Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Nihat Genç ile elyazması


Gönderen: elyazmasi.org • 1..2006 • Türü: Siyaset Söyleşileri, Siyasi, Söyleşi |

Nihat Genç.

“Elyazması Söyleşileri”ne Nihat Genç ile devam ediyoruz. Sevgili Nihat Genç’e biz elyazmasi.org yayına başlamadan önce (aralıkın üçüncü ve son haftası) o günlerde gündemde olan konularla ilgili bazı sorular yöneltmiştik. O da her zamanki içten ve özgün dili ile bu soruların bir kısmına bir çırpıda yanıt vermişti. Biz bu yanıtları düzenleyerek bir düz yazı şeklinde sizlere sunuyoruz. İşte Nihat Genç’in “Ulema tartışması” ve bununla ilintili konularla ilgili görüşleri.

“Burada başbakanın “ulema” lafını etmesi de “açık verdi, dili sürçtü.”gibi ters yorumlandı… Ki bir cephe böyle ters yorumlar için de tetikte bekliyor. Ancak, şimdi sizin bana sorduğunuz bu soru da bir polemiğin içinden cımbızla çekilip alınmış sözler. Bu söze ne benim ne kimsenin karşı olması mümkün değil. Ancak bu sözleri söyleyen, ne zaman, nasıl, hangi gerekçeyle söyledi?”

Metnin Tamamı:

Ulema lafı üzerine malum yazarların kıyamet kopartmasını saçma sapan bir manyaklık olarak görüyorum. Köşe yazarları polemikle hayatlarını kazanıyor. Siyasi tartışmaları polemikle çeke büze sürdürmek zorunda olabilirler. Ancak polemiğin içine bu kadar girmeyiniz, bu artık düşmanlık. İçtenlik ve iyi niyet polemiğin ilerleyen safhalarında ortadan kalkar, geriye birbirini faka düşürme, yanlış bulma kalır… Ki hep böyle oluyor. Burada başbakanın “ulema” lafını etmesi de “açık verdi, dili sürçtü.”gibi ters yorumlandı… Ki bir cephe böyle ters yorumlar için de tetikte bekliyor. Ancak, şimdi sizin bana sorduğunuz bu soru da bir polemiğin içinden cımbızla çekilip alınmış sözler. Bu söze ne benim ne kimsenin karşı olması mümkün değil. Ancak bu sözleri söyleyen, ne zaman, nasıl, hangi gerekçeyle söyledi? Biliyoruz ki, Avrupa mahkemeleri başörtüsü konusunda hükümeti rahatsız eden karşı bir karar alınca veryansın edilip söylendi. Şimdi AKP siyaseti, Avrupa’ya yıllardır bayıldığını söylüyordu. Değiştiğini söylüyordu. Özgürlük, hukuk, çağdaşlık hepsinin orda olduğunu anlatıyorlardı. Şimdi Avrupa’dan sevmedikleri bir karar çıkınca veryansın etmeye başladılar. Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hâkimlerinden bizim ulemaya doğru cetvelle bir düz doğru çekilmeye başlandı… Bu çaresizliktir, ilkesizliktir. Siz Müslümansınız. Avrupa size göre konuşmaz. Siz boşuna değiştim değiştim diye yırtınıyorsunuz, sizin değişmenizden sadece şirketler, holdingler, İsrailliler, para babaları dolarları yer içer özelleştirir, zengin olur. Ama inanç, Müslüman kültür noktasında sizin gözünüzün yaşına bakmazlar. Müslüman kültür tüm dünya kıtalarından yok edilmek isteniyor. Ve yok edenler sizin özelleştirdiğiniz büyük fabrikaları satın alanlar, İsrailli, Fransız, Amerikalı Müslüman kültüre savaş açtı, hem nükleer savaş hem felsefi savaş hem de medya savaşı… Sizler ise değiştik değiştik deyip İsrail ile kol kola Amerika’nın siyasi kölesi küreselleşme, özelleştirme naraları atıyorsunuz… Bu topraklarda Müslüman bir kültür vardır ve onu işte değiştim diye sarıldığınız Avrupalılar, Amerikalılar, yeni dostlarınız, ideolojik kardeşleriniz yok ediyor. Sizler rahatlıkla Amerikancı oldum diyorsunuz, değiştim Avrupacı oldum diyorsunuz, işte Yeni Şafak Gazetesi, Zaman Gazetesi ve diğerleri Avrupa’ya, Amerika’ya sesini çıkartmıyor, aksine Amerika’nın en yakın müttefikleri…
Şimdi Irak bombalanırken hepsi Zaman Gazetesi, Yeni Şafak Gazetesi Amerikancı oldu. Ve dinler arası diyalogları, papazlar-imamlar ortak yemekleri, medeniyetler arası projeleri bu siyasi hükümet ve bu gazeteler dillendirdi. Bu papazlar arası diyalog Batı’nın uydurması, planıdır… Orta-Doğu’da yüz binlerce Arap çocuğunu öldürenler bir yandan da papazları, imamları yan yana getirip yemek yediriyor. Bu büyük projenin bir ortağı da Zaman Gazetesi, Yeni Şafak Gazetesi ve AKP’dir… Medeniyetler arası diyalog laflarını kimlere söylettiriyorsa Irak’ı bombalayanların ortakları onlardır… Tayyip Erdoğan’a söylettiriyorlar ve Arap kardeşlerini bombalıyorlar. Sesleri çıkmıyor. Şimdi Tayyip Erdoğan’a biz soralım, Irak’ın bombalanmasına “ulema” ne diyor? Ve siz bu ulemayı takıyor, hiç dinliyor musunuz? Hayır! Bakın Tayyip Bey biz müslümanız. Papazlara güvenemeyiz. İşte Atina’da iki yüz bin Müslüman yaşıyor. Tek camii açmadılar, bayram namazlarını kılacak yerleri yok, ya da Balkan topraklarında yüz binlerce Müslüman çocuk sünnetçi bulamıyor, Türkiye’den kaçak sünnetçiler gidiyor… Ama İstanbul’da papazların bir eli yağda bir eli balda, istedikleri kadar kilise yıkanıyor, siliniyor, temizleniyor mermerleri pırıl pırıl hale getiriliyor, getirilecekte… Ve bu papazlar İstanbul ‘un anlamını değiştirmeye çalışıyorlar, İstanbul’u Costantinapolis yapmak ve Ortodoks bir baş şehir yapmanın hevesindeler… Çok yol aldılar. Hatta Bizans tarihçileri işi öyle manyaklığa götürdü ki, değil Ayasofya’nın camiye çevrilmesi, Sultanahmet’in yakılması ve altındaki, temellerindeki Bizans mirasının ortaya çıkarılmasını metinlerinde, aralarında tartışıyorlar, tıpkı Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın altının oyulup Süleyman Tapınağı’nın temellerine ulaşılması gibi. Bu papazların, bu Avrupa’nın, bunların dertleri bu… Siz bu insanlarla yemekler yiyor ve onlara Irak’a bu nükleer bombaları niçin atıyorsunuz diye sormuyorsunuz… Müslüman gibi durmuyorsunuz. Amerika’ya, Avrupa’ya ve onların papaz-imam yemekli oyunlarına yalakalık yapıyorsunuz… Ama sadece başörtüsü tartışması gündeme gelince oy aldığınız kitleyi kandırmak için birkaç laf etmeye çalışıyorsunuz. Bağımsızlığınızı Amerika’ya, Avrupa’ya verirken rahatsız değilsiniz. Aynı Avrupa başınızı açın deyince kuduruyorsunuz, bu kudurmalarınız içten değil, siyasi bir oyun… Ülkenin yüzlerce tesisini özelleştirmeden, küreselleştirmeden İsrailli, Amerikalı firmalara üç beş kuruşa yedirmekten memnunsunuz. Keyif içindesiniz… Belki zavallı Müslüman halkı kiraladıkları işgal ettikleri medya vasıtasıyla kandırabilir, geçmiş sağcı iktidarlar gibi oyalayabilirsiniz. Ama biz, okuyor, tartışıyor, görüyoruz… Tayyip Erdoğan içten değil, daha da ileri gidip söylüyorum, Tayyip Erdoğan bu Müslüman kültürün çocuğu değil… Müslüman kültür, geçmiş medeniyetimiz, Müslümanların hakları konusunda derdi, acısı olsaydı, Amerika ve Avrupa’nın bu nükleer savaş naralarına birkaç laf ederdi… Tayyip için her şeyi söyleyebilirsiniz, ama artık onun için muhafazakâr Müslüman lafları asla edemeyiz. Başbakan Tayyip Erdoğan muhafazakârlığı ve Müslümanlığı hak edecek hiçbir girişimin sahibi değildir. Ekonomiyi IMF’ye, siyaseti Amerika’ya, başörtüsü konusunu da Avrupa’ya havale etmiş, işte sonunda rezil rüsva olmuştur…

Nihat GENÇ - 30.11.2005