Beyaz Sayfada Beyaz Dizeler
Gönderen: Pınar Özcanlı • 24.04.2007 • Türü: Yeni

“Bugün pazar
Bugün ilk defa güneşe çıkardılar beni.
Ve ben ömrümde ilk defa güneşin benden bu kadar uzak
gökyüzünün bu kadar mavi
bu kadar geniÅŸ olduÄŸuna ÅŸaÅŸarak
kımıldanmadan durdum.”
Nazım
Hikmet
Ran
Lisede bütün son dönem ÅŸiirlerini incelediÄŸimiz kitabımızda, Nazım yoktu. Neden yoktu ki? Hala mı vatan haini Nazım? Åžiir dinletisi yapacağımız zaman “Nazım okumasınız iyi olur.” demiÅŸti hocam. İki ÅŸiirini de ben okudum ÅŸiir dinletisinde. Aslında ÅŸiir okumayı sevmem, sözde ÅŸiir duygusu veren insanları sevmediÄŸimden. “Kerem Gibi”yi okurken ve daha ÅŸiir dinletisi bitmemiÅŸken birer ikiÅŸer çoÄŸalıyor alkışlar, gözlerim parlıyor.
TAMAMI
Lisedeyken gazetenin orta sayfalarında bir haber okumuÅŸ, baÅŸta sevinmiÅŸ, sonra üzülmüştüm. Nazım’ın hayatı film oluyor! Ne güzel diye geçirip içimden devam etmiÅŸtim okumaya. Mavi Gözlü Dev yazmışlardı büyük harflerle haberin başına. Ama yeterli bütçe saÄŸlanamadığı için film çekilemiyormuÅŸ. Nasıl yeterli bütçe bulunamadı ki?
Filmin bir gün çekileceğinden emindim o zaman da. Bu sene yine bir haber gördüm, yine büyük harflerle yazılmış, Mavi Gözlü Dev, yakında sinemalarda! Büyük harflerle çok hoş duruyordu başlık, sıkıcı gazetenin sayfasında. Küçük dünyamda büyük bir hayal olduğundan olsa gerek sinemaya gideceğim günü hesaplayarak güzel hayaller kurmuştum. Hayal dünyası
sınırsızdı zaten. Bir de rüyamda görmüştüm. Yaşadığım yahut yaşayacağım şeyleri rüyamda görmekten yorulup uyanırım kimi zaman yatağımdan. Rüyalarım bu kadar gerçek olmak zorunda mı?
Haftanın ilk günü gittim arkadaÅŸlarımla Mavi Gözlü Dev’e. Nazım’ın Bursa Hapishanesi’nde geçen günlerini anlatıyor film. Arada hapishaneye girmeden önceki görüntülerinde Piraye beliriyor. Piraye; hayatımda en sevdiÄŸim kadın dediÄŸi, kadınım dediÄŸi Piraye. Nazım’ın dizeleri dökülüyor
Yetkin Dikinciler’in dudaklarından. Ne kadar da çok benzemiÅŸ Nazım’a, saçları, renkli gözleriyle. Benim de küçük mavi gözlerim olabilirdi aslında. İnsanların Nazım’a olan tepkileri, Nazım’ı sevenler, sevmeyenler filmde anlatılmış. Küçük mutluluklara sığınıyor Nazım herkesten uzak olduÄŸu
hücresinde. “Ben bir başıma onlardan uzağım, hep birlikte onlar benden uzak. ” Resim yapıyor, ÅŸiir yazıyor. Küçük bir tavÅŸanda sevgisini besliyor. Sonra demir parmaklıklardan uçuruyor kendisi gibi tutsak kuÅŸu dışarıya, özgür dünyaya.
Ellerimde kaybetsem şimdi dünyamı,
Dizelerin sarılsa öyle sarı kağıttaki gibi
Eski bir sana koşsam yakalar mıyım,
Sende kalmış zamanı
Ne zaman tanıştım Nazım’ın satırlarıyla bilmiyorum. Ortaokulda hoca ÅŸehirle ilgili ÅŸiir istemiÅŸti, açıp kitaplarından birini yazmıştım, Nazım’ın ÅŸiirini. Hoca “Bu olmaz Pınar, sonra.” demiÅŸti. Sonra? Sonra ne zaman gelir ki? Bir gün koskoca tahtaya büyük harflerle yazmıştı “Tahir ile Zühre Meselesi”. Sonra gelmiÅŸti demek.
Lisede bütün son dönem ÅŸiirlerini incelediÄŸimiz kitabımızda, Nazım yoktu. Neden yoktu ki? Hala mı vatan haini Nazım? Åžiir dinletisi yapacağımız zaman “Nazım okumasınız iyi olur.” demiÅŸti hocam. İki ÅŸiirini de ben okudum ÅŸiir dinletisinde. Aslında ÅŸiir okumayı sevmem, sözde ÅŸiir duygusu veren insanları sevmediÄŸimden. “Kerem Gibi”yi okurken ve daha ÅŸiir dinletisi bitmemiÅŸken birer ikiÅŸer çoÄŸalıyor alkışlar, gözlerim parlıyor.
“Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karanlıklar
aydınlığa.. ”
“Komünist!” diye bağırıyor arkadaşım bana, Nazım okuyorum diye.” Neden? Sen ÅŸunu okuduÄŸunda terörist mi oluyorsun.” demek istiyorum. Demiyorum, ben Mevlana’yı da severim çünkü. “Komünist deÄŸilim.” diyorum sadece.
“Karlı Kayın Ormanı”nda ÅŸarkısını hep Zülfü Livaneli’den duymuÅŸ olduÄŸumdan, ÅŸiiriyle çok geç tanışmıştım. Nazım’ın en sonunda:
“ÅŸimdi ÅŸurdan saptım mıydı,
ÅŸose, tirenyolu, ova.
yirmi beÅŸ kilometreden
pırıl pırıldır Moskova…” yazmasına üzülmüştüm biraz. Ben dinlerken hiçbir zaman Moskova olduÄŸunu düşünmediÄŸimden olsa gerek, o anlattığı yerin.
Filmde bir yerde “Bugün Pazar” dizelerini söylüyor Nazım. Ankara cezaevindeyken yazdığı bir ÅŸiir aslında. Filmde Nazım’ın Münevver ile olan iliÅŸkisi de anlatılıyor. Sonra Nazım en saf haliyle, dizeleriyle.
Filmdeki oyuncuları da çok beÄŸendim, Yetkin Dikinciler’in sesi hala kulaklarımda. Biraz durgun bir film aslında, ama hiçbir karesinde sıkılmadım. Biraz daha ayrıntıya girilseydi daha iyi olacağını düşünüyorum, oÄŸluyla iliÅŸkilerinden yahut dışarda nasıl bir insan olduÄŸundan
bahsedilebilirdi mesela. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film olduÄŸunu düşünüyorum, belki de Nazım’a nesnel bakamayan gözlerim, filmdeki bazı hataları görmüyordur.
Film bittiğinde yerimden kalkmak biraz zor oldu, siyah perdenin üzerinde, sabit, büyük bir yazıyla:
“Nâzım Hikmet vatan hainliÄŸine devam ediyor hâlâ.” yazıyordu. Biz ki gönlümüzde nice vatan hainlerini büyüten insanlarız, Nazım gibi insanları içimizden dışlarız.
Ellerimi arkama saklayıp
Koşsam küçük bir çocuk gibi,
Uçurtmanın peşinde
Ve renklerinde kaybolsam senin.
Ölmek nasıl bir şey Nazım,
DemiÅŸsin ya
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeÅŸcesine.
