kızmak için çok erkendi ve umutlanmak için çok geç
Gönderen: tuti • 17.09.2006 • Türü: Deneme, Edebiyat
kızmak içi çok erkendi ve umutlanmak için çok geç… Â
onla konuÅŸmak suya konuÅŸmak gibi olmadı hiç… rahatlatmadı yüreÄŸimi… sadece pencerenin önünde bir serçe görmek gibi kalbimde belli belirsiz bir heyecan…
sonra ona olan kızgınlığımı düşündüm… bir tencereye doldurdum hepsini… kaynadı da kaynadı tüm gün.. Ben başında bekledim… mitolojilerdeki o üç baÅŸlı köpek gibi.. hem tutsak gibi baÄŸlıydım hem de baÅŸka nerde olabilirdim ki orda olmasam?
Ona olan sevgimi pembe bir balona doldurdum geçen gün… sonra sıkı sıkı baÄŸladım aÄŸzını…Aldım o uçan balonu gezdim… onunla sevdiÄŸim yerlere ve sevmediÄŸim yerlere gittim… sonra onu bir dosta verdim…Benden uzak olsun istedim o parçamın ama bir dosta emanet edicek kadar güvenli bir yerlerde…
Bu aralar evde aynalarla saklambaç oynuyorum adeta… beni bulamasınlar die bir telaÅŸ içinde kaçıp duruorum… Elimde diil güzel bulmuyorum yüzümü… bir umutsuzluk, mutsuzluk var… Ondan olsa gerek diye düşünüp yine Ona kızıyorum…
Tren garları… oysa onları ne çok severdim.. bir umudu beklemek gibi beklerdim kara trenleri ve gelmelerini hızlandırıcakmış gibi gözüm hep raylarda… Havaalanları da çok çekti benden… rötaryapmış uçakları bana hep evi daha da özletti… gemiler de ÅŸiÅŸman kabarık etekli yaÅŸlı kadınlar gibi… yavaÅŸ ama bi telaÅŸlı, insanları yarım saatlik mavi mutluluklara boÄŸan meskenler…
Åžimdi yine birini bekliyorum… ama bu sefer kendi evimde… kendi içimde… biraz kızarak geç kaldığı için… ama saate bakarak anlayamam ne kadar kaldı gelmesine… sadece geç kaldığını hissediyorum… Umut balonlarımın yarısı sönüp koltuÄŸun arkasında kaybolmuÅŸ yarısı da dost evlerine süs olmuÅŸ ÅŸimdiye kadar… geç…çok geç …
peki ya gelince? Gelince ne yapıcam? kızmalıyım ona.. ”neden beni yalnız bıraktın? üstelik bu evde,bu koca sersem evde,herÅŸey sana benzerken,neden beni binlerce hayaletinle yalnız başıma bıraktın?Hem,korkuyorumi biliyorsun…”
Hayır,hayır olmaz… ya çekip giderse yine? ya bi daha hiç geri gelmezse… kızmak için çok erken bu dönüş…İlkin bi öpüşmeliyiz,aÅŸk yeniden dudaklarımıza akmalı,sonra benim saçlarıma,senin ellerine,tenlerimize…
Bak yine beceremedim… ne kızmayı gidiÅŸine ne umutlanmayı dönüşüne…
Bu içerik için hiç etiket yok.

Nasıl desem ya da neresinden baÅŸlasam aslında kestiremiyorum tam olarak…ama anlatımın o kadar güzel ve yalın,betimlemelerin o kadar hoÅŸ ki bir parça buldum kendimden sanki…iÅŸte o yüzden yazdım…kimi zaman öfke o kadar ağır gelir ki bize,hele bir de sahip deÄŸilsek o bünyeye…uçurtma gibidir benimkisi de,iple bana baÄŸlı,benim,fakat benden uzak…gene de rüzgar bitince iner hemen yanıbaşıma…sonra da hiç usanmadan bekleriz;hem uçuÅŸunu hem de dönüşünü bir uçurtmanın tekrardan…devam…
“Åžimdi yine birini bekliyorum… ama bu sefer kendi evimde… kendi içimde… biraz kızarak geç kaldığı için… ama saate bakarak anlayamam ne kadar kaldı gelmesine… sadece geç kaldığını hissediyorum… Umut balonlarımın yarısı sönüp koltuÄŸun arkasında kaybolmuÅŸ yarısı da dost evlerine süs olmuÅŸ ÅŸimdiye kadar… geç…çok geç”
Geçtir gerçekten. Gelse bile o geliÅŸ istenen geliÅŸ deÄŸildir. Beklendikçe amacından uzaklaÅŸmıştır sanki. Artık “beklemek” baÅŸlı başına bir iÅŸ olmuÅŸtur. Amacından uzaklaÅŸmıştır belki de. O beklemeler üzerine olsa olsa buruk bir gelme olur.
// Not: Kurallara uygun olmayan mahlas, editör tarafından yeniden düzenlendi.