1 Mayıs
Gönderen: Vahdet İŞSEVENLER • 30.04.2006 • Türü: Makale, Yeni

Bir Mayıs nedir?
İşçi bayramı ilk olarak Avustralya’da 21 Nisan 1856′da kutlandı.Avustralyalı işçiler 8 saatlik iÅŸ günü için bir seferlik böyle bir uygulama düşündüler ve o günü eÄŸlenceler ile geçirdiler. Üretimin vazgeçilmezi işçinin,çalışmayı bırakması onun en kuvvetli yaptırımıdır ve Avustralyalı işçilerin bu uygulaması tüm dünya işçilerince çok çabuk benimsenmiÅŸtir.Avustralyalı işçilerden sonra ilk olarak Amerikalılar, rızam kabul olmazsa üretmem eÄŸlenirim dedi ve 1 Mayıs’ın dünya çapında iÅŸ bırakma günü olmasına karar verdiler.Öyle ki 1886′da 200 bin Amerikalı işçi uygulamaya katıldı mamafih bu durum kimi iktidar sahiplerinin çıkarına uymaz bir ahval idi ve engellenmesi gerekirdi.ÇeÅŸitli yaptırımlardan sebep bundan sonraki ilk gösteri 1890 yapılabildi. BaÅŸlangıç itibariyle bir günlük düşünülen gösteri dünya genelinde işçiler tarafından çabuk ve güçlü bir ÅŸekilde benimsendi ve 1 Mayıs işçilerin her sene isteklerini çeÅŸitli yollarla dile getirdikleri, iÅŸlemedikleri bayramları haline geldi.O halde 1 Mayıs bir isteme biçimidir.
1 Mayıs süreç içerisinde bayraklaşmış, komünist düzen savunucuları tabiatıyla bu bir günü her günki söylemlerinde var kılmıştır.Pek mümkündür ki istek silsilesinin sonu işçi diktatörlüğüne varabilir.İşçilerin istekleri var olduğu sürece 1 Mayıs var olacaktır ve şüphe yok ki sınırlı kaynaklar önünde insanın sınırsız istekleri mevcuttur.Umudumuz adaletli paylaşamın yaşanacağı günlerde Mayısın birinin mutluluğun resmi olması.

MutluluÄŸun Resmi
Sen mutluluÄŸun resmini yapabilir misin Abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluÄŸun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba’nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?
Nazım Hikmet
Bu içerik için hiç etiket yok.

İsteklerin, arzuların sınırı olsaydı, mutsuzluk diye bir kavram olmazdı. İşçiler haklarını arayıp, mutluluÄŸu aramak amacıyla yürüyüş yaparlar iken, Lenin ve Marx kitaplarından etkilenmiÅŸ veya beyni yıkanmış bir avuç komünistin oyuncağı haline gelen 1 Mayıslar, otobüslerin camlarının kırıldığı, vandalların cirit attığı garip bir eylem olmuÅŸtur. Öyle bir hale gelinmiÅŸtir ki, insanlar baÅŸlarına birÅŸey gelecek diye sokaÄŸa çıkmaktan çekinir olmuÅŸlardır. 1977-80 dönemlerinde tavan yapan saÄŸ-sol tartışması artık bitmiÅŸtir, sistem belirlenmiÅŸtir ve Dünya’nın hiçbir yerinde geçerliliÄŸi kalmamış olan bir sistemin hayalini kurmak ve bu uÄŸurda ortalığı kırıp dökmek ne kadar mantıklıdır sorusu düşünülmelidir. Ülkemizin artık bu tip hayalperestlerle uÄŸraÅŸacak takati kalmamıştır. Yıllardır siyasi görüşlerimizi dayatmaya çalıştığımız için kendi içimizde birbirimizi yemiÅŸ, katliamlar yapmış ve bu yüzden 10 yıl gerilemiÅŸizdir. Åžunun farkına varılmalıdır ki, devlet işçilere, işçiler de devlete muhtaçtır.Yalnız, kesinlikle 1 Mayıslar kalksın gibi bir ÅŸey söylemiyorum, Türkiye’de işçilerin çalıştığı ÅŸartlar iyi deÄŸil ve eylem yapmak en doÄŸal hakları, ancak bunun doÄŸru ÅŸekilde yapılması ve aşırı komünist bir eylem haline gelmemesi gerektiÄŸini savunuyorum.
“18′ine kadar komünist olmayanın, 18′inden sonra da hala komünist kalanın aklına ÅŸaÅŸarım.”
George Bernard Shaw