Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Rusya-AB zirvesi


Gönderen: Yusuf Ozan • 30.05.2006 • Türü: Makale

Vladimir Putin ve AB liderleri 25 Mayıs günü bir zirve için toplandı. Batı’nın, kendi enerji güvenliği ve Rus demokrasisi ile ilgili kaygılarını anlattığı toplantıların, 15 Temmuz’da yapılacak olan G8 zirvesi öncesi ısınma turları olması umuluyordu.

AB liderleri, Rusya’nın Avrupa’nın enerji talebini karşılarken tekelleşmesinden rahatsız oluyor. “Işıkların kapanmasından” korkan AB, Rusya’nın petrol ve gaz arzından pay koparmak için, Putin’i sıkıştırıyor. AB liderleri, Avrupalı şirketleri de Rusya’daki petrol ve gaz çıkarma yarışına dahil ederek, Ukrayna sorunun baş kahramanlarından Rus Gazprom şirketinin tekelleşmesini engelleyebileceğine inanıyor. Ancak Rusya, boru hatlarının hakimiyetinin hükümette kalmasında ısrar ediyor. Bu durum da, Rus ekonomisinin Avrupa pazarlarına doğru genişlemesine engel oluyor.

Moskova yüksek enerji arzının doğru politik hamlelerle Rusya’nın uluslararası grafiğini tekrar yukarı doğru çıkaracağına inanıyor hatta, gaz ve petrol arzını Rusya’nın 1991’den sonra kaybettiği prestiji tekrar kazanmasını sağlamak için en iyi vasıta olarak görüyor. Putin, Rusya’nın güvenilebilir bir üretici olduğunu ancak, çıkarlarının yeni piyasalara girmek olduğunu ve bundan vazgeçmeyeceklerini söyledi.

“Tüm piyasaları izliyoruz. Herhangi bir ülkeden gelecek olan talep ekonomik çıkarlarımıza uyduğu sürece karşılanacaktır.”

Petrol talep-arzındaki sorunlar ve enerji ulusallaştırma çabalarına, Gazprom şirketinin tekeli eklenince bölgede yüksek petrol fiyatları kaçınılmaz oluyor. Kremlin, Avrupa’ya petrol ve gaz sektöründe geniş kapılar açmaya hazır olduğunu söylüyor ancak, Rus şirketlerinin Avrupa piyasalarına girişinin kolaylaştırılmasını istiyor. Akla ilk önce Rusların çok güvendiği Gazprom geliyor.


Avrupa’nın enerji dağıtım şebekelerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Bu durum AB liderlerinin umudunu ABD’nin de katıldığı G8 zirvesine bırakıyor.

Avrupa’nın Rus enrjisine olan talebi ABD’ninkinden daha fazla olduğu için, çözümün ABD’nin katıldığı bir toplantıya bırakılması AB liderlerinin de istediklerini almalarına engel oluyor. Kremlin, ABD’nin İran ile olan ilişkilerinden rahatsız duyuyor. ABD ise Moskova’yı, Sovyetler Birliği’nin baskıcı yönetimine geri dönmeye çalışmakla suçluyor. Bu durumda ABD, Rusya-AB ilişkilerine pek de katkı sağlayacak gibi durmuyor.

25 Mayıs zirvesi her iki taraf için de çok önemliydi. Rusya, Washington’la kötüleşmekte olan ilişkilerine; AB ile de ısınamayan ilişkilerini ekleyince hedefi olan ekonomik genişlemeyi sağlamaktan uzaklaştı.

İngiltere’de yaygınlaşan nükleer enerji söylevleri, Almanya’da ikili anlaşmaların daha kazançlı olacağı inancının olması, enerji politikalarında Avrupa’yı birlik olarak hareket etmekten alıkoyuyor. Birlik, bu zirveden de sonuç çıkaramayınca ortak bir çözüm aramaktan vazgeçebilir.

Bu arada AB yolunda ilerleyen Türkiye, enerji adına ne yapıyor? Rusya’nın farkettiği enerji arzını politik güç olarak kullanma fikrinden Türkiye de yararlanamaz mı? AB ve Rusya’nın enerji konusunda anlaşmasını sağlayıp aslında kendi çıkarlarının da uzun vadeli korunmasını sağlayamaz mı? Bu durumda henüz AB üyesi olmayan bir ülke olan Türkiye, hem AB’nin hem de enerji politikalarının kaderini değiştiremez mi?

Bu içerik için hiç etiket yok.

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

Yorum yapın ya da yanıt yazın