Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Matruşka Sanrılar


Gönderen: Yasemin AKTUNA • 7.06.2006 • Türü: Deneme

photodata.box.sk

Vakit geç. Aylardan Ocak. Elimde sıcacık bir fincan tarçınlı, karanfilli elma suyu. Buharı yüzüme çarptıkça Buzlar Kraliçesi’nin sarayına giden yolda ufak bir molada hissediyorum kendimi. Herşey benim kontrolüm dışında ve bundan hiç şikayetçi değilim. Bilgisayarımın karşısında arkadaşım Pelin’in ablası Zerrinle konuşuyorum. Onunla hiç karşılaşmadık sadece internet aracılığıyla hoş bir sohbet edindik. Aniden kapı çalıyor.


Arka arkaya zile basıyor kapıdaki delirmişçesine. Telaşla açıyorum, karşımdaki Pelin. Ama çok farklı. Saçları birbirine karışmış, bakışları tarif edilemez, başka bir yerlerde gibi. Üzerinde gecelik… Gecelik, çamurlu, saçları ıslanmış kardan, ayakları çıplak, elleri yaralı. Tam ne olduğunu soracakken beni tanımıyormuş sanki hayatında hiç görmemiş gibi içeri koşuyor. Onunla konuşmaya çalışıyorum ama beni duymuyor, olduğum yere bile bakmıyor. Kendi kendine söyleniyor. Bebeğinin saçlarını taraması gerekiyormuş, bu son şansıymış hayatta kalmak için.Evimi alt üst edip bir fırça arıyor. Bulamayınca yere çöküp söylenmeye devam ediyor ve sallanıyor. İleri geri, ileri geri, ileri geri…

 

       Olayın etkisi altında bilgisayarımın karşısına çöküyorum. Karmaşadan elma suyum devrilmiş, klavyem ıslak. Pencereye bakıyorum. Dışarıda kar alabildiğine hızlanmış, iyiden iyiye ürperiyorum. Tekrar merakla Pelin’in yanına gidiyorum. Ona yardım etmek istiyorum. Beni görmüyor, duymuyor ara sıra dokununca titriyor, kafasını iki yana sallıyor.
Durumu Zerrin’e anlatmaya karar veriyorum. Ne de olsa ablası  ve bir yardımı olabilir. Çok garibim. Kendimi silik hissediyorum. Soyutlanıyorum sanki bu yaşamdan.

       Zerrin’e olayı anlatınca sandığımın aksine hiç tepki göstermedi.Uzunca bir süre mesaj atmadı. Donmuş gözlerle ekrana bakıyordum. En sonunda mesaj geldi. Benim gibi pek çoklarının olduğunu, telaşlanmamam gerektiğini, hiçbir şey hatırlamayacağımı, rahat olmamı söyledi ve ekledi:
“Yine mi? Bir iki senedir hiçbir şeyi yoktu.Demek artık onun da zamanı geldi.”
Söylediklerinden hiçbir şey anlamıyordum. O sırada pencereden simsiyah bir kedi içeri girdi ve Pelin’i izlemeye başladı. İleri geri,ileri geri,ileri geri… Bense Zerrin’den bir açıklama bekliyordum.
“Pelin çok hasta.Sana bugüne kadar ne anlattıysa hepsi uydurma, yalan, hayal ürünü. Onun bir ailesi bile yok. Hiçbir yaşanmışlığı gerçek değil.”dedi. Şaşkınlığım iyice artmıştı ama öfke de vardı içimde. Tüm benliğimle Zerrin’in yalan söylediğine inanıyordum. Etrafıma baktığımda beni ürperten bir olay daha oldu. Odamdaki bitkilerin üzerlerini çiy kaplamıştı. Sanki benim korkumu dile getiriyorlardı. Panik halindeydim. Zerrin’e “Sen yalancısın” diye bağırdım. Çünkü Pelin’in yaşantısındaydım ve her şey  bana anlattıklarıyla uyumluydu. Hiçbir pürüz hiçbir açıklık yoktu. Beynimde korkunç bir kaos vardı. Zerrin yine asab bozucu bir sakinlikteydi. Sanki ben de hastaymışım gibi davranıyordu. Ekranda tek bir cümle belirdi.
          
       “Sen de YOKSUN,bir hayalsin…”

       Artık bu kadarı da fazlaydı ve mantık dışıydı. Eğer ben Pelin’deki bir hayalsem ve kurgudan ibaretsem sen benimle nasıl konuşuyorsun diye sordum. Kendimden emindim, bu soruya verecek yanıtı yoktu.
           
       “Çünkü Pelin de yok”demekle yetindi. Onu duymak istemiyordum. Dışarıya kapanmak istedim  tüm çıplaklığımla. Kendimi ve Pelin’i çizik çizik görmeye başladım. Sanki yok ediliyorduk biri tarafından. Herşey bulanıyordu, siyah kedi, çiy taneleri, dışarıdaki kar hepsi bulandırıyordu beynimi ve net görememeye başladım. Yere yıkıldım, Pelin’e baktım, can çekişiyordu. Benimse belimden aşağısı yoktu ve silini…
         
       Merhaba ben Zerrin. Görüyorsunuz bir insanın silinişi ne kadar kolay bu hep böyle. Gerçekte de kurguda da, kabullenemesek de hepimiz yansıma değil miyiz? Artık yeni karakterlerimin doğmasının zamanı geldi. Umarım bu sefer o da doğurmaz. Çünkü torunlarım bilinçsiz bir şekilde çocuklarımı yani annelerini öldürüyorlar. Karnıma bakın, yeni bebeğim yola çıkmış bile. Şu matruşka sanrılar… Hepsine de bayılıyorum.

Bu içerik için hiç etiket yok.

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

Yorum yapın ya da yanıt yazın