Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Tamamlayamadığım Şarkım: Paris


Gönderen: S. Arda ÜÇER • 18.07.2007 • Türü: Edebiyat, Gezi

Selim Arda Üçer | Tamamlayamadığım Şarkım: Parisİstanbul, gençliğinin tam merkezinde, kendi güzelliğinin ayırdında, çokça işveli, biraz fettan, göz alıcı kerte kırıtan, kışkırtıcı derecede hayat dolu, epeyce dekolteli bir kadınsa eğer; orta yaşın kadınlara özgü tüm güzelliğine sahip, görmüş geçirmiş, güzelliği kadar sohbeti de derinlikli, hafif makyajlı, biraz durağan ama her dönemin güzelliğini sindirerek yaşatan ve yaşayan bir şehir.

Yıllardır filmlerde görüp sevgi beslediğim, adından hep iyi bahsedildiğini duyduğum, aşık olanların tutkularını gözlerinden okuduğum, aklıma kazınmış görüntülerine illa ki romantik müziklerin eşlik ettiği, yağmurun yüzündeki makyajı akıtmak yerine sevimlilik kattığı, sokaklarında kaybolunca seni kendisine çeken, oturup sokak lambasının altında -kaldırım üzerinde- dünyanın en romantik satırlarını yazabileceğin gibi bir hayale sürükleyen

Seine Nehri’ne komşu sokaklarında kaybolmanın en az çikolatalı ekmeği kadar leziz, Notre Dame Kilisesi kentin tarih boyunca tanıklık ettikleri kadar ihtişamlı, Devrim döneminde 1181 kişinin asıldığı Condorde Meydanı insanlığın aydınlanma yolu kadar geniş

Sokaklarında gezerken sadece ona değil, yanınızdaki kadına tekrar tekrar âşık olmanıza zemin hazırlayan, meydanlarında gözlerin Victor Hugo’yu, kafelerinde Atilla İlhan’ı aramasına neden olan, cümlelerin istemsiz kafiyeli ezgilere dönüşüp, bulutlar içerisinde misafirlerine ev sahipliği yapan

Sacré-Coeur Kilisesine giden daracık sokakları, köyün meydanındaki ressamları, Dali Müzesi ile sadece ’in değil göğün üstüne çıkıldığını hissettiren, dünyanın en geniş caddesi olan Champs-elysées’de el ele yürümenin bitmemesi için dua edilen

Detaylarında Robespierre’in, Napolyon’un siluetlerinin, İkinci Dünya Savaşı’nın acılarının saklı olduğu, yüzyıllar içerisinde gezerken güneşin batışı ile uhrevi dünyaya dahi uğrayabileceğiniz, şarabın daha lezzetli, iştahın daha kabarık olduğu

Yıllar önce “ Bir Şenliktir” diyen Hemingway’in, “Sanatçı olarak insanın Avrupa’da ’den başka yeri yurdu olamaz” diyen Nietzsche’nin kıskanılası tariflerine konu olan, sahip olmaya çalıştığı şehirler içerisinde sadece ’e giden Hitler’e bile hak verilmesini sağlayan “ışıklar kenti”

Dönüştüğünüzü, ideale daha yakın durduğunuzu hissettiren, Louvre Müzesi ile zaman ve mekân kavramlarından uzaklaştıran, Disneyland ile eğlencenin, sokaklarını arşınlayarak yorulmanın bitmemesini isteyeceğiniz

Ne kadar süre kalırsanız, ne denli farklı duygular yaşarsanız yine de eksik notaları olan şarkı, eksik dizeleriyle bile güzel şiir, içe döndüren, geçmişe ve geleceğe götüren ama illa ki alıp başka bir yere taşıyan, kendine katan, iz bırakan, giderken gideni acıtan

Çiçekçilerinin yeşil tentesi sevgilinin gözlerini hatırlatan, gri binaları, geç batan sarı güneşi, siyah Eiffel’i, kum rengi Arc de Triomphe ile renkler diyarı

Hiçbir şey yapmamanın, başı bozuklar gibi saatlerce dolaşmanın, karşına çıkan ilk şapel ya da kiliseye girip soluklanmanın, fırınlardan taşan kokularından sokakları tahmin etmenin zevkli bir oyuna dönüştüğü, romantizmin sırlarını kulaklara fısıldayan

Rue de la Cite, III. Alexandre Köprüsü, Rue de Rivoli’nin ilk görüşte aşka tanıklık eden dostlar olduğu, mutluluğu ve hüznü, coşkuyu ve içe kapanıklığı, hasreti ve kavuşmayı, aynı anda ve ayrılmaz bir bütünlükle en uç noktalarda içinize işleyen

Ben sana uğradım, sen beni tamamladın…

Etiketler: , , , ,

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

Yorum yapın ya da yanıt yazın