Hürriyetin Yeniden Ýlaný'nýn 100. Yýlý | Aralýk 1908 | Osmanlý Meclisi

Tövbe


Gönderen: Vahdet İŞSEVENLER • 8.12.2006 • Türü: Edebiyat, Åžiir

bu akşam içeceğim seninle haberin olsun
sarhoş olana kadar içeceğim
yoruldum artık hasretle yaşamaktan
tükendi göz yaşlarım kesrete akıtmaktan
bir çiçek doğmadı bağrımdan
sana aşka yakışan
yanaÅŸmaya cesareti olan
karı deldi de utandı nefesini duyunca
aldanma kızıllığına sanma güle özendi bülbüllüğümde
akıtacağım yine yinede

hazırlasınlar ateşimi yana yana döneceğim yörüngende
doğacaksa güneş doğsun batıdan
yanacaksa şarkı garbı yansın
usandım artık doğudan batıdan
karadan denizden yerden gökten
kıbleyi sağda solda aramaktan
kaplasın üzerimi toprak
belki o zaman bir ihtimal sunabilirim
bir gül yüzüne yakışır ak
yoksa üflesin İsrafil son nefesi
sökülsün dağların çivisi
kesilsin ÅŸehadetlerin hepsi
ben geçtim cennetten
cehennemde de olsa yüzün yüzüme sürsem

sarhoşum nefes gitmiyor aklıma
aklım zaten hiç yakışmıyor gönlüme
al aklımı doldur gönlüme şarabı
kapa hasrete açılan tüm kapıları
bas mührü dindir acılarımı
her ayrıldığımda yanından
dindir bastıran kanayan yaralarımı
ama sönsün günde gecede
dönsün kesret vahdete
Vahdet yumsun gözlerini ayrılığa da vuslata da
gaybdan yürüsün ve varsın huzuruna

Bu içerik için hiç etiket yok.

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

4 Yorum var »

  1. haram hoşafsa içilecek
    insan olmaktansa öylesine
    eşek olayım,anlamayayım derdinden.
    şarap acı,haramın tadı nice tatlı
    ateş yakıp kavurdukça
    küçültür gözünde cehennemi
    isyan ve çığlık yanyanaysa
    sessizliÄŸe verirdim ben…

  2. HAK DOSTUM
    dokunanı yakar içinin ateşi
    ki söndürmeye kudreti yetmeyendir
    hakikat dillenir dudaklarında
    söz değil sanki kordur duyulan
    yorar adamı ki yormalı zaten
    değil mi ki mükafat ancak
    yorulmak nispetindedir!

    affola cüretim lakin bu sefer
    mürşit muhtaç müridinin sözüne
    nerde görülmüş ermek vuslata
    tennureye bürünmeden,giymeden
    mezar taşını kelle niyetine
    el almadan Hazret’ten semaya
    ölmeden,yok olmadan,yeniden dirilmeden
    nerde görülmüş ‘bir olan’ söyle!
    aradığını bulmak,arayışa son vermeden!

  3. Tan rüzgarı esmiş, düşmüş gül etekten.
    Bülbül güle tutkun, hem öylesi içten.
    Kalk, içkini doldur, savrulmada dallar;
    Sönmüş göreceksin, gül, bir sabah erken

  4. Evvela

    Efendimiz Rumlu Celal buyurdu:

    ı)
    Yel deÄŸil ateÅŸtir ney sesi
    Kimde bu ateÅŸ yok ise, yok olsun o kiÅŸi !
    ıı)
    Bu aklın mahremi, akılsızdan başkası değildir, dile de kulaktan başka müşteri yoktur.

    Yolumuzda akla kıymet yoktur, kıyam gönülledir, edeceksen! Ya aklın seni terkedecek ya sen aklını.

    Buyruldu ki:
    Biz görmeden hesabınızı görünüz
    ölmeden evvel ölünüz!

    İşittim ki maddeden ayrılan ona öfke beslemekte, bilakis aşık, unuttuÄŸu maddeyle yeniden karşılaÅŸtığında Hak’kın türlü görünüşünü kavradığından onun için ne güzel vardır ne çirkin sadece vesile vardır. Öfkede ölü gibi olunuz !

    Son tahlil Sultan Pir Abdal’ın:

    daim erkândır yolumuz, yoldan sapmayız
    biz tüccar değiliz alıp aşk satmayız
    kalbimiz temizdir, biz kin tutmayız

Yorum yapın ya da yanıt yazın