldürmenin verdiği ebedi değişmişlik ile almaya aday. Soralım ve cevaplayalım, terör nedir? Terörü ne var eder? Terörün ortadan kalkması kime sefa kime cefa? Bahane arayan -herhangi- devlete cefa, silah satana -resmi ya da kaçakçı-  cefa, filmini çekene, kitabını yazana cefa…

Basit bir örnek üzerinden gidelim, akşam film izlemek istiyorsunuz televizyondaki savaş filmini içinizdeki öfkeyi artırdığı için, savaşı meşrulaştırdığı için v.b. sebeplerden dolayı izlemek istemiyorsunuz. Film almak için dışarı çıkıyorsunuz, köşede 2 milyona korsan film satılıyor lakin siz bu paranın nereye gittiğinden emin değilsiniz. Öyle ki vergilendirilmiş değil, eser sahibinin hakkı verilmiş değil üstüne üstlük birde ne iş yaptığını çıkaramadığınız karanlık tiplere hırla para kazandırıyor. Bu karanlık tipler tabiatları gereği piramidin üstüne doğru daha çok güç istiyorlar silah, uyuşturucu falan satıyorlar diye düşünürken o tezgahın önünden de geçiyorsunuz. Saat geç olduğu için büyük alışveriş merkezleri dışındaki ticarethaneler kapanmış ki onlar pahalı olmak ile beraber sermeye, liberalizim, mafya şirket v.b. çağrışımlar yapıyor zihninizde ve acilen kendinizi sahile atıyorsunuz. Bir çay söylediğiniz sırada boğaza demirlemiş yabancı bayraklı bir savaş gemisi gözünüze ilişiyor, tatbikat adında arkadaşların ne ile meşgul oldukları aklınıza düşmüş bir parça, içiniz daralıyor sigara arıyorsunuz ve yabancı sermayeden mütevellit onu da bırakdığınızı hatırlıyorsunuz. Eve dönüyorsunuz ve bir yazı yazıyorsunuz kafanız karışık: Bitlis, Kerkük’ten daha mı uzak?



“İbne”lik üzerinden komşuya saldırmak, internete el atmak

Gönderen: Mehmet Omer Tozkoparan | 1 Nisan 2007 | Türü Yeni

İbnelik üzerinden komşuya saldırmak, internete el atmak İbnelik diye konuya başlamak rahatsızlık verici olabilir, neden eşcinsellik ya da geylik gibi daha ince sözlerle başlamadığımı düşünenler varsa, konunun ilerisinde de anlaşılacağı gibi bahsetmek istediğim konu eşcinsellik değil, ibnelik; sokakta, okulda, stada karşımıza çıktığı gibi, günlük hayatta pek çok kez hakaret olarak duyduğumuz gibi…

İç ve dış mihraklara karşı takım elbiseli ciddi adamların geliştirdiği sert söylemlerin yanında, halkın içinde de bir takım söylemler zaman içerisinde gelişmiştir. Örneğin, geçen ayki Express dergisi Ermeni gençlerle yaptığı söyleşide onlara şu soruyu sormuştu; “Madem ki Ermenisiniz istemeden vermelisiniz sözünü ilk ne zaman, nerede duydunuz ve ne hissettiniz?”. Gençlerin cevaplarından ziyade kendisi “öteki”lerden olmayanların cevapları önemli örneğin, eğer siz bir Ermeni değilseniz, bunu ilk ne zaman, nerede duydunuz ve ne hissettiniz? Bir şey hissetmediyseniz orada bir sorun var demektir, böyle durumlarda öteki olan için de bir şeyler hissetmek gerekir. Gene aynı paralellikte bir de fıkramız var. Dost meclislerinde muhakkak duymuşsunuzdur, olay bir Türk ve bir Yunan’ın çekişmesi ile başlar, biz şunu biz bunu bulduk şeklinde devam diyalog, Yunan’ın “Eee biz de cinselliği bulduk!” demesiyle doruğa ulaşmak üzereyken, Türk’ün şu cevabı gelir: “Ama kadını işin içine biz kattık.”. (devamını görüntüleyin)



Dünya Su Günü

Gönderen: elyazmasi.org | 22 Mart 2007 | Türü Yeni

Dünya Su Günü 2007



34 yıldır selam ve sevgi ile…

Gönderen: elyazmasi.org | 22 Mart 2007 | Türü Yeni

Aşık Veysel“Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selam olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın”



Oyunu Ver!

Gönderen: elyazmasi.org | 19 Şubat 2007 | Türü Siyasi, Yeni

Oyunu Ver!

Malumunuz 2007 yılı sonunda genel seçimler yapılacak. Seçim tarihine dair tartışmalar bir yana, bizim gibi temsili demokrasinin benimsendiği memleketlerde yurttaşların “siyasi hayata” doğrudan katılımı seçim vakitlerinde gerçekleştiğinden ötürü kullanacağımız oyların nicelikteki değeri düşük olsa da yurttaş bilincinin önemli bir tezahürüdür. Yazıda, neden ve nasıl oy kullanılmalı bunu açıklamaya çalışacağız.

Neden oy kullanıyoruz?

Yönetim biçimimiz temsili demokrasidir. Temsili demokrasilerde, halk, yönetime anayasada belirtilen süre zarflarında oy kullanarak katılır. Bu şekilde yine anayasada belirtilen süre boyunca halk yasama ve yürütme erkini temsilcilerine verir. Nasıl ki savunma hakkınızı bir avukata verirsiniz ve davanızın gidişatını onun eline bırakırsınız aynı şekilde kullandığınız oylarla da yürütme ve yasama hakimiyetlerinizi bu temsilcilere verirsiniz. İki seçim zamanı arasındaki siyasi, iktisadi vb. konularda avukatlığınızı bu temsilcilere verirsiniz!

Nasıl oy kullanıyoruz?

A. Mahiyet tercihi
Yurttaş yönetime dair fikir sahibidir ve “bence”sine en uygun siyasi partiyi seçim vaktinde oy vesilesi ile destekler. Kendi düşüncelerine uygunluk her ne kadar medyaya ve kahve muhabbetlerine itilmiş olsa da en önemli konudur. Siyasi partilerin gerek iktidar oldukları dönemlerdeki icraatları gerek muhalif oldukları ve seçim propagandalarının yapıldğı dönemlerdeki söylemleri, yığınsal bir bilgi sunsa da parti programlarının incelenmesi doğru ve detaylı bilgi sunması bakmından önem arz etmektedir. Bu yöntemle partilerin tutarlılıkları test edilmiş olur.

B. Şekli seçim

1- Seçmen güncellemeleri (Son tarih 1 Mart 2007) :
• T.C. Kimlik numarasına göre muhtarlıklardan güncellemelere katılınılması gerekmektedir.
• Daha önceden oy kullanmamış olanların muhtarlıklardan alınacak seçmen formlarını doldurması gerekmektedir.

2- Oy kullanılacak yerin öğrenilmesi:
• Muhtarlıklarda asılı olacak listelerden nerede oy kullanılacağının öğrenilmesi gerekmektedir.

3- Oy kullanmak için, seçmen bilgi kağıdı ve kimlik kartınızın yanınızda olması gerekmektedir.

Detaylı bilgi ve parti programları için: http://www.secim2007.gen.tr