Gereksiz Zamana Gereksiz Yazı

Gereksiz Zamana Gereksiz Yazı | Öykü | Yasemin AktunaGünlerden birgün. Öyle birgünki sokak kendinden geçmiş kendini sokaktan ziyade başka herşey sanar halde. Cıyak cıyak çocuk sesleri, yanlarında yürüyen insanların onları duyamayacağına inanmış ve bu yüzden avazı çıktığı kadar konuşan insanlar, yapış yapış sevgililer ve olmazsa olmaz kız kesiciler, artı olarak yankesiciler. Yankesicileri saymak ne kadar doğru bilemiyorum. Onlar artık bizim birer parçamız, yokluğunda yaşayamayacağımız biricik ve minicik elleri ile şirin mi şirin hop orda hop kapı arkasında şakabaz asli yaşam amacımız. Evet yanlış yazmadım onlar birer amaç. Bize hayatta kalmayı öğreten, şehir içinde amazon ormanları tadında macera yaşamamızı sağlayan bu şekilde hayatımıza renk katan insanlarımız. Misal; hangimizin bir sarmaşıktan diğerine atlamak ve atlarken kazara sürüklenmek gibi bir adrenalin kaynağımız var? Yok demeyin, yolda yürüyorsunuz kolunuzda çantanız vahşi ormandan bir adet motosikletli şebek fırlayıp çantanıza yapışıyor, çantayı bırakmak istemeyen siz birkaç metre boyunca bu sürüklenme heyecanını tadabilirsiniz. Gördünüz mü monoton hayatınızdan eser yok artık sıkılmanız yersiz. İşte biz bu bakış açısına uyum sağlama diyoruz. Özellikle siyasetle uğraşan kardeşlerimize( hepimiz insanız hepimiz kardeşiz mesajı verilmeye çalışıyor bu sözcük ile) baktığınızda onların uyum sağlama konusunda bir bukelemunu bile utandıracak hıza ve beceriye sahip olduğunu görüyoruz. Öyle böyle değil bir bakıyorsunuz kırmızı derken hayvanın kıçı(evet evet bukelemundan bahsediyorum.) yeşile dönmüş bile. Evet düşünüyorum böyle şeyler, hayli gereksiz hayli olağan ve hayli işe yaramaz ama bir sorun bunu neden yapıyorum?

   Yargılamadan önce bir sebebini araştırın. Ne olsa başımıza düşünmeden yargıladığımız için, empatiden bihaber olduğumuz için gelmiyor mu? Bakın ben boş boş konuşuyorum(uyum sağladım güzel ülkemin güzel yöneticilerine) ama düşünüyorum da. Boş belki ama olsun. Buna rağmen kendimi Taksim-Bostancı dolmuş hattı üzerinde onlarca kez gördüğüm tabelaları yargılamaktan alıkoyamıyorum. Efendim birileri 3 yılda bilmemkaç tane sağlık merkezi açmış, spor tesisi yapmış, kavşak açmış vs… Ben mi yanlış biliyorum yoksa bu tabelaları asan yardımsever bir yabancı örgüt mü? Hayır devletin görevini yapması ne zamandan beri uç bir durum oldu da bu kadar önemseniyor? Evet esasında devlet görevini yapsa şaşılacak birşey olur cidden ama lale dikmek hangi devletin neden görevi olsun ve niye böyle bir şey yapılsın benim zaten bunu anlamam imkansız. İşte ben bu hayli gereksiz düşüncelerime yeterki dolmuştan dışarı bakıp karı/herif dırdırı çekmeyeyim diye sığınıyorum. Yoksa tahammul edilecek gibi değil. Herkese tavsiye ederim, afiyet olsun.

Yorum yapın/Yanıtlayın