Edebiyat

Konu dışı serbest çağrışım veya kadavralar üzerine

Lacan’ın bahsettiği, mutlaka bir yolunu bulup geri dönecek olan “usûlüne uygun gömülmemiş ölüler” ile Fransızcadaki “dolaba saklanan cesetler” deyişi (bir nevi halı altına süpürülmüş sorunlar silsilesi) arasındaki fark nedir? Tüm bunlar işte bu soruyla başladı. Bu sözümona ifadeleri simgesel ve reel bağlamda incelemek pekâlâ mümkün. Ölüye karşı duyulması beklenen saygıya vurgu yaparak ne bir yere [...]



Piyano Tuşları.

Piyanonun tuşlarına dokunuyor parmakların, kör bir adamın yolu bulmaya çalışması gibi. Parmaklarının sesinden önce ulaşıyor, kulaklarıma notaların sesi, açılıyor gözlerim. Bütün gözler üstünde, ve en sevdiğin siyah elbisen; koltuğumda televizyon izlerken bu gece, daha önce saçlarımın arasında gezinen parmakların, şimdi sadece birer baston, küçük bir kutunun içinden gözüken.



Parodos (Platon’un Devlet’indeki mağara mitosu üzerine)

Bu bir Kafka hikâyesi ya da bir Borges anlatısı olabilirdi. Günün birinde, bir adam uyanır ve etrafına bakar, bomboş bakışlarla. Yarıgölgede arkadaşları her zamanki gibi fısıldaşıyor ve geride, kayalık ekranın üzerinde gördüklerinden konuşuyorlardı. Dik, esnek ve çevik gölgeler birbirlerine zincirleniyor (bağlanıyor), arzularının devinimlerine katılıyorlardı. Sadece o kararsız kaldı. Onu sarsan, gölgelerin resminden çok, bir sonraki [...]



Yalnız Ruh Sahnesi

Dün-ya ve bencil bir oyuncu ben… aynı perdeye denk gelmiş yalnız ruhlarız biz, korkak ve silinmiş isimlerimiz… aynı karede kaybolmuş yüzlerimiz… tüm adımlar tanıdık uzaktan uzaklar başlangıca öyle yakındır ki oysa büyümüş, korkularda bedenlerimiz… ne bir gemi ne de bir balık olma umudunda ruhlarımız uçları dokunur şarkıların boşluğa şimdi ölmelerin zamanındayız…



Babaannem’e ilk defa…

Eski bir İstanbul’du yaşadığımız şehir, Yüzyıllardır eskimeye yüz tutmuş, rutubet kokusu ile birlikte, Ve o hiç bitmeyen eski İstanbul şarkıları… Sessiz bir serinlik ve serzeniş var aklımda, Caddeler ıslanmış yağmurundan, Bir akşam ezanı öncesi kaybederken seni… Kaybetmek her şeyde inan… Hele de sende kaybetmek ,önceden tarifi bile edilmezdi. Edilmezdi, çünkü; akla gelmezdi… Yok olmanın tarifi [...]



Vesikalık.

Yavaş yavaş kuruyor gözyaşları, bir cüzdanın içinden süzülen, hayatları boyunca bir daha ulaşamayacakları o tepenin içinden geçen küçük bir yolcu treninde unuttukları. İlk bulan ben değilim, o cüzdanı bundan eminim, kaç kişi baktı bu fotoğraflara kimbilir, bir kadın ve iki çocuk, ve hepsi ağlamaklı sanki gözlerinin içine bakıyorlar babalarının. Bir gün, başka bir istasyonda rastlarsam [...]



Gönül duman içinde

ben kibritim o sigaran onu yakan ben üfleyen sensin onun dumanıyla beni söndüren şimdi atılacağım çöplükten ağacıma dönmeyi umuyorum umursamaz bakışları ele veriyor kalp atışları gülümsüyorum sana doğru sonuma menzil yakın menzil uzak oku atıyorum var gücümle fırlatıldığı yere düşüyor gönlüme ve ben hala siyaset konuşuyorum pazar günü seçim sabahında belki hep birlikte ulaşırız diye [...]