Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Pahalı Viski


Gönderen: mutlukocakurt • 4..2007 • Türü: Deneme |

işSevgiyle dördüncü dublemi seyrediyordum. Keşke buz da isteseydim.

“Sana birazdan yapacaklarım için şimdiden özür dilemek istiyorum”
“Meraklanma. Yapacağın hiçbirşey beni korkutamaz, adi köpek ! Senin gibileri çok gördüm ben.”

Yok ! Bu kadın beni tanımalıydı. 18 yıldır beni bekleyen viski, bir on dakika daha bekleyebilirdi. Hem sonrasında boğazımdan aşağı akarken ikimizin de aldığı zevk daha yoğun olacaktı. Masadan, kar maskemi alıp kafama geçirdim. Kadının yanına gidip, göz bağını çözdüm.

“Belki bu firkini değiştirir ?” Elimde bulunan binici kırbacını, hafif hafif yüzüne doğru sallıyordum.

“Beklediğin kabahat, sorunlu piç” dedi, yüzüme tükürür gibi

Kolunu koparırcasına onu sandalyesinden söküp kendi masama sürükledim ve suratını masamın üzerine bastırp, tek parça elbisesini yırtar gibi ensesine kadar yukarı çektim. Gördüğüm manzara beni çok şaşırtmadı. Güzel sırtındaki yara izleri bunları ilk defa yaşamadığının kanıtıydı. Çetin cevizdi.

TAMAMI
Bir ayağım yere basar vaziyette masanın kenarında oturuyordum. Masadaki dosyaları bir kenara itmiş, 10 dakikadır  neredeyse kımıldamadan, karşımda elleri ve gözleri bağlı kadına bakıyordum. Elimde tuttuğum 18 yıllık Dimple, kadehin içinde sabırsız, ama yavaş bir dalga olmuş, tur atıyordu. Gözlerimi kadından ayırıp, elimde, hala sabırla içilmeyi bekleyen kadehe birkaç saniye baktıktan sonra, hepsini gırtlağıma boca ettim. Üçüncü dublemdi, ve hala ilki kadar lezzetliydi. Çok güzel….

            Kadehi masaya bırakıp ayağa kalktım. Kadının tam önüne geçip, sorumu bir kez daha sordum :

“Kimsiniz ve planınız ne ?”

Kadın bağlı gözleriyle bana bakıp, deminki cevabını tekrar etti :

“Söyledim. Neden söz ettiğini bilmiyorum !”

            Kadını, bağlı olduğu sandalyeyle beraber yere devrilmiş gördüğümde, suratına indirdiğim tokadın bu narin beden için biraz fazla olduğunu anladım. Demek göründüğü kadar dirençli değildi…
 
            Onu yerden kaldırıp bu sefer sol tarafından nispeten daha yavaş bir tokat daha indirdim yüzüne. Sonra sağdan sert bir tane daha ve soldan bir tane daha. Gırtlağını sıkıp, dişlerimin arasından tıslayarak bir daha sordum :
           
“Kimsiniz ve planınız ne ?”
“Nef..s ala….mmghh….”
“Benimle alay etmeyi aklına bile getirme. Bunu biraz daha çekilebilir hale getirmek senin elinde”
“Hhh….”
 
            Boğazını bırakıp, sarı saçlarını sıkıca kavradım. Ardından, yukarı kaldırdığım yüzünün üzerine  peşpeşe iki sert tokat daha indirdim. Nihayet dudağının sol kenarından kan gelmeye başlamıştı…
 
Masama dönüp, dördüncü dublemi doldururken biraz sakinleşmiştim.
 
“Emin ol benim yerimde olsan sen de bana aynı şeyleri yapardın. Bu askerlerimizin güvenliği, onları vatanlarında bekleyen gözü yaşlı anneleri ile ilgili. Belki senin de çocukların vardır. Anlaman lazım.”

“Anladım orospu çocuğu…..saçmalamana gerek yok”
 
Sevgiyle dördüncü dublemi seyrediyordum. Keşke buz da isteseydim.
 
“Sana birazdan yapacaklarım için şimdiden özür dilemek istiyorum”
“Meraklanma. Yapacağın hiçbirşey beni korkutamaz, adi köpek ! Senin gibileri çok gördüm ben.”
 
            Yok ! Bu kadın beni tanımalıydı. 18 yıldır beni bekleyen viski, bir on dakika daha bekleyebilirdi.  Hem sonrasında boğazımdan aşağı akarken ikimizin de aldığı zevk daha yoğun olacaktı. Masadan, kar maskemi alıp kafama geçirdim. Kadının yanına gidip, göz bağını çözdüm.
 
“Belki bu firkini değiştirir ?” Elimde bulunan binici kırbacını, hafif hafif yüzüne doğru sallıyordum.
 
“Beklediğin kabahat, sorunlu piç” dedi, yüzüme tükürür gibi

            Kolunu koparırcasına onu sandalyesinden söküp kendi masama sürükledim ve suratını masamın üzerine bastırp, tek parça elbisesini yırtar gibi ensesine kadar yukarı çektim. Gördüğüm manzara beni çok şaşırtmadı. Güzel sırtındaki yara izleri bunları ilk defa yaşamadığının kanıtıydı. Çetin cevizdi.
 
           Kırbacı kaldırıp ilk darbeyi sırtına indirdiğimde, sesi bile çıkmamıştı. İkinci defa aynı yere vurduğumda bu gecenin ilk çığlığını attı. Beline ve kıçına doğru devam edip, darbelerin şiddetini artırınca attığı çığlıkların rengi ve şiddeti değişmeye başlamıştı. Hırsımı alamayıp onu masadan çekip yere çarptığım gibi tekmelemeye başlamıştım ki… gördüklerim karşısında gözlerimi kapatmak zorunda kaldım.
 
”Allah kahretsin seni adi fahişe”.

            Kadınla beraber viski şişesi ve kadeh de düşüp kırılmışlardı. Yere dağılmış olan tozlu ve anlamsız dosyaların üzerine son 18 sene bulaşıp heba olmuştu.
 
“Bunu sana ödeteceğim. Gel buraya!”
 
            Bu sefer gerçekten kızmıştım. Onu yerden kaldırıp tekrar masanın üzerine yatırdım. Bu kadın gecemi gerçekten berbat etmeyi başarmıştı. Nefes almamı güçleştiren maskeyi çıkarıp, külodunu iki elimle yırtıp attım ve pantalonumu indirdim. Yalvarmaları artık fayda etmeyecekti çünkü baştan beri olması gereken şey olacaktı artık. Bana birşeyler izah etmeye çalışıyordu, ama artık dinleyecek durumda değildim. “Hayır ”’lar ve “Yapma”’lar eşliğinde, kural tanımaz derecede gözü dönmüş erkekliğimi, savunmasızlığının tam kalbine saplamıştım bile. Bulunduğum yerin tadını çıkarıyordum ama kendimi içgüdülerime tamamen teslim etmeme engel olan birşey vardı. Kadın birşey söylüyordu. Çığlıklarının arasındaki tek anlamı olan kelime, yavaş yavaş berraklaşıyordu : “Çukurova….Çukurova…Şifre…Kelime…”.
 
            Durdum. Hemen toparlanıp pantolonumu çektim ve kadının ellerini çözdüm. Anahtar kelimeyi söylemişti…ve gerçekten çok kızgın görünüyordu :
 
“Allah belanı versin hayvan herif. Beni ne sandı ha ? Ne sandın ?”
 
“Bundan hoşlandığınızı zann…”
 
“Allah belanı versin! Beni özel fahişen mi zannettin, ezik köpek ?
 
“Gerçekten özür dilerim. Bir an kendime hakim…
 
“Sana neler istediğimi söyledim. Neler istemediğimi de yeterince açık söyledim. Seni bana bulan o kadına da uzun uzun anlattım. Bunu anlamayacak derecede ahmakmısın sen ? Nerde yaşadın bugüne kadar hödük ?”
 
“Bakın daha birsürü şey var. Daha başlamadım bile. Lütfen izin verin size bu geceyi…..
 
ŞRAKKK..!
 
            Suratımın ortasına öyle bir tokat atmıştıki, sesi sadece dairesinin duvarlarında değil, 5 yıldır devam eden işsizliğimde, yaşadığım, ve ev dediğim, o küflü viranede ve alkolsüzlükten titreyerek uyumaya çalıştığım bütün gecelerde yankılanmıştı.
 
Konuşabilseydim bile söyleyecek birşeyim yoktu.
 
Dolabın içinden bir şişe 18 yıllık Dimple çıkarıp elime tutuşturdu.
 
“Defol ! Paran, kapının yanındaki komodinin üzerinde. Maskeyle kırbacı da götüreyim deme sakın. Kim olduğumu unut ve hemen defol !”
 
            Az önce ona attığım dayağın yüz mislini, tek bir tokat ve bir hediye viski ile yemiştim. Ne kadar pratik…
 
            Yüzüne bile bakmadan sessizce çıkış kapısına doğru yürüdüm. Komodinin üzerinde bulunan zarfı alıp, merdivenlerden sessizce aşağı indim. Korumaların bakışları arasında sokak kapısından çıkıp, ağır adımlarla yokuştan aşağı yürürken kendime gelmiştim yine. Hala otobüs bulma şansım vardı. Taksi bu saatte eve kadar çok yazardı çünkü. Hava biraz soğuktu ama elimdeki şişeye baktıkça içim ısınıyordu. Durağa kadar biraz yürümem gerekecekti anlaşılan…