Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

Haydarpaşa Lisesi’nde yaşanan olaylar hakkında


Gönderen: Tunca ÜÇER • 7..2006 • Türü: Yeni |

Haydarpaşa LisesiBir kaç gündür basını meşgul eden ve okulumuz hakkında insanlar üzerinde kötü izlenimler oluşturan olaylar hakkında söyleyecek bir kaç sözüm var. Ben, Tunca Üçer, okulun olay olan 2005 dönemi mezunuyum, şu anda Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde okuyorum, olayların bir çoğunu gözlerimle gördüm ve olaylara karışanları da şahsen tanıyorum.

Hepsinden önce, söylenmesi gereken en önemli şeyi söylemek istiyorum ki yapılan olayların hiçbir şekilde tasvip edilmesi mümkün değil. Amacım da zaten bu değil. Fakat sorulması gereken bazı soruların, düşünülmesi gereken bazı şeylerin olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki basının konuya yaklaşımı ya da durumudur. Basının genel durumu hakkında iki şey orataya çıkıyor; birincisi, basınımız ortaöğretim gerçeğini hiç bilmiyor ve ortaya çıkan bu gibi durumlar hayretler içerisinde sayfalarında yer veriyor(Sabah Gazetesi’nin konuyu ele alış biçimini sonra inceleyeceğim) olması ya da ikinci olarak, bu durumu biliyor ama üzerindeki sorumluluğu atmak için bu gibi durumları istisnai ve şaşılacak birşeymiş gibi yayımlıyor olması.

Sabah Gazetesi’nin bu durumu yayımlama biçimi ise sorgulanması gereken bir durum. Ülkede ve dünyada çok önemli bir gelişme olmadığı zaman, tangası ile güneşlenen, birbirlerini boynuzlayan ünlülerden bahseden gazetenin bu kısmı, çok önemli bir haber yakalamışçasına başlığı atıyor: Lisede öğrenci terörü! Ortada bir terör durumu olduğuna göre bunu yapanlar da “terörist” oluyor. Peki ne yapmış bu “terörist”ler diye merak etmez mi insan? Mezuniyet dönemi gelmiş bu öğrenciler, okulun en sevilen ve en çok “makara”ya alınan öğretmenine bir şaka düzenlemişler. Öğrencisine sene boyunca “makara”larında anlayış gösterdiğinden sebep, bu sefer dozu fazlaca kaçırılmış ve ortaya çirkin görüntüler çıkmıştır. Gerçekten görüntüler çok çirkin ve bir öğretmene yapılmaması gereken türden hareketler içeriyor. Bir öğrenci de bu “makara”yı cep telefonuna kaydetmiş ve bir internet sitesinde yayımlamış. Ortada birden fazla çirkin olayın olduğu bir denklem ama en çirkini de sanki liselerde bundan çok daha içerisinde şiddet amacı içeren olaylar olmuyormuş, liselerde öğretmenler bıçakla yaralanmıyormuş, tehdit edilmiyormuş, liselere öğrenciler silahla gelip arkadaşlarını ve öğretmenlerini tehdit etmiyormuş gibi bu haberin Sabah Gazetesi’nde sürmanşetten yayımlanması ve öğrencilerin terörist olarak afişe edilmesidir. Bu ilk başta o öğrencilere ve öğretmene sonra o okulun mezunları olan bizlere ve o okulun ismine ayıptır. Bu olayın okula maledilip bu şekilde yayımlanması ve her seferinde okulun isminin ısrarla telaffuz edilmesinde acaba bir kasıt mı vardır?

İsmi geçen öğretmenimiz Vedat Varol, okulumuzda ingilizce öğretmenliği yapmaktadır. Öğretmenlik vasıfları çok kuvvetli olmasa da bütün öğrenciler tarafından çok sevilen, her zaman öğrencilerine iyi davranan, yürekli bir öğretmenimizdir. Böylesine dozu kaçmış bir hareketi bile öğrencilerini korumak adına, rapor etmemiştir- Çünkü bu olayların asla kendisine gerçek anlamda bir “şiddet gösterisi” hatta “terör eylemi” ya da “saldırı” olmadığını bilmektedir.-, belki de bunlar bu yüzden başına gelmiştir ama bu yüzden de en sevilen öğretmenlerden biri olmuştur. Bu gün hangi Haydarpaşalı öğretmen, mezun ya da öğrenciyi çevirip Vedat Hocamız’ı sorsanız, onun için hep “saf, iyi niyetli, temiz bir insan” gibi iyi şeyler duyarsınız.

Bunların dışında tangalı bir ünlü, birbirini boynuzlayan manken ya da züppeliğini ayyuka çıkarmış biri bulamamış olan gazetenin bu abartılı yayını yanında, diğer insanların tutumları da gerçekten ilginçtir. Bunlardan biri, okulun müdürü Kenan Sürbahan’ın yorumudur. Kendisi her zaman öğretmenini ve öğrencisini dışarıya karşı koruyan, Haydarpaşa tarihinin en uzun süre görev yapan müdürlerinden biri olma şerefine sahip Kenan Bey, konu için “Onun yerinde olsam bir ilköğretim okuluna naklimi isterdim” demiş. Bu beni özellikle şaşırttı çünkü olaylar onun sorumluluğu altındaki bir okulda gerçekleşmiş ve sadece bu “makara” olayı değil, sigara içme, birbirinin kafasında florasan kırma gibi bir sürü olmaması gereken olay meydana gelmiştir. Öyleyse Sayın Sürbahan’ın Vedat Hoca’mızın yerinde olmasına gerek yoktur, kendisi de bu konuyu düşünmelidir.

Bir diğer ilginç yorum da Mezunlar Derneği’nden gelmiştir. Dört sene bu okulda okumuş, bunun üç senesini de okulun yurdunda kalarak geçirmiş yani okulu yıl süresince yirmi dört saat yaşamış biri olarak, mezunlara pilav günü dağıtmak dışında nadiren sesini çıkaran derneğimizin kendi öğrencileri -belki de üyeleri- hakkında “bir kaç kendini bilmez” nitelemesi yapmak yerine, olayları araştırmasını, takip etmesini ve sorgulamasını beklerdim. Ama ne yazık ki, herkes kolay yöntemi seçmiş.

Bu “terörist” arkadaşları bizzat tanıyorum, hepsi şu an Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde eğitimlerini görüyorlar. Bazıları ile de görüştüm, olaylardan, özellikle Vedat Hoca’yı bu şekilde üzdükleri için pişmanlar. Bu şekilde kendileri ve okulları gündeme geldiği için de üzgünler.

Başta da söylediğim gibi bu olayları tasvip etmek gibi bir amacım yok. Kınıyorum da. Olayı bu şekilde sığ, işine geldiği gibi ele alan basını kınıyorum, aile içinde kalması gereken bu “makara”yı internette yayımlayan, muhtemelen bizden bir devre küçük arkadaşlarımı hem okulumuzu bu şekilde gündeme taşıdıkları için hem de hocamızın tekrar rencide edilesine sebebiyet verdikleri için kınıyorum, mezununa sırtını dönen, basının rüzgarına yenik düşen sayın müdürümüzü kınıyorum, olaya bu şekilde yakşalaran mezunlar derneğimizi kınıyorum, bu olayları gerçekleştiren Vedat Hocamız’ı üzen arkadaşlarımı kınıyorum ve ayrıca bu olayların bir çoğuna şahitlik etmeme rağmen engellemediğim için kendimi kınıyorum.

Tunca Üçer
Haydarpaşa Lisesi Öğrenci Meclisi Kurucuları’ndan ve Mezunu