Şuanın hastası ve yarının hastası iki kişiydik
Gönderen: Yasemin AKTUNA • 10.08.2006 • Türü: Deneme
Şuanın hastası ve yarının hastası iki kişiydik.Uzanmış sessizleşiyorduk.Ara sıra nedensiz gülmeler ve etraftan tuhaf, kaçamak bakışlar. Canlılığını yitirmiş güneş son ışın saldırısını gerçekleştiriyordu tenimize, tabii yalnızca bugün için.
Sıkıntı ve anlaşılmazlık zor işti vesselam. Sıkıntının kaynağı etraftaki kuru gürültüydü.Bu fani kulaklarım gerçeği duyamayıp da bu denli gereksiz şeyleri duymakla cezalandırılmışlardı.
Devamı
Gerçekleri; otları, böcekleri duymak çok ağır gelecekti zihnime belki de ve bu yüzden koruma altına alınıp sağırlaştırılmışlardı. Ama bunun bilincinde olmak pek ağırdı.
An be an tanık olmaktayım medeniyet ve adalet denen kavramların nasıl da yoz olduklarına.An be an tanık olmaktayım yaşam bir çocuğa nasıl öğretiliyor ve nasıl da elinden alınıyor özgürlüğü o “medeni” insanlarca. An be an utanmaktayım insanlıktan, an be an. Özlemi içindeyim bir ot bir kuş olmanın. Şimdi karşımda duruyor şu yaşam öğretilen çocuk. Kocaman kahverengi gözleri var, o kadar kocaman anlamlı. Yazdıkça nefret ediyorum sözcüklerimden o “medeni” insanlarca okunacaklar bir de bu yetmezmiş gibi hak verilecekler utanmazca diye.
Terbiye gömleği geçirilmiş edepsiz insanların dedikodu fısıltılarını duyan şu lanetli kulaklar birgün kapanacaklar ve toprakla konuşacaklar. Kocaman gözlü çocuğun annesi çığlık çığlığa medeniyet zinciri boynunda.Tek derdi çocuğuna öğretilmesin yalan yaşam, tek derdim yaşam bu değil demek.Uzanmak dut ağacının dibine ve yüzümü köklerine vermek.
