Hürriyetin Yeniden Ýlaný'nýn 100. Yýlý | Aralýk 1908 | Osmanlý Meclisi

Burası Filisttir, Orası Kilist


Gönderen: ahmetyozgat • 8.02.2007 • Türü: Edebiyat, Åžiir

1/:
Bakmayın bana utanırım gözü ela güzeller,
Konmayın boynu bükük çayırıma,
Burnu gül kurusu üveyikler sabah erkenden.
Çünkü burası ateşlerle halayların yurdu Filisttir,
Kilisttir ceylan-ı İbrahimlere il olan bozkır.
***
Kilistte bir şafak vakti…
Filistte balalar çoktan ayaktalar kavak fidanları misali,
Ancak yürekleri uyanık olsa da,
Gözleri uyumadalar…
Bizimse hikayemiz ne Filist, ne Kilistte açardı çıkınını,
Kınını unutmuş bir paslı kılıcın kabzasında birer zebercettik.

2/:
İşte o zebercet ülkesinde de saat aynı guguklarla öterdi,
Türküler pembe ağızlarda başlardı usul ve zarif,
Biterdi kan kırmızısı yüreklerin ateşten dalgalarında.
Bir türkülü gecenin harmanındaydık,
O kınalı üveyikti kan uykumuzun sakin haritasını yırtan,
Daha sabah yeni olmuşken terli alnımızın çimen kızı yaylalarında,
Ve ele rengi gözlere henüz dolmamışken tan yerinin iksiri,
Artık çaresiz bir gün ışığı diliminde baldıran yemlenecektik.
3/:
Yani kurtuluş yoktu Filist diyarında yalel dilberlerine,
Ve Kilist ilinde son katardan arta kalan ceylan-ı İbrahimlere.
Dönmez bir kervanın izine basa basa giderdik,
Biz de o kimli kimseli sis diyarlarına.
Kimse geri dönüşümüzü bilemezdi cem semahlarından,
Ağır aksak dizilen kan köpüklü anlardı sıçrama taşımız,
KurtuluÅŸun selamet sahillerine,
Yaşımız her anda bir yılı kavrasa da takvim tomarlarından,
Düşecektik yaşlı zamanın öğütücü değirmenine…
4/:
Ya her şey türkülerin dediği gibi olurdu,
Ya da biz öyle sanırdık ki üveyikler kahır diyarlarına göçmez,
Her gurbete giden özgürdü bizim meşrebimizde,
Bırakırdık bendini sel sulsrının, gidrdi,
Ancak her gidenin de üzerine türkü yakılmazdı ki,
Türküler için yürek tandırlarında koygun ateşler,
Harlı odlar için çıra gibi sevdalar gerekirdi.
Yani kurtuluş yoktu Filist diyarında yalel dilberlerine,
Ve Kilist ilinde son katardan arta kalan ceylan-ı İbrahimlere.
3/:
Meğerse, bir başka boyut daha varmış,
Herhangi bir kalp ikliminde de sonbaharlar yaşanırmış,
Biliriz ki biz beynine saplanır bir zebercet kabaralı kılıç,
Filistte sabahları erken uyanan mahmur adamın,
Gözü ela veya burnu gül kurusu bir sivri diken,
Yırtarmış boydan boya Kilistte ela gözlü kızların yaşam çadırını.
***
Böyle yazardı belki Zerdüştte yazsa bu aşkı,
Ne takati kalır Filist dilberlerinin o türküde od olduğunda,
Ne de dermanı kalır Kilistli ceylanların,
Bulutların pamuk şekeri çayırlarında aşktan yemlenmek için.
4/:
Beyindir her bir şeyin müsebbibi derler ya,
Ne inanasımız gelir yalancı evliyaların yürek gümbürtüsüne,
Ve ne de inanmayışımız sabahların ayazında üşümeyişliğimize.
Bakarsın dürülür zaman ve mekan,
Bir esrarlı frekanstan yayına geçer yüreklerin sırlı lisanı,
Son göçün son üveyikleri kanat çırparlar saçlarımıza,
Ana, kız, ağıt, hüzün ve intikam tozar coğrafyamızda,
Biz yüreğimizden bir yerlerde el sallarız kızılca kıyamet içre,
Evet olur bütün hayırlar ve hayırlı saatleri yaşamın.
Sıyrılır zebercet kabzalı kılç,
Yani bakarsın bir kurtuluş yolu görünür sisli ufukların aralığından,
Filist diyarında yalel dilberlerine,
Ve Kilist ilinde son katardan arta kalan ceylan-ı İbrahimlere.

www.ahmetyozgat.com
ahmet@ahmetyozgat.com

Bu içerik için hiç etiket yok.

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

Tek yorum var »

  1. boynu bükük çayırıma
    kan kırmızısı yüreklerin ateşten dalgalarında
    kan uykumuzun sakin haritasını
    terli alnımızın çimen kızı yaylalarında
    kimli kimseli sis diyarlarına
    yaşlı zamanın öğütücü değirmenine
    ela gözlü kızların yaşam çadırını

    tebrik ederim ve yüreğinize sağlık!

Yorum yapın ya da yanıt yazın