Bitlis, Kerkük’ten daha mı uzak ?
Beyazıd Yusuf Mustafa | 9 April 2007 | Başlık: Güncel | Yorum yok »
Son iki günde terörle mücadele esnasında dokuz şehit daha verdik. Yine hıçkırıklara boğulan anneler, atılan naralar, büyüklerden! verilen sözler, öğütler… Bir yandan çapulcunun teki ‘Türklerin Kerkük’e girmesine izin vermeyeceğiz. Eğer böyle birşey olursa biz de Diyarbakır ve diğer şehirlere karışırız’. diye ulumakta. Gösteri vakti bizden birileri çıkıp efendim 2 saatte Şam’a gireriz, yok: bizi kızdırmasınlar öğle yemeğine Bağdat’ta oluruz dememişler miydi? Efendim yanlış anlaşılmasın öfkelenecek kadar cahil biri değilim. Kerkük’ten girelim, Musul’dan çıkalım da demiyorum. Şu Barzani ile bizimkilerin arasındaki farkı soruyorum. Allah aşkına ne eskimez, tükenmez yüzdür bu Bingöl, Bitlis Kerkük’ten daha mı uzakdır? Asıl acı olan nedir biliyor musunuz; bu soruların cevabını hepimizin biliyor oluşudur. Hayır daha uzak değil, hayır TSK’nın çatışma kuvveti temel alındığında üstesinden gelemeyeceği bir mesele değil, hayır bu durum kökünden çözülemez çünkü birilerinin işine geliyor.
Nüfusumuzun önemli bir kısmı (%20-30) askerliğini henüz yapmamışlar oluşturmakta. Bu şu demektir: 20 milyon yurttaşımız -birilierinin işine öyle geldiği için- adam öldürmeye, öldürülmeye, babasının harçlığından kestiği vergilerin iadesini kurşun, şarapnel, renklere veda, adam öldürmenin verdiği ebedi değişmişlik ile almaya aday. Soralım ve cevaplayalım, terör nedir? Terörü ne var eder? Terörün ortadan kalkması kime sefa kime cefa? Bahane arayan -herhangi- devlete cefa, silah satana -resmi ya da kaçakçı- cefa, filmini çekene, kitabını yazana cefa…
Basit bir örnek üzerinden gidelim, akşam film izlemek istiyorsunuz televizyondaki savaş filmini içinizdeki öfkeyi artırdığı için, savaşı meşrulaştırdığı için v.b. sebeplerden dolayı izlemek istemiyorsunuz. Film almak için dışarı çıkıyorsunuz, köşede 2 milyona korsan film satılıyor lakin siz bu paranın nereye gittiğinden emin değilsiniz. Öyle ki vergilendirilmiş değil, eser sahibinin hakkı verilmiş değil üstüne üstlük birde ne iş yaptığını çıkaramadığınız karanlık tiplere hırla para kazandırıyor. Bu karanlık tipler tabiatları gereği piramidin üstüne doğru daha çok güç istiyorlar silah, uyuşturucu falan satıyorlar diye düşünürken o tezgahın önünden de geçiyorsunuz. Saat geç olduğu için büyük alışveriş merkezleri dışındaki ticarethaneler kapanmış ki onlar pahalı olmak ile beraber sermeye, liberalizim, mafya şirket v.b. çağrışımlar yapıyor zihninizde ve acilen kendinizi sahile atıyorsunuz. Bir çay söylediğiniz sırada boğaza demirlemiş yabancı bayraklı bir savaş gemisi gözünüze ilişiyor, tatbikat adında arkadaşların ne ile meşgul oldukları aklınıza düşmüş bir parça, içiniz daralıyor sigara arıyorsunuz ve yabancı sermayeden mütevellit onu da bırakdığınızı hatırlıyorsunuz. Eve dönüyorsunuz ve bir yazı yazıyorsunuz kafanız karışık: Bitlis, Kerkük’ten daha mı uzak?