Hürriyetin Yeniden Ýlaný'nýn 100. Yýlý | Aralýk 1908 | Osmanlý Meclisi

Bir dizgi hatası


Gönderen: H.G. Özkoray • 22..2008 • Türü: Edebiyat, Öykü |

Kâh yağmur vardı, kâh karanlık dışarıda. Kapıyı çalan arkadaşımı içeri almakta hiç de acele etmediğimi hatırlıyorum. Sırılsıklam yağmurluğundan yerlere akan su damlacıkları ve gökgürültülü gecenin sokaklarından getirdiği çamurlu ayak izleri apartman görevlisini hiç de memnun edeceğe benzemiyordu.

Çatı katındaki dairemde kabuğuma çekileli birkaç hafta olmuştu. Dış dünyayla ne ölçüde kesebildiğimi kestiremediğim bağlantılarıma bu ziyaret yeniden hayat vermişti ne olursa olsun. Kendimi son zamanlarda göreceli olarak daha üretken ya da daha az steril bulmaktaydım yine de, gizemli bir hava verme çabalarımın boşa çıktığı bu münzevi dönemimde. Şubat ayında çıkagelen bahar havası içimi ısıtmalıydı aslında, fakat böyle bir ihtiyaç hissetmiyordum.

İçeri buyur ettiğim arkadaşımla birbirimize pek bir söz söylemeden, sanki üzerine düşünülebilecek tüm varoluşsal sorunlar hakkında yeterince kafa patlatmış ve mümkün olan tüm bilgilere ulaşmışçasına bir süre bakışarak o günkü ikinci sigara paketimi bitirdik. Masamdan kalkıp aynada kendine baktı uzunca. Hayır, kendini seyretmekten zevk aldığından ya da ben gerçekten ben miyim diye aptalca bir soru sormak için değil. Olmak istediğine ulaşmaktan ne kadar uzak olduğunu görmek istiyordu. Her zamanki yağlı ve kepekli saçları, belli belirsiz uzayan sakalı ve tüm yalnızlığıyla karşımızdaydı. Aynada hemen yanında yerimi aldım.

İkimizden de ayrışan bir parça yoktu, kendimizi ötekilerde gördüğümüz gerçeÄŸini saklamayı beceremiyorduk sadece. Sıkıntılarımızı diÄŸerlerine yansıtmayı beceremediÄŸimiz gibi. Bana sahip olmak istediÄŸi sevgilinin hayaliyle yaÅŸamanın ne kadar güçten düşürücü olduÄŸunu anlattı. Onu dinlemeye koyuldum: “Sahip olmayı kurduÄŸum sevgilinin hayaliyle yaÅŸamak beni güçten düşürüyor. Somut bir adım atmaksa kolay deÄŸil, ama boÅŸ hayaller ve yanılsamalarla daha fazla devam edemeyeceÄŸimin farkındayım. Bu kuru cümlelerin ve görünürdeki mutluluÄŸumun ötesinde saklı büyük sorunlara sahip olmalıymışım gibi geliyor. Sanırım daha fazla içime kapanmanın peÅŸindeyim. {…} Kadınları tanıma çabasına girmekten vazgeçtim, kaç tanesini daha unutmam gerektiÄŸini düşünüyorum ÅŸimdi, yeni bir birlikteliÄŸi mümkün kılmak adına. {…} Aradıklarım odamda deÄŸil, tabii ki dışarda. BencilliÄŸimi ve kendimi tatmin etme uÄŸraÅŸlarımı önemliymiÅŸ gibi göstermeyi bırakıp, kurtulamadığım bu boÅŸluk ve sonsuzluÄŸa yoÄŸunlaÅŸmalıyım. Norveç’e Munch’un izlerini takip etmeye gitmeliyim. Yalnızlığımı, doÄŸanın sessizliÄŸini, her iliÅŸkide kendimi kurban olarak konumlandırışımı, boÄŸucu kalabalıkların taşıdığı hikâyeleri düşünmeye ihtiyacım var.”

Elimden geldiğince anlayışlı olmaya çalıştım:

- Güzel. Orjilerde aradıklarını bulamaman beni rahatlattı doğrusu. Aşk bir hedefse eğer, burada sahiplenme dürtüsünü sezinlediğinde arkana bakmadan kaçman gerekir. Demek istediğim, çözüm benliğini sevginden soyutlamakta olabilir. Herhangi bir aidiyetin yokluğunda toplu cinsel eylemlerde bulmaya çalıştığın ve daha evrensel bir boyutta olduğunu varsaydığın mutluluğu mutlak bilinmezlerde aramaya da lütfen kalkışma. Evet, burada ölümü kastediyorum.

Omuz silkmekle yetindi. Zaman ve uzamdan bağımsız, kendine yeter bir boyutta yaşadığımıza inanmakta her zamankinden daha ısrarcıydı.