Hürriyetin Yeniden Ýlaný'nýn 100. Yýlý | Aralýk 1908 | Osmanlý Meclisi

Sedir Hikayeleri


Gönderen: Tunca ÜÇER • 11.09.2006 • Türü: Edebiyat, Öykü

Ben kendime
yalanlar söyledim
sonra ben o kendimden
onları dinledim

dinledim
dinledim (Özdemir Asaf)

Oda karanlıktı. Uyanır uyanmaz nerede olduÄŸumu anlayamadım. Sedirdeydim. Ne zaman tamamen kendime gelip de ışığı açabildiÄŸimi kestirmek güç. Zihnim yerinde ama pek de mantıklı ve tutarlı ÅŸeyler geçmiyor gözümün önünden. Uzun bir kumsal var önümde, deniz düz, denizde küçük bir tekne. Altı bilemedin, yedi metre. Tekne sanki suyu rahatsız etmekten çekinirmiÅŸ ve motorunun sesinden utanırmış gibi suyun üzerinde ilerlemekte… Biraz öteden teknenin oltuÅŸurduÄŸu dalgalar kıyıya vuruyor. Denize paralel okaliptüs aÄŸaçları… Tüm sahil buÄŸu septillenmiÅŸ gibi kokuyor. Okaliptüslerin üzerinde sevgililerin isimleri. Okaliptüslerinin birinin altında bir çift sevgili… Üç, dört aÄŸaç ötede de küçük bir kız çocuÄŸu, dondurmasını yiyor. Sevgililer biraz huzursuz ama o, çok mutlu. Peki nedir bütün bunları gözümün önüne getiren, zihnime koyan? Pancar motorlu teknenin orada ne iÅŸi var? Sevgililer neden huzursuz? Küçük kız neden yalnız? Anlamak için ne kadar çabalasam, sonuçsuz. Bu bir mektup mu? Hayır, deÄŸil. Çünkü tamamen kurgusal. Ama bir mektup olsaydı da gene kurgusal olacaktı. GönderilmemiÅŸ bir mektup içerisinde tamamen benim ürünüm -baÅŸlattığım, geliÅŸtirdiÄŸim, uÄŸrunda acı çektiÄŸim bir “sen” mesela- olanlardan bahsedecektim. Ama yapamazdım. Çünkü burada, bu sedirin üstünde, bu yazı masasında ya da kapı önünde begonvillerin yanında otururken düşündüklerim, yaÅŸadıklarım… Ama lüzumu yok. Bu kadarı “kafi”. Üstü de, hepsi gibi bana kalsın…

***

“Tüm gün onunlaydım”

Bugün güzel bir bahar günü, fark edebildiÄŸim. GüneÅŸ içimizi ısıtıyor. İliklerimizin bu sıcaklığa ihtiyacı vardı. Sen yanımdasın, bahar yanımda. Sahilde ve ÅŸehirde yürüyoruz. Ben daha önce hiç görmediÄŸim maviliklerini görüyorum denizin, hiç fark etmediÄŸim yosunlarına bakıyorum ve hiç hissetmediÄŸim çimleri hissediyorum tabanlarımda… Hava, toprak kokuyor, açmak için sabırsızlanan çiçeklerden kokuyor, hava bahar kokuyor. Bir banka oturup, koÅŸuÅŸturan çocukları izliyoruz. Onların neÅŸesi, neÅŸemiz oluyor. Sanki birazdan kaçıracakmışsın gibi duran ellerine uzanıyorum, ellerim ellerinin arasında duruyor. Yanımızdaki banklarda insanlar oturuyor. Bazıları tartışıyor, bazıları sadece duruyor. Umursamıyoruz. Deniz gene kıpırtısız, karşı kıyı gözükmüyor bu sefer. Ne bir kayık ne bir yat var, dümdüz suyun üzerinde ama önemi yok. Çünkü ÅŸu an huzur ne o teknede ne de deniz üzerinde. Tam yanımda. Ellerin ellerimin arasından kayıyor. AyaÄŸa kalkıyorsun. Ayakların suyun içerisinde… Ben sana, denize, bahara, ÅŸaşıyorum. Zaman ne kadar da çabuk geçiyor? Sen nasıl da hemen güzelleÅŸiyorsun. Solumuzda duran onlarca çiçeÄŸi gösteriyorum, onları sana armaÄŸan ediyorum. Çiçekler, yüzlerini senden yana dönüyorlar. Çiçek oluyorsun, kök oluyorum, toprak oluyorsun, yaÄŸmur damlası oluyorum, deniz oluyorsun içinde yüzen balık, suyun dibinde yosun oluyorum… Sen dönüştükçe, ben “ben” oluyorum. Ben de yanına geliyorum, polenler taşıyorum sana bahardan, gökteki bir-iki bulutu sis yapıp yanımıza serpiÅŸtiyorum, sarıyorum çevremizi…

Bütün gün seninleydik bugün. Sen buradaydın, ben yanındaydım… Bugün, bütün gün ben, bu sedirin yanunda, mavi kapının karşısında, dört duvar arasında seni yaşadım, tüm benliğimle…

Tablo: Carolyn McBride - Blue Door

Bu içerik için hiç etiket yok.

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

Yorum yapın ya da yanıt yazın