Hürriyetin Yeniden Ýlaný'nýn 100. Yýlý | Aralýk 1908 | Osmanlý Meclisi

Kurutulan Göllerimiz


Gönderen: EserULGER • 26.03.2007 • Türü: Siyasi

Arkadaşlar hepimizin bildiği gibi bir ülkenin zenginliği sadece ekonomik göstergelerle ölçülmez. Doğal güzellikler, yaşamsal çeşitlilik , bitki örtüsü , kültürel zenginlikler bunların hepsi birer zenginlik alametleridir. Fakat biz millet olarak nedense elimizdekilerin değerini kaybedince anlıyoruz aynı bu kendi elimizle yok ettiğimiz göllerimiz gibi. Zaten anladığımızda ya kaybetmiş oluyoruz yada artık geri dönülmez yola girilmiş oluyor.

Sevgili okurlar ülkemizde 1950’li 60 ‘lı yıllardan başlayarak sistemli bir şekilde göllerimiz kurutuluyor .  Burada amaç sıtmayla mücadele ve ülkeye yeni tarım arazileri kazandırarak ekonomiye katkı sağlamak olarak belirtiliyor. Yapılan bu çalışmalar bırakın tarıma ve dolayısıyla ekonomiye yarar sağlamayı çok büyük de darbe vurmuştur. Nasıl mı ?

Birincisi oluşan arazilerden toprakta ki yüksek alivyon yüzünden istenen verim alınamamış, göllerin arazileri çevredeki sanayi tesislerinin atık deposu olmuş sıtmayla mücadele edelim derken bir çok hastalık orda üreme ve yayılma imkanı bulmuştur.

İkincisi gerek o bölgenin gerekse çevre bölgelerin iklimi değişmiş dolayısıyla tarım koşulları değişmiş , hayvan popülasyonu ciddi şekilde zarar görmüş hatta bir çok hayvanın nesli tükenmiş veya göç yolları değişmiş bundan da av turizmi negatif yönde etkilenmiş , bilimsel çalışmalar için gelenlerin ayağı kesilmiş dolayısıyla reklam ve tanıtım kaybı yaşanmış, balıkçılıkla yaşamını sürdüren bir çok aile kirliliğin ve sulak alanların azalması sonucu oluşan balık ölümlerinden zarar görmüştür. 

Şimdi gelelim işin esas vahametini ortaya koyan sayısal verilere , göllerin kurutulma amaçlarına ve sonuçlarına.

Göller Bölgesi’n de bu güne kadar yaklaşık olarak 14 bin 837 hektar alan kurutulmuş oluşması planlanan tarım alanları oluşmasına rağmen tarım yapmaya el vermemişdir .

Tuz Gölü’nde kurutulan alan 1997 yılında 260 bin hektarken 2004 yılında 160 bin hektara çıkmışdır  aynı zamanda Konya’nın kanalizasyonu buraya akıtılıyor hadi kuruttun bir hata yaptın bari pisletme dimi.
 
Esmekaya Sazlıkları 1995’de DSİ tarafından baraj gölüne dönüştürülme çalışmları başlatıldı ama bitirilemedi. Zaten yağan yağmurlar sayesinde biriken suda yoğun yer altı su hareketleri ve su çekimi sayesinde kısa zamanda kuruyor.

Sultan Sazlığı Erciyes Dağı’nın güneyindeki sulak alan tarım alanı kazanmak maksadıyla DSİ müdahalesi ile kurutuldu.  Kurutulan alan artık çorak bir arazi biyolojik çeşitlilik yok olma noktasında , göçmen kuşların göç yolu üzerindeki dinlenme noktalarından olan göl flamingolarında uğrak noktası olan sazlıklar su takfiyesi yapılmazsa çöl olacak.

Amik Gölü Hatay’daki 75 bin metre karelik gölün suyu açılan 4 kanalla Asi Nehri’ne akıtılıyor. Bu sayede oluşan tarım arazilerindeki ekili alanlar kışın kanalların kapanması ve yağan yağmur sularının birikmesi sonucu sular altında kalıyor harcanan emek , zaman , para heba oluyor gidiyor .Tabi burada Suriye’nin oynadığı çeşitli oyunları da unutmamak gerekir.

Afyon’un Bolvadin ilçesinde ki  Eber Göl’ü 30-40 yıl öncesine kadar kuş cennetiydi gerek yerli gerekse de yabancı turisti bölgeye çeken göl bölge halkının önemli geçim kaynağıydı fakat göldeki kirliliğin artması hayvan popülasyonunu tehdit eder boyutlara ulaşmasının yanında sulama kanallarının yüzünden göl gün geçtikçe kuruyor.

Nasrettin Hoca’nın maya çaldığı Akşehir Gölü’nün hali şimdi içler acısı. Su seviyesindeki azalma ile gölün 350 m2’lik sulak alanı 30 m2’ye düştü ve kıyı şeridi bataklığa dönüştü kanalizasyon atıklarının arıtılmadan göle akıtılması da cabası .  Geçimin bu gölden sağlayan 5 bin aile göç etmek zorunda kaldı. 

Avlan Gölü Antalya’nın Elmalı sınırındaki göl DSİ çalışmalarıyla 26 bin dönüm alana sahip göl kurutuldu. Oluşan iklim değişikliği sonucunda ilçeye adını veren emleler artık yetişmiyor. 1997’de 2500 köylünün imza toplaması üzerine gölü tekrar sulama kararı alındı ama bu esnada gölün ortasında Elmalı-Finike yolu geçirildi kışın yağan yağmur sonucunda biriken suyun yolu kapamaması için fazla su tahliye ediliyor bu olumsuzlara rağmen Avlan Gölü kurutulan göllerden kurtarılan tek göl olma özelliğini taşıyor.     

Sevgili okurlar yukarda kısaca göller ve sazlıklar hakkında bazı verileri sizlerle paylaştım .  Gördüğünüz gibi durum hakikaten vahim boyutlarda. Çeşitli kararları alan mekanizmalar yapmış oldukları hesapsız kitapsız çalışmalar ile ülkemizin en önemli kaynaklarını yok ediyorlar. Hatta çoğalan nüfus sonucu tarım alanlarının genişlemesi sonucunda suya olan ihtiyaç artıyor, olanaklarında yukarıda ki sebeplerden dolayı kısıtlı olması nedeniyle yer altı suları kullanımı devreye giriyor buda tabi su sefer yer altı sularının  tükenmesi tehlikesini doğuruyor.

Çeşitli dere ve akarsuların üzerine kurulan barajların suyu kesmesi nedeniyle çok sayıda göl kurudu ve yukarda da söylediğim gibi göçmen kuşların göç yolları değişti. Hatta bu şekilde dünyanın en önemli sulak alanları arasında gösterilen İvriz Çayı kurudu ve Ereğli Belediyesinin kanalizasyonu buraya akmakta.

Arkadaşlar hepimizin bildiği gibi bir ülkenin zenginliği sadece ekonomik göstergelerle ölçülmez. Doğal güzellikler, yaşamsal çeşitlilik ,  bitki örtüsü , kültürel zenginlikler bunların hepsi birer zenginlik alametleridir. Fakat biz millet olarak nedense elimizdekilerin değerini kaybedince anlıyoruz aynı bu kendi elimizle yok ettiğimiz göllerimiz gibi. Zaten anladığımızda ya kaybetmiş oluyoruz yada artık geri dönülmez yola girilmiş oluyor.   

Saygılarımla.
A.Eser ÜLGER
18/10/2006 

Bu içerik için hiç etiket yok.

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

Tek yorum var »

  1. biz millet olarak hep zekamızla çalışkanlıgımızla övünür dururuz,ama iÅŸin kötüsü sadece övünürüz…insan oglu yeryüzündeki en acımasız ve en gereksiz varlıktır bana göre ve gerçekten öyle olmalıki varlıgını sürdürebilmek için hiç geleceÄŸi hesaplamıyor…gölleri kurutmaktan kim ne kazandı? aslında basit; göller kurutuldu ve topraklar zenginlere yani aÄŸalara dagıtıldı,yani zenginler yeniden zengin edildi…aslında ben artık hiç insanlara acımıyorum zaten kendileri edip kendileri buluyorlar…ve doga olması gereken insanların umrundada deÄŸil inanın bana…bir gölü yeniden canlandırmak zor deyil peki neden yapılmıyor?kimler engel oluyor buna? tabiki bu iÅŸten çıkarı olanlar engelliyor…engelleÄŸin engelleÄŸin bakalım susuzlugu nekadar engelleyebileceksiniz…artık herkesin bu konuda uyanması gerekmiyormu? doÄŸasız insan olurmu? Allaha Peygambere inanan millet neden doganın korunması gerektiÄŸine inanmıyor? çok basit aslında ; çünkü biz daha kendimize bile inanamıyoruz…

Yorum yapın ya da yanıt yazın