Bilmece Bildirmece: Ne ola bu yerel yönetim?*
Gönderen: Vahdet İŞSEVENLER • 25.03.2008 • Türü: Genelgeçer, Siyasi
Bir arada yaÅŸayan insanlar, bu birliktelikten doÄŸan ihtiyaçlarını karşılama adına ortak hareket ederler. Tarihsel olarak ÅŸehir, kasaba ve köylerde oturan insanlar, bu müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kendi kendilerine örgütlenmiÅŸ, çeÅŸitli teÅŸkilatlar, kurulllar kurmuÅŸlardır1. Bu noktada belirtmek gerekir ki merkezi idare hali hazırda var olanı tanımış ve hizmetlerin yürütülmesine müsade etmiÅŸtir. Yerel yönetimlere adem-i merkeziyet de denmekle beraber anayasada “mahalli idareler” terimi kullanılmaktadır. Anayasal tanımı ise ÅŸu ÅŸekildedir: il, belediye veya köy gibi belli yerlerde oturanların, mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere, merkezi idarenin dışında, devletten ayrı tüzel kiÅŸilikleri bulunan , belli öerkliÄŸe sahip olan, karar organları seçmenler tarafından seçilerek oluÅŸturulan kamu tüzel kiÅŸileridir.
Yerel yönetimler demokrasilerin bir sonucu olarak ortaya çıkmış değillerdir. Tam tersine, demokrasiler yerel yönetim deneyimlerinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.2 XIII. Yüzyılın sonlarına doğru hukuki kişilik kazanan yerel yönetimler varlıksal anlamda devlet ile birlikte ortaya çıkmıştır. Bugünki niteliklerine sahip olmsada varlıklarını antik sitelere kadar götürmek mümkündür nihayetinde kent-devletler idari özelliğe sahip birimlere bölünmüştü.
Türkiye’de geçmiÅŸi çok eskilere gitmeyen yerel yönetimler Tanzimat döneminde ve 1854’ten sonra kurulmuÅŸtur. Hukuki niteliklere sahip yerel yönetimlerin kuruluÅŸu ise Cumhuriyet döneminde gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir.3
1850’li yıllara kadar Osmanlı devletinde bir belediye örgütlenmesi yoktu bu hizmetler vakıflar aracılığıyla görülüyordu, halktan vergi toplanmaması, devletin bu işler için para harcamaması ve hizmetlerin halka parasız olarak sunulması olumlu yanlar olarak sayılabilir. Yani halk demokrasi için para ödemiyordu. Geleneksel sistem devam ettiği sürece bu durum sorun olmamıştı. Ne zaman ki Osmanlı hammede ve pazar kaynağı haline geldi geleneksel ekonomi çöktü, atalara iktibas yolu göründü.
Tarihçiler, Osmanlı yönetiminin de bütün geleneksel imparatorluklar gibi mahalli demokrasiye yabancı olduğunu belirtmektedirler. 19. Yüzyıla kadar klasik Osmanlı yönetimi taşrada ahalinin yönetime katılmasını, demokrat ve özgürlükçü bir yerel yönetimi aklına bile getirmemiştir.4 1840 yılında uygulamaya konulan tanzimatın öngördüğü yerel meclis sisteminde temsili boyut çok dardır ve orta sınıf temsilcileri meclislerden uzaklaştırılmışlardır. Ulema ve seçkinlerin geleneksel liderliği, eşraf, büyük toprak sahipleri ve seçimle gelen büyük mülk sahipleri eliyle sürdürülmüştür.5 Şu halde 1840’ larda Osmanlı toplumunda modern anlamdaki yerel yönetim çekirdeği oluşmaya başlamış olup, bu tarihten sonra muhassilik meclislerinde, memleket meclislerinde, daha sonra vilayet, liva, kaza, idare meclislerinde, vilayet temyiz divanlarında, ziraat komisyonlarında mal sandıklarında ve belediye meclislerinde yerel temsilciler bulundurmaya başlamışlardır.6 Osmanlı imparatorluğunun devlet geleneği 1840’ lı yıllardan başlayarak tutarlı, işlek ve güçlü bir yerel yönetim sistemi oluşmasını kolaylaştırmıştır.7 Daha sonra 19 Mart 1887’ de İlk Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı toplandığında İmparatorluğun dört bir yanından gelen mebuslar büyük çoğunlukla Vilayet idare meclislerinin seçimle gelen üyeleri arasından Valilerce veya meclis üyelerinin ortak kararıyla tayin edilen kimselerden oluşmuştur.8 1877 yılında vilayetler belediye kanunu çıkmış ve belediyeye tüzel kişilik kazandırılmıştır.
Ülkemizde yerel yönetim ve demokrasinin tarihimizdeki en önemli gelişmesi 1921 anayasası olup, bu anayasanın 11-14. Maddeleri, vilayetlerin mahalli işlerde manevi şahsiyeti ve muhtariyeti olduğunu, vilayet halkının seçeceği vilayet şuralarının, eğitimden sağlığa, tarımdan bayındırlığa değin bir dizi hizmeti göreceğini belirtmekteydi. Bu düzenlemeyle yerel yönetimlere tarihsel, kültürel, sosyal gelişmelerin ve geleneğin ötesinde bir rol ve yetki yüklenerek önemli bir statü öngörmüştür.9
Cumhuriyetin ilk yıllarında her konuda olduğu gibi bu konuda da önemli adımlar atılmış fakat toplumsal olarak bir önem arz etmemiştir. Yerel yönetimler kentleşme sürecinin aşırı derecede hızlanmasıyla önem kazanmıştır. Yoğun göç belediye hizmetlerindeki yetersizliği su yüzüne çıkarmıştır. Öyle ki 61anayasasında bir değişiklik gerekli görülmemişken 82 anayasasında daha açık düzenlemeler yapılmış ve genelde olumlu değişikiliklere gidilmiştir.
Türkiye’deki sorun, merkezi yetkileri elinde tutan kiÅŸilerin çoÄŸulcu demokrasiye inanmamalarıdır. Türkiye’de seçim, demokrasinin gereÄŸi olarak deÄŸil, hakimiyeti ele geçirme aracı olarak görülmektedir. Seçimle baÅŸa gelenler, kendilerini ülkenin sahibi olarak görürler. Fakat bir sorun vardır. Ülkede bir de yerel nitelikte kuruluÅŸlar vardır ve bu kuruluÅŸların organlarına, farklı düşüncede kiÅŸiler de seçilebilirler. O zaman bu kuruluÅŸların yetkilerini kısıtlamak ve olabildiÄŸince bunları kontrol altında tutmak gerekecektir. Yerel topluluklar tarafından seçilmiÅŸ kiÅŸilere güvenmek kimsenin aklına gelmez. Bu nedenle öncelikle merkezi yetkileri elinde tutanların çoÄŸulcu demokrasiye inanmaları gerekecektir. Demokrasi eÄŸer doÄŸrudan deÄŸilse pek fazla bir anlam taşımaz. Öyle olduÄŸuna göre de toplumun gereksinimlerini gözlemleyip onun tatminine yönelik etkinlikler kurup iÅŸletmek yerel yürütmenin görev ve yetki alanı içinde olmalıdır ve bu hiçbir zaman 1930 tarihli Belediye Kanunu ile ondan daha da eski 13 Mart 1929 ya da 17 Rebiülahır 1331 yani 1913 doÄŸumlu olup adı 1987′de “İl Özel İdaresi Kanunu” olarak deÄŸiÅŸtirilen, halen yürürlükteki “İdare-i Umumiye-i Vilayet Kanunu Muvakkatı”nın öngördüğü meclis ve encümen gibi seçilmiÅŸ organlara tanınan yetkilerle olmaz.10
Nihayetinde bu sistem iktibas edilmiştir lakin ödünçlüğün de bir süresi mevcuttur.
* Bu çalışma bilimsel bir üretim olmaktan çok öz bir bilgilendirme saiki ile hazırlanmışsa da referanslara dikkat edilmiş olup, Mehmet Ali Kahraman’ın makalesi esas alınmıştır. Nihayetinde üretimlerin amacının kollektif muvaffakiyet olduğu düşünülerek ozanvari kolaj bir çalışma hazırlanmıştır.
- Kemal Gözler, İdare Hukukuna GiriÅŸ [↩]
- ÖZERK YEREL YÖNETİMLER VE TÜRKİYE Av. Mehmet Ali KAHRAMAN [↩]
- http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/BilgiHizmetleri/YerelYonetimler [↩]
- İlber Ortaylı Tanzimattan Cumhuriyete Yerel Yönetim GeleneÄŸi Hil Yayınları 1985 s.15 [↩]
- Ayman Güler Yerel Yönetimler, TODAİE Ankara, 2000, s.74 [↩]
- Ortaylı a.g.k. s.21 [↩]
- Güler a.g.k. s.82 [↩]
- Ortaylı a.g.k. s.25 [↩]
- Ortaylı a.k. s.207-208 [↩]
- ÖZERK YEREL YÖNETİMLER VE TÜRKİYE Av. Mehmet Ali KAHRAMAN [↩]
