Yan Koltuk

    Güvenceyi almışlar, vermişiz bir kere: “yan koltuk”. Demişiz baştan; sen yap gel affedeceğim ben seni diye… Bir el öpmeye, bir kuru özre aldanmışız hemen. Öldürmenin cezasını beş yıla düşürmüş, üstüne yetmemiş altına mercedes verip, başından karanfillerle uğurlamışız onları.

Tamamı

Yan Koltuk

Doğmak… İşte çizilmiş bir yazıyla bütünleşmiş,her biri farklı gibi görünen ama aslında aynı olan yaşamlarımıza gözümüzü açmak… İşte ilk farklılık o anın zamanıyla başladı, sonra yerlere bölündü,daha sonra sahiplik çıktı bir yerlerden… Bir ara da renk hakim oldu tüm farklılıklara. Sonra “millet” diye bir şey çıktı ortaya, “bayrak” çıktı “güç” çıktı… Ve en sonund ada “diğerleri” çıktı ansızın. Ama yine de “ulus” olmak bastırdı hepsiniiyıktı tüm deyimleri. Ve şimdi farklılık olmadan,ama gerçekte oldğunu inkar ederek herkes aynı kilitte tıkandı. Tüm gözler,daha da doğrusu tüm inananigerçeği bilen gözler şaşkınlıkla “neden?” sözcüğünü barındırıyor,arıyor cevaplarını diğer akıllarda…
Affetmek… Bağışlamak büyüklüktür derler; ama kimler için,nerde,nasıl belirtmez bu söz;sadace “bağışlamak” der. İşte bu tür sözlerde saklıdır cevaplar. İstenir ki; bir bilmece,bir macera misali insan koşsun ardından. Ama demek ki koşanlar çok akrşılaşmış bariyerlerle,çakıllarla. Öyle ki her yola düşen ya taşlanmış ya da düşmüş o yolda…İşte yine aynı yoldayız ülkem. Ya taşlanıyor,ya yuvarlanıyor ya da hala yolu arıyoruz. Bu yolda güvencemiz olan yanımızdaki koltuğa “ öbürlerini” katıyoruz. Öbürleri ki; atan,satan, döven,öldüren,tecavüz eden,yolan, çalan… Öyle ki onları büyütüyoruz böylece. Kolay değil bu,yan koltuğu ayırıyoruz onlara. Artık hiçbiri düşünmüyor yapmadan önce. Güvenceyi almışlar, vermişiz bir kere: “yan koltuk”. Demişiz baştan; sen yap gel affedeceğim ben seni diye… Bir el öpmeye, bir kuru özre aldanmışız hemen. Öldürmenin cezasını beş yıla düşürmüş, üstüne yetmemiş altına mercedes verip, başından karanfillerle uğurlamışız onları. Sonra dönüp bakınca “asıl “ olanları görememiş, görmek istememişiz belki de…” Öbürleri” ne özgürlüklerini anında vermiş, “asıllar “ a düşünce özgürlüğünü bile tatdıramamışız. Asılları atmışız köşelere,çürütmüşüz hapislerde, tüm geleceği aydınlığı itmişiz elimizin tersiyle… İşte yine bir düzensizlik… Yaşamda denge mi yok acaba yoksa bizler mi oluşturamıyoruz ki koruyalım dengeyi. Düşünmekle mualla olmuş tüm izler. Ve yine bir yolda tıkanmış bekliyor ülkem. Salıverdiğinden,affettiğinden bile minnet bulamamış… Halbuki tek isteği küçük bir vefayken…
İşte öyle bir yol ki bu; rehberimiz yok ama asla dengeyi tutturanadığımız bir terazi var elimizde…

Tek yorum
Yorum yapin/yanitlayin »

  1. Dünyaya zaten ölmek için değil yaşamak için geliriz.1 değil milyarlarca insanın olmasıda birbirimiz içn yaşadıgımız anlamına gelir.İnsanlık duygularını elimizden yitirmeye başladıgımız şu donemde alt kımlık üst kımlıkle sucumuzu saklamak yerine,önce insanlıgımızın sonrada kendi insanımızın olmaması gereken bir yerde olduğunu gösterdigin ve bizi biz yapan değerlerimizi hatırlattığın için sağol.Unutmamak gerekir ki biz dünyaya değil,dünyanın bize köle olması gerekir.

Yorum yapın/Yanıtlayın