yarda

gün yok ki gece onu izlemesin
gece yok ki günün hesabı sorulmasın
herkes bir yüzük takmış mecazın peşinde
bir sofra etrafında toplanılmış can derdinde

zulm edince kendine dört kapı olur duvar
kabe’nin içine putlar dolar
gözü görmeyen eğlence fişeği ile silah sesini nasıl ayırsın
gönül kör ise göz ne okusun

yoksa yarınında da geçen günün sen
uyumak zor iş sunulsa gülşen
kesrete küser vahdet yokken sen
halbuki gül dikeninden ayrılır bir gülsen

kaçıramam yolumu bütün gün dolu gözlerin
belki aldırma korkusundandır umutlu geleceği
altın bir kase gibi korunmuş rahminden
alevlenir sevdalı başım boşaldıkça gözlerin

şimdi sır etme vakti dertleri içinde
sır olup geçme vakti perde gerisine
ve kapı kapanır müzik boşalır odanın içine
akıtır efkarı tütün ile dolmuş kamışın içine

6 yorum var
Yorum yapin/yanitlayin »

  1. “…gözlerin gözlerin gözlerin
    kaç defa karşımda ağladılar
    çırılçıplak kaldı gözlerin
    altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak
    fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar…”

    Nazım Hikmet Ran

  2. “…
    Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda,
    Yorgun,kirli ve umutsuz geçmişim.
    Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim,
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim.

    İmrendiğin,öfkelendiğin
    Kızdığın ya da kıskandığın diyelim,
    Yani yaşamışlık sandığın
    Geçmişim…
    Dile dökülmeyenin tenhalığında
    Kaçırılan bakışlarda,
    Gündeliğin başıboş ayrıntılarında,
    Zaman zaman geri tepip duruyordu.Ve elbette üzerinde Durulmuyordu…
    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri Sanıyordun,
    Biraz daha sevdiğim,
    Biraz daha önem verdiğim.

    Şimdi her şey doludizgin ve çoğul
    Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
    Şimdi her şey yeniden
    Yüreğim,o eski aşk kalesi
    Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden…
    Dönüp ardıma bakıyorum
    Yoksun sen,
    Ey Sanat!Her şeyi hayata dönüştüren.”

    Biraz ustadan yardım aldım,her zamanki gibi,yok bir açıklama yapma isteğim.Fakat;bazı kelimeler var ki yer etmiş.Oldukça belirmiş,dağılmış her şiirinin içine.Biraz daha farklı benzetmeler sanırım daha güzel gider.Vahdet’ e sağlık…

  3. Sır büyür, büyür ve öyle bir hâl alır ki; o gözlere yalvarırsın sırrından bihaber olsun diye. Ama sırrın bağırır artık haddini aşarak tüm kendini bilmezliğiyle. Ve 13. gecede, 13. “tütün dolu kamışın” son nefesinde, “kesret” umursanmaz artık. Bir’dir artık sevda.

    İyi vuruyorsunuz.

  4. “Her mihnet kabulüm, yeter ki
    Gün eksilmesin penceremden!” Cahit Sıtkı’nın bu dizelerini anımsattı bana giriş. Şiirler vardır yüksek sesle okunabilecek, böyle bir şiir bence. Hep okuyorum yazdıklarını ancak ne zaman yorum yazmaya kalksam; burada kilitlenip kalıyor diyeceklerim. Bazen güzel, sadece güzel demek istiyorum mesela. Başka bir rengi var yazdıklarının. Tebrik ediyorum.

  5. “şimdi sır etme vakti dertleri içinde
    sır olup geçme vakti perde gerisine
    ve kapı kapanır müzik boşalır odanın içine
    akıtır efkarı tütün ile dolmuş kamışın içine”

    Son kıtada, “işte budur.” dedim. Kalemine sağlık, hep okumak dileğiyle…

  6. ellerine sağlık kardeşim cok güzel anlamlı olmuş.yüreğine sağlık

Yorum yapın/Yanıtlayın