Tekerrür-Paradoks-Dönüşüm
Gönderen: Vahdet İŞSEVENLER • 22.03.2006 • Türü: Öykü

HaydarpaÅŸa, yorgunluÄŸumun eskimeyen durağı.Åžimdi ortak sayılabiliriz onunla o da ben de bugün arabulucuyuz, ben laubali olan o soÄŸuk olan.Arka tarafındaki tren yolları zencilerin örgülü saçları gibi yanaşır taÅŸ binaya ama o yaÅŸlı bir sarışındır, Hitler’in sevidiÄŸi cinsten.Biraz da Rocky filmindeki Rus boksöre benzemiyor deÄŸil hani.E, o böyle olunca bana o filmde eski ÅŸampiyonun rolü düşüyor da Rocky nerde kaldı?
-Selamunaleykum.
-Aleykumselam.
Tamamı
I
-3 milyon.
-Çorba 1,5 milyon değil mi ?
-Evet, ekmek de öyle.
-3 milyon!
-Sinir bozucu ama bir nevi pazarlama yöntemi bu, ben de tren seyahatlerine ilk başladığımda benzer bir tepki göstermiştim gelgelelim 3 yıldır da çorba içi(tirtili)yorum. Şimdi bunun bir pazarlama yöntemi olması yapılanı meşru kılmaz diyeceksiniz lakin sessizliği(n-m)iz müdahelenin devamına fazlasıya destek vermekte.Sigara?
-Teşekkür ederim.
-Rica ederim.(Belki sigara kullanmıyor ama bu şaşkınlık ona takla attırır.)
-İlk defa takım elbiseler içinde brayantinli bir komünist görüyorum.
-Sizi üzer mi bilmiyorum ama hala görmediniz.(Bu seferde ben şaşırdım, 3 yıldır parkam içinde(!) sakallı bir halde girdiğim hiçbir kahvede böyle bir tepki görmemiştim.)
-Affedersiniz.
-Benim için ilginç bir diyalog oldu ama bence asıl az önce onlara karşı mahçup oldunuz.
-Onlar?
-Komünistler.
-Belki de haklısınız.
-Umutluyum.
-Nasıl?
-İnançlı.
II
HaydarpaÅŸa, yorgunluÄŸumun eskimeyen durağı.Åžimdi ortak sayılabiliriz onunla o da ben de bugün arabulucuyuz, ben laubali olan o soÄŸuk olan.Arka tarafındaki tren yolları zencilerin örgülü saçları gibi yanaşır taÅŸ binaya ama o yaÅŸlı bir sarışındır, Hitler’in sevidiÄŸi cinsten.Biraz da Rocky filmindeki Rus boksöre benzemiyor deÄŸil hani.E, o böyle olunca bana o filmde eski ÅŸampiyonun rolü düşüyor da Rocky nerde kaldı?
-Selamunaleykum.
-Aleykumselam.
-İstenilen karşılığı veriyorsun bakıyorum.
-Sizi istemeyi öğrendim.
-Bir yemek yiyelim sonra…
-O otele gelir.
-Evet.
III
3 yıllık ayrılığın ardından ilk temaslar…
-HoÅŸ geldin.
-Hoş gördük.
Sarılırlar.Saati 130 ytl olan boÄŸaz manzaralı oda ne Sadık AÄŸabey’in Kore maceralarını ne Yusuf ile Zeynep’in hikayesini ne de sigara çay ekmek üçlüsünün vefasını kaldırabilecek güçte deÄŸildi ama geçen süre içerisinde verdiÄŸi 12 kiloyu fotoÄŸraf albümü haline getirmiÅŸti nerdeyse.3 yıl 3 bavul fotoÄŸraf.BaÅŸtan sona doÄŸru fotoÄŸraflara bakılırken odadan ayrılıp bir fotoromanın içinde buldular kendilerini.Siyah beyaz baÅŸlamıştı ama anlaşılan ÅŸimdi ÅŸu kameralı cep telefonlarının reklamlarında bahsedilen kadar renkliydi.Gri tedirginlik, sarı mahçubiyete dönüşmekte…Klakson sesleri onları uyundıramamıştı ki saat de epey ilerlemiÅŸti.Gece ilerledikçe hava serinliyordu, onlar bunu uyarıcı kabul etmeyebilirlerdi ama sekiz saattir balkonda duran ben için bu önemliydi.Bozmaya da niyetim yoktu çünkü o ki üç yıl boyunca bir yerde üç gün durmadığı dahi olmuÅŸtu, öyleyken bu ufak oda da bu kadar vakit, sıkılması için fazlasıyla yeterliydi.Üçümüzde biliyorduk yenilenemeyeceklerdi.
-Fotoğraf çekilirken nereye bakıyordun ?
-Cama.
-Manzara güzel olmalı.
-Kendime bakıyordum camda.
-…
-Ötesi de manalıydı elbet ama sigarayı biraz sert çeksem şehir ışıklarının motivasyonu bozulacak gibiydi. Deniz fazla dalgalı olmamasına ramen pek dağınıktı şehrin sarısı, beyazı, mavisi.
-Sigaraya devam yani.
-Sen başlamadın mı ?
-Pek değiştiğin söylenemez.
-İçer misin ?
-Şiir yazardın, devam ediyor musun ?
-Bazen.
-Bazen, devam ediyorsun demek!
-Beni özlemiş gibi durmuyorsun.
-Bazen!
-Tamam, tamam :
sanma cama baktığında yansıyan
suratını gören yok sayıyor ötesini
kararmış denize boya çalan
şehir ışıklarının motivasyonunu bozmadan
bir nefes çalıyor ömründen
ciğerleri kırmızılıklarını sigarasına terkediyor
ve sonra vapur ömrünün kalanına yanaşıyor
şimdiki zamanı sanatlaştırıyor satır arası bekleşmeler
artık şimdinin değil tek taraflı sevişmeler
-Bir ara birlikte de gider miyiz Anadolu’ya ?
-Kariyerin ?
-Umrumda deÄŸil.
-Sen deÄŸiÅŸmiÅŸsin.
-…
-İşten ayrıldın anlaşılan.Bunun için bizi suçlamadığına sevindim, biraz daha susarsan bize hak verdiğini dahi düşüneceğim.
-O öldü.
-Başın sağolsun.
-Artık gidebiliriz değil mi ?
-O halde Konya’dan baÅŸlamanı tavsiye edeceÄŸim.
-(gülümser)
(Bir yüzü malubiyet bir yüzü zafer gibi gözükse de mayası umuttu madalyonun.Ve herkes için umut herzaman vardı.Diye sayıklanırken işe gitmeye her zamanki gibi kendi kendimi ikna ettim.)
-İçeresi sıcakmış.
-HoÅŸ geldin.
-HoÅŸ geldin? (İnsanlar hatta dostlarım geliÅŸiyor, ilerliyor ben hala 3.yüm.Ötekisin Åžirkuh Bin Ubeydul El-Kurdi’nin 19.nesil torunu Ozan Selçuk Tepekul.Bu senin resmin.)
-Neden bunca vakit girmedin içeri?
-Nasıl?
-İnançlı.
-DoÄŸru olur muydu ?
-Seni dışarda bekletmemimizin doğru olduğunu mu söylüyorsun?
-Başlangıçta bitti değil mi ?
*Resim - Laura Chenowteh
Bu içerik için hiç etiket yok.
