Hürriyetin Yeniden Ýlaný'nýn 100. Yýlý | Aralýk 1908 | Osmanlý Meclisi

Eylül Geldi, Gitti…


Gönderen: S. Arda ÜÇER • 15.09.2006 • Türü: Edebiyat, Öykü

Eylül mevsimi geldi, sonbahar kendini doğadan önce ruhumda hissettirmeye başladı. Yalnız, yapayalnız olduğumu belirginleştirmekte üstüne yok alçağın. Aslında alçaklık onda değil, insanlarla ilişki kurmayı, hadi daha insaflı olayım yürütmeyi beceremeyen bende. Mevsim sonbahar da olsa, ilkbahar da ben yine aynı ben.

Koyu kırmızı yatak örtüsü takımının üzerinde uyandım. En sevdiğim yatak örtüm. Kırmızılığın bazı kısımları daha koyulaşmış, terlemişim, yatağı da terletmişim. Oysa ne hava terletecek kadar sıcak, ne de benim üstüm gereğinden fazla kalın. Gözümü açmadan duşun altına attım kendimi, işte o zaman anladım yazın bittiğini. Su soğuk geldi. Sıcağı açtım, suyun ısısının yükselmesi ile uyku halinden uzaklaştım. Kurulandım, belimde havlu kahve yaptım kendime, sütlü, iki şekerli. Dilimin yanmasına aldırmadan hızlı hızlı içtim, kafam yerine geldi. Aç karnına kahve baş ağrısı yapar bende. Dünden kalan ekmeğe, dolaptaki kaşarın son parçasını katık ettim, doymadım. Üstüme bir şey giydim, mahallede evler o kadar iç içe ki başkasının salonunda çıplak dolaşıyormuşum gibi hissediyorum kendimi. Perdeleri sıkı sıkıya kapamam da bu yüzden.

Kapıcı yine kapının tokmağına takmayı başaramayıp, paspasın üzerine bırakmış gazeteleri. Gazeteler can sıkıcı biçimde savaş haberleri ile dolu. Ürkütücü bir bilinmezlik var ülkemin güneyinde, doğusunda ve çevresinde ve her yerinde. İçim daraldı, cama çıktım. Sonbahar gelmiş, güneşin ışığı mat. Günler, kalın ve yüklü yağmur bulutlarını çağırıyor, hava serin.

Telefon çalıyor. Arayan kız kardeşim.

Abi, eylül geldi.
Diyor, sanki herhangi bir konunun ortasındaymışız gibi.
Eee…
Hani seninle Karadeniz kıyısındaki o salaş balıkçıya gidelim diye tüm yaz konuştuk ya, yaz bitti yahu ne garip.
Dünyada bundan daha garip şeyler de var Dicle.
Nasıl yani, ner’den çıktı şimdi bunlar eylül geldi derken.
İyi ya; Latince ‘septem’ (yedi) anlamına gelen bu ayın ismine nazire yaparcasına dokuzuncu ay olması bile başlı başına gariplik değil mi? Takvim değişmiş, isim yedi kalmış anlayacağın.
Abi yine kafan karışmış senin. Eylül diyorum, balık diyorum, istavrit mevsimi diyorum. Ooooo…
Evet biliyorum, bizim oralarda Eylül’e istavrit mevsimi derler, gariplik bu ya Hıristiyanlar da ‘İstavroz ayı’ der… Bazıları hazan mevsimi der, ayrılık ölüm mevsimi.
Neyse ne yapalım, bugün gidelim mi o balıkçıya?
Olur, saat birde al beni.
Oldu, öptüm abişko.

Kapatıyorum telefonu, Dicle’nin neşesi uzakta kalıyor. Gazetelerime dönüyorum, aslında okumaya niyetim yok. Ama gazeteleri yanıma alsam benim nazlı kardeşim okutmaz, kendisi ilgi bekler. Yarın okusam hiç olmaz, gazetenin günlük olanını severim.

Sayfalar arasında gezerken gözüm ilişiyor o ilana. Vefat haberi, genç birinin, tanıdık ve yakın. Birden kulağıma tanıdık bir ses çalındı: O öldü. İçim tuhaf, aklımda bir an belirip kaybolan resimler, kesitler. Varla yok arası görünen güzel bir yüz, onun yüzü. Kalkıyorum bilinçsizce, çaresizce evin içerisinde durmadan dönüyorum. Onu ilk gördüğüm anın fotoğrafı dağılıyor eve, beraberinde duygularım.

Üzerindeki rakı mavisi kotu, beyaz çiçekli bluzu, saçlarını iki yandan toplayışı… Ders çalışmalarımız, elini ilk tuttuğum an, ilk öpüşmelerimiz, sevişmemiz. Her şey bu denli uzak olamayacak kadar belirgin. Sonra benim başka bir kadına aşık olduğumu zannederek onu terk etmem. Ağlaması, ağlamam.

Ağlamamız…

Gazeteye, ilana, ilanda yazan isme tekrar bakıyorum, bir daha bir daha. Evlenmiş demek, bildiğim soy ismi parantez içinde yazılı: Eylül (Karabıçak) Takmaz.

Kocasının ve çocuklarının isimleri de var ilanda, neden sonra fark ediyorum. Adımı vermiş oğluna. Sevinmemeliyim biliyorum ama seviniyorum. Dedim ya alçağım ben.

Koyu kırmızı yatak örtüsü takımının üstünde uzandım. En sevdiğim yatak örtüm. Kırmızılığın bazı kısımları daha koyulaştı, ağlıyorum, yatağı da ağlatıyorum.

Kapı çalıyor. Dicle geliyor.

İstanbul, Fulya / 2006

Bu içerik için hiç etiket yok.

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

Yorum yapın ya da yanıt yazın