Mete Çubukçu ile elyazması

Mete Çubukçu.

“Elyazması Söyleşileri”ni yayımlamaya gazeteci, televizyoncu, savaş muhabiri, yazar ve gerçek bir aydın, ağabeyimiz Mete Çubukçu ile başlıyoruz. Giriş yaparken neden bu sıfatları kullandığımızı, Mete Çubukçu’yu tanımayanlar söyleşiden sonra anlayacaktır.

Bu gün sizlerle söyleşinin birinci bölümünü paylaşıyoruz.

Mete Çubukçu Kimdir:

1962 Gebze doğumlu.Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi. 1982’ye kadar Kara Harp Okulu’na devam etti. M.Ü BYYO’yu bitirdi.1986’dan bu yana gazetecilik ve televizyonculuk yapıyor. NTV Haber Merkezinde çalışıyor. Afganistan, Filistin, Bosna, Azerbaycan, Irak, Kosova, Çeçenistan, Cezayir, Lübnan v.b bölgelerde haber yaptı ve yapmaya devam ediyor. Ortadoğu, savaş gazeteciliği ve medya konularıyla ilgileniyor, makaleler yazıyor. NTVMSNBC sitesi, Birikim Dergisi, Birgün gazetesi ve Post Ekspress’te yazıları yayınlanıyor. TV haberciliği ve uluslararası gazetecilik konusunda ders veriyor. Bizim Filistin, Ateş Altında Gazetecilik Savaş ve Savaş Haberciliği adlı iki kitabı var.

Söyleşinin Birinci Bölümü:

elyazması: Mete ağabey bize Filistin’de, Afganistan’da, Tacikistan’da, İsrail’de ateş altında gençlik nasıl yaşar, ne yaşar, ne kadar yaşar bunları anlat. Anlat ki; neyden sorumlu olduğumuzu bilelim.

Mete Çubukçu: Bu bölgelerde bırakalım genç olmayı insan olarak ayakta kalmak bile çoğu zaman mucize gibi bir şey. Ama özellikle gençler, kadınlar ve çocukların durumu çok daha vahim. Hep şu soru soruluyor: Neden şiddete başvuruyorlar. Kimse nedensiz şiddete başvurmaz. Üstelik bazı karşı duruşların şiddet değil haklı direniş oluduğunun bilinmesi lazım. Önlerinde bir gelecek görmeyen, küçüklüğünden itibaren sürekli aşağılanan, gözlerinin önünde annelerinin babalarının ölümünü, küçük düşürülmesini seyreden, bunlarla büyüyen çoçuklar gençlikleri geldiğinde tabii ki isyan dolu oluyor. Tabii ki bu baskı ortamı her türlü anti demokratik yöntemi de besliyor. Bir yandan dış baskılar bir yandan aile toplum ve sıkışkışlık. Hiçbir genç geleceğini göremiyor. Bundan intihar saldırıları haklıdır demek istemiyorum. Ama umutsuzluk giderk artıyor. Küçük yaşlardan itibaren silahlarla ve savaşla büyüyen insanlardan hemen “demokrat” olmaları isteniyor. Önce baskı düzeninin ve işgal koşullarının değişmesi gerekiyor. Bu yüzden koşullarda hiçbir değişlik olmadan dışarıdan empoze edilmeye çalışılan bir anlayış hiç inandırıcı gelmiyor gençlere. Güvenmiyor, inanmıyor. Bunda kendi yönetimlerinin de payı var. Çünkü aileden, siyasi demokrasiye kadar işlemeyen bir süreçte gençler tamamen tepkisel olabiliyor. Ama unutmamak gerekiyor ki; bu toplımların en önemli dinamiklerini de bu gençler oluşturuyor.

Özetle bu gençlerin “yaşadıkları”nı söyleyemeyiz.

Mete Çubukçu’nun yayımlanmış kitapları:

Ateş Altında Gazetecilik Filistin

Yorum yapın/Yanıtlayın