Seçimde ‘Sol’ ne yaptı?
Mehmet Omer Tozkoparan | 26 July 2007 | Başlık: Makale, Siyasi | Tek yorum »
18. Dönem Milletvekili seçimini kazasız belasız tamamladık. Televizyon, gazeteler ve internette konu en ince ayrıntısına kadar tartışıldı, hemen hemen her kanal uzmanlarla sekizer onar saatlik canlı yayınlar gerçekleştirdi, internette onlarca yazı, video, grafik yer aldı. Sonuçlardan bağımsız olarak da canımız hayli sıkıldı.
Ama
Ben de az çok sıkıcı, tamamen kişisel notlardan ve yorumlardan oluşan bir seçim yazısı yazmaya karar verdim, bir köşe de dursun, bakarsınız okuyan hatta yorum yapan bile çıkar,
Başlık:
Seçimde ‘Sol’ ne yaptı?
Sol derken, gerçekten sol kastediliyor, yani ortanın, merkezin hakikatten solunda yer alan partiler/insanlar/seçmenler ne yaptılar. Sol gösterip sağ vuranlar bu yazının dışındalar, onları “merkez”ciler değerlendirsinler.
Öncelikle soldan hangi partiler seçimlere katıldı?
Türkiye Komünist Partisi (TKP): “Komünist” lafının bile öcü gibi algılandığı bir toplumda düzgün parti programı, taviz vermeyen duruşu, çalışkan yurtsever gençleri ile seçime hazırlandı TKP. Kendilerine yönlendirilen her türlü eleştiriyi, saldırıyı akılcı ve tutarlı bir şekilde hazırladıkları afişlerle ve broşürlerle cevapladılar, her zamanki gibi. Zaten parti, kendilerinin de belirttiği gibi seçimden seçime çalışmalar yapan bir sisteme sahip değil. Onlar oldukları yerde, her zaman oradalar. Seçim için de her zaman yaptıklarından fazlasını yapmadılar. Her zamanki gibi son derece yaratıcı, anlaşılır ve yaygın bir kampanya yürüttüler. TKP, geçen seçime göre oyunu yüzde %0,04 arttırdı. Elbette ne partililer ne de dışarıdakiler TKP’den meclise girmesini ya da iktidara ortak olmasını beklemiyordu fakat ben daha fazla oy almalarını bekliyordum, Türkiye’de toplamda 77.867 oy aldılar, oranları ise %0.22. Partinin resmi sitesinde de söylendiği gibi; “Para babaları, emperyalistler bu raundu da aldı.”. TKP’nin aldığı neticeden de bağımsız olarak, maalesef bu seçimin özeti de bu oldu.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP): Ufuk Uras’ın yaptığı yoruma göre ÖDP, kuruluşundan sonra ilk seçimlere “kaç kişiyiz” diye yoklamak için girdi ama sonuç pek iç açıcı olmadı, ikinci seçimlere de baraj engelini aşmak için bir ittifakla girdiler fakat bundan da tatmin edici bir sonuç alınamadı. Arada genel başkan ve yönetim de değişti. Oysa ÖDP kurulduğu yıllarda oldukça iddialıydı hatta yaşım oldukça küçük olmasına rağmen o zamanlardan hala kulağımda “Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel”. Esen yel, tekrar baraj engeline takılmamak için yön değiştirmişti, son anda karar değiştirerek tekrar genel başkan olan Ufuk Uras, gene ani bir kararla İstanbul 1. Bölge’den bağımsız aday oldu ama parti bu bölge dışında seçime girmeyi kararlaştırdı. Genel Başkan’ın bu kararı hem parti içerisinde hem de partiye yakın yayınları ile bilinin BirGün gazetesinde tepki ile karşılandı. Sonuç olarak toplamda genel başkanlarından az oy alarak, seçimi 51.945 oyla kapattılar, oy oranları ise %0.15’te kaldı.
Emek Partisi (EMEP): Emep’in genel başkanı Levent Tüzel de İzmir’den bağımsız aday olmuştur. Buna rağmen parti seçime girip toplamda 26.574 oy almıştır. Bin Umut Projesi çerçevesinde bağımsız adayları destekleme kararı almış olmalarına rağmen, parti bunun dışında kalan illerde seçime girmek zorunda kalmıştır, zira iki kere üst üste seçime girmeyen partiler kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorlar.
Bağımsızlar: Kapatılan, açılan, baraja takılan, seçime girse de atılan ve bugün ismi DTP olan geleneğin ileri gelenleri bu seçim için bağımsız aday formülünü buldular. Buna ek olarak da “doğu illeri” dışında kalan illerde de sol partilerin genel başkanlarını destekleme kararı aldılar. Ülkenin genelinde etnik bir tabana dayalı yüksek oy potansiyeli taşıyan bu öneri uzun zamandır mecliste kendisine yer bulamayan solda heyecan yarattı. Gerçekten de büyük illerde heyecanı arttıracak adaylar da öne çıktı. Özellikle İstanbul’un adayları Ufuk Uras ve Baskın Oran kamuoyunun ve basının oldukça ilgisini çekti ve kampanyaları renk getirdi. Bu da darbe üzerine darbe yemiş eski tüfeklere bir hareket getirdi. Şimdinin reklâmcıları eski solcular afişler basar oldular, artık pasifleşenler sokağa indiler, gençler hareketlendiler… Kimine göre Kürt olmaması, kimine göre PKK’ya terörist demesi kimine göre bir oldubitti ile aday olması nedeniyle Baskın Oran’a verilen DTP desteği çekildi ve oradan da bir aday gösterildi, meclise girmesi zor gibi görünse de hız kesilmedi, rüzgâr dinmedi ve Türkiye nihayetinde en azından bir sosyalist milletvekiline sahip oldu. Bunun bir başlangıç bir dönüm noktası olmasını temenni ediyorum. İstanbul birinci bölge de Ufuk Uras, tahmin edilenin de üzerinde 81.486 oy alarak Ankara yolunu tuttu ama ikinci bölgeden aday olan 31.100 oy alarak seçilemedi. Tunceli’nin 7.239 oyu Kamer Genç’i meclise yollarken, İstanbul’un 31.100 oyu Baskın Oran’ı yollayamadı.
Demin en az bir sosyalist aday dememin sebebi DTP’nin durumu. Çünkü parti içerisinde birçok unsuru barındırıyor; aşiret liderleri, onların destekledikleri, sosyalistler, Kürt Milliyetçileri, İslamcı Kürtler vs. Partinin üzerinde şüpheler oluşmasının esas sebebi ise bütün bu insanların Kürt kimliği ile bir araya gelmiş olmaları, ama öyle veya böyle artık meclisteler ve bu durum meclisi çok daha renkli ve demokratik hale getirecek.
Sol için aşağı yukarı durum buydu, en azından benim notlarım az çok bunlar. Şimdi muhakkak biri çıkıp CHP neden burada yok diyecektir. Efendim, naçizane fikrim CHP’nin sol bir parti olmadığıdır, belki de hiçbir zaman olmamıştır.
Seçim hakkında şöyle böyle az çok sıkıcı bir yazı daha internette yayımlanmış bulundu, bu seçim hakkında yorum soran arkadaşlara verdiğim cevabı bir kez de burada dillendireyim; “En azından meclis tivi daha izlenebilir bir kanal haline geldi, Ufuk Uras orada, DTPliler orada hem de MHPlilerin hemen yanındalar.”
22 Temmuz 2007 Genel Seçimi kesin sonuçları
Genel Seçim Sonuçları’nın Grafikli Sunumu
Efendim ben de nacizane bir anımı paylaşayım, pazartesi sabahından:
Öğretmen: İlginç değil mi Cem Uzan’ın ne olduğunu herkes biliyor yine de inanan, o ABD’yi dolandırdı diyenler var.
Öğrenci: Hangisinin ne olduğu bilinmiyor ki!
Öğrenci2: Ama bu bariz.
Öğrenci: Sorun demokraside olmasın?
Öğrenci3: Evet, evet, bence de.
Öğretmen: Herneyse.