Öykü

Sokaktaki adam

Onun için sokakta yürümek (birçok insanın beyinciğini kullanarak rahatça yerine getirebildiği bir eylem) büyük bir sorundu, huzurunu kaçıracak ve beynini saatlerce meşgul edecek derecede. Tek başınayken, sık sık gün içinde, insanların caddelerde topluca, her zamanki gibi kayıtsızca yürüdükleri ve bir yerlere yetişebilmek için acele ettikleri veya böyle yapıyormuş gibi göründükleri bir günde, önünde yürüyen insanları [...]



Çok Kişilik yalnızlık (mı)?

Annesi;”Önemli bir şey değildir,boşver sen. Ben hallederim sonra.” diye yanıtladı babasını yine ve tabi ki bakışlarla. O gördü. Babaannesi de fark etti sevgili torununda bir şeyler olduğunu, “Allah’ım sen koru Yarabbim güzel torunumu kötü kullarından”… diye geçirdi içinden ve bir Ayet’el Kürsi de onun için okudu. O gördü. Evden bir hayli kopuk olan ağabeyi dahi [...]



Rüzgarla gelen

(…) Son bir nefes ve nabzı durdu. Karmaşa son buldu. Masanın üzerindeki kitabın herhangi bir sayfası açık kalmış, pencereden süzülen hafif bir rüzgarın etkisiyle savrulmaktaydı. Kafasının içinde hapsolmuş düşünceler uçuruma hücum etmeden önce, Madam Bovary’den bir kaç satır okumuştu ‘Sıkıntı denen sessiz örümcek de, yüreğinin her köşesine ağlarını örüyordu karanlıkta…’ Parmakları uyuşmuş, fakat hala hissedebiliyordu [...]



Mübalağa Çarşamba

“Bir çağda, bir ülkede biri aşktan kumaş dokumayı başardı. Küçücük bir parça çıktı. O kadar küçüktü ki… Ne kadın örtünebildi ne de erkek…” Özdemir Asaf Güzel bir Çarşamba günüydü. Sonunda,baharın parlaklığı onun da hayatını aydınlatmaya başlamıştı. “Çarşambaları severim zaten, Çarşambalar hep güzeldir.” diye geçirdi içinden ve derin derin solurken havayı  tüm Çarşambalar ve baharlar geçti [...]



Hiç acelemiz yok

Sayaç yeniden yeşile döndüğünde arkamızda tekrar oluşan sürü ile harekete geçtik. Bu sefer adamın yanındaydım, ilk adımlarımızı attık, ilk şeridi bitirmek üzereydik ki sendeledi, başına sağa sola çevirerek tutunabileceği bir şeyler aradı. Ondan yana duran şemsiyeyi sol elime aldım, kolundan yakaladım, yürümeye devam ettik. Göbeği geçip, ikinci şerit için hareketlendiğimizde elimi sıkıca tuttu. Eli kuru [...]



Senfoni

Piyano sesleri arasında, belli belirsiz keman tıngırtıları. Bizi uğraşıyor, ama beceremiyor besbelli. Piyano ise kendinden emin, gittikçe ritmini arttırıyor. Kırmızı yağıyor gökten, mavi kayboluyor belli belirsiz.  ‘ Koza’ eve girmeye karar veriyor, kapıyı korkarak açıyor. İçerisi aydınlık, ama bir o kadar da basık nedense. Kırmızı, duvarlara vurmuş, yavaşça hakimiyetini kuruyor. ‘ Koza ’ yukarı bakıyor; [...]



Balıkçılar ne zaman dönecekler?

Ya da bunların hiçbiri olmayacak, olmadı. Dönüş yolunda üzerinde yazı olmayan bir banka oturacağım. Soğuk içimi titretecek ama ondan korunmak için yaklaşabileceğim bir insan olmayacağından, çaresiz, katlanacağım. Önümden arabalar geçecek bakıp da eğlendiğimiz türden, kafama seninleyken mıhlanmış tabelaları izleyeceğim. Gelen geçenle, yarış yapan arabalarla ilgili yorumlar yapacağım. Böyle geçecek zaman, bu sefer farkı; sensiz. Hem [...]