AKarsular özele!

Bundan bir sene evvel elyazamsi.org Ortadoğu masası bölgenin temel sorunlarından olan su meselesi üzerine çalışma yapma kararı almıştı. Yaptığımız tüm araştırmalar neticesinde paylaşılacak suyun kalmayacağı gerçeğine vakıf olmuştuk. Mevzu üzerinde bizi tek umutlandıran daha önce yapılmış çalışmalar içerisinde devlet sınırlarını değil de akarsu havzalarını baz alan çalışmalar olmuştu. Devlet kamu yararını gözetmek zorundadır, bunun için vardır her devlet. Komşusu açken tok yatan bizden değildir düsturuyla haraket edilmesi zaruri konulardan biridir, su meselesi. Gerçi hangi uluslararası sorunun altında “ben” yaklaşımı yoktur ki.

BİZ YAPTIK, SENLE BERABER!

Çok geçmeden bir sene sonra diğer memleketlere nazaran daha iyi durumda olan memleketimizde çanlar çalmaya başladı. Hemen hemen her türlü iletişim aracı vasıtası ile yaklaşan zor günlerin haberi verildi ve tasarrufun önemi vurgulandı. Peki netice nedir? Her halk hakkettiği şekilde yönetilir deyişi ne acıdır ki bir kez daha doğrulanmakta. Tasarruf yerine stok! Hükumetin çözümü nedir peki? Akarsuların özelleştirilmesi! Bunlar komplo teorisi memlkette petrol yok diyerek petrol kanunu değiştirildi şimdi sıra deniz, göl ve akarsularda. Hepiniz su savaşları teorilerini işitmişsinizdir. Harkulade bir çözüm savaşmaya ne gerek var doğrudan satalım.

Yargısız infaz olmaz, önce gerekçelerini dinleyelim:

I) Küresel ısınma, yağışların azalması, baraj yapımlarının gecikmesi neticesinde su krizi meydana gelmiştir.

Öncelikle küresel ısınma birden bire tecelli etmiş bir hadise değildir, devlete düşen her meseleye olması gerektiği gibi ve her meslelede yapılmadığı gibi bu durumun için de tedbir almakdır. Memleketin bunun için yetişmiş elamanı mevcuttur.
Buyrunuz meseleyi doğrudan onlardan dinleyin: Barajlar ve göletler sulak periyotta suyun depolanarak kurak periyotta kullanılması amacıyla inşa edilmektedir. Burada önemli olan bu tesislerin işletilmesinde kaynakların ve taleplerin öncelik durumlarının değerlendirilmesidir. Büyük şehirlerimizden, özellikle Ankara ve İstanbul’da su tüketimi fazladır. Ancak bu tüketim kasıtlı olarak yıllardır suyun sokaklara akıtılmasıyla had safhaya ulaşmıştır. Geçen yıl bu tarihlerde, park ve bahçe sulaması adı altında gelişigüzel sulamalar nedeniyle, yol kenarlarında (bazen yolların ortasında) küçük derecikler oluşturan sular, bu yıl evimizde kullanmamız gereken sulardı. Bu gerçeği kamuoyundan saklamak isteyenler bütün sorumluluğu iklim değişimine yüklemiş durumdalar. Bu yıla benzer yağış azlığını 2001 yılında da yaşadık. Ancak 2002 yılında ise yağışlar bu açığı kapattı. Yağışlar yıllar itibariyle benzer değişkenlikler gösterebilirler. Burada önemli olan yağışın az olduğu dönemlerde geçmiş yıllarda biriktirilmiş suyun kullanılmasıdır. (Metoeroloji Mühendisleri Odası)

II) 408 Milyar dolarlık borcun bir kısmı bu satışlardan elde edilecek gelirle kapanacaktır.

Yapılan satışlardan elde edilmesi beklenen gelir 3.1 milyar dolar. Murdock Wall Street’e 5 küsür milyar dolar verdi. Yani memleketimin 13 akarsuyu ecnebinin bir gazetesi kadar etmiyor. Borç kapama argümanı yenilecenek gibi değil ya hadi yedik diyelim, kendini satarak borç ödeyene ne denir?

III) Su daha ucuz olacaktır.

Efendim özel sektör sadece ve sadece kar maksimizasyonunu düşünür. İkincisi devletin liberal ekonomi de yerinin omamasının sebeplerinden biri rekabeti namümkün kılmasıdır. Yani devlet kamu gücü nedeniyle özel sektörden daha ucuza mal eder ve satar bu durum karşısında özel sektörün direnmesi mümkün değildir. Ama biz de özel sektör sermaye gücüne sahip olduğu için, kamunun hali acınası olduğu için, kamu yararını gözetmekle sorumlu olanlar kamudan sadece sermaye sahiplerini anladıkları ve sair sebeplerden ötürü, aciz devlet şirketlerden medet umuyor.

Elbette ummuyor. Neyin ne olduğunu bu kadar oyu alanlar iyi biliyorlar. Bildikleri için kürkçü dükkanına koşuyorlar.

İstanbul’da her köşeye afişler yapıştırıldı: banyoda az dur şu kadar kurtar, dişini çabuk fırçala şu kadar kurtar. İlk bakışta içimden – yahu bu adamlar kazanç sağlamayacakları işe girmezler ama hayırdır bakalım- diye geçirmiştim. Düşündükçe neden belediyenin ve TEMA’nın bu işe kalkıştığını fark eder oldum.

Bir kere ben dahi bak belediyeye bilinçlendirmek için reklam panoların feragat etmiş dedim. Kömürden ucuz oy demek bu. Sonra TEMA. Bu masum STK aslında NGO devrimlerinin bir uzantısı. (Ayrıntı için:http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?yazi=66&kat=42 http://www.elyazmasi.org/yusuf-mustafa/siyasi/genelgecer/imparatorluk.htm http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?yazi=229&kat=42)
Tema niye bu işin içinde peki? Birçok kişi için hala temiz bir imajı var ve bu imajla kamuoyu yaratmak daha kolay. İnsanlar tasarruf yapmadıkları için kendini suçlu hissedecekler, yapanlar kendi halkını suçlayacak, sevgisizleşecek, esas israfçılar (belediye, fabrikalar v.s.) saklanacak ve en önemlisi akarsuları satıyorum diyebiecek! İşte bir stk’nın devrimdeki rolü budur. Birileri hala bu kırmızı başka kırmızı desin. Onların böğürtüleri oyları arttırdı, onlar Soros’la birlikte eyleme gitti.

Buraya kadar okuyan dahasını da okur hatta düşünür bakarsın yorum bile yapar, biz burda bitirelim.

Yorum yapın/Yanıtlayın