Toprak satışı
Gönderen: EserULGER • 5..2006 • Türü: Makale, Yeni |
AKP Hükümeti’nin sırf AB istiyor diye milletvekillerini tatilden çağırarak bir gecede çıkardığı uyum yasaları içinde bir tane kanun var ki dillere destan. Bahsettiğimiz bu değişiklik 644 sayılı tapu kanunları yapıldı ve yabancıların (hem tüzel kişilerin hem gerçek kişilerin) taşınmaz mal edinmelerini serbest bıraktı. İnsan kırk yıl bir ülkenin ulusal bütünlüğünü nasıl tehlikeye atarım diye düşünse ancak böyle bir yasa çıkarır.
Bu zamandan itibaren yabancılara yani 68 ülkeye 81 ilin 70’inde 44.750 adet gayri menkul 2.734.083.920 m2 toprak satışı yapılmış. Satılan bu vatan topraklarını alan ülkelerin başında Yunanistan gelmektedir. Daha sonrada Almanya,İngiltere,Suriye,Hollanda,Fransa,İsrail gelmekte. Başbakan TV’de söylediğini layıkı ile yapmış ülkemizi dışarıya çok da iyi pazarlamış ki vatan topraklarına rağbet bu kadar fazla olmuş. Satılan toprakların ortak da bir yönleri var.Topraklar ya sınır boylarında ya sulak alanlarda (herkes de bilir suyun olduğu arazide petrol olma olasılığı çok yüksektir.) yada verimli tarım alanları.Yani AB ‘ye uymak sevdasına ülkemizin stratejik ve verimli aşanları yabancı ülkelerin kontrolüne geçmektedir.
Kontrolümüzden çıkan stratejik noktaların başında Hatay şehri ve GAP Bölgesi gelmektedir. İlk önce Hatay’dan bahsetmek istiyorum.
Bildiğiniz gibi Hatay şehri M. Kemal’in yoğun çalışmaları hatta hayatını tehlikeye atıp ölmek pahasına insan üstü çabaları sonucunda ülkemize katılmıştır. Bu katılımdan sonra Türkiye ve Fransa arasında 1938’de imzalanan Hatay Antlaşması’ndaki gizli bir madde 100 yıl sonra tekrar halk oylamasına gidilmesini öngörmektedir. Yapılan araştırmalarda da görülmüş ki Hatay’da en çok Suriye toprak ve gayri menkul almış. Buda bölgede nüfus yoğunluğunun Türkiye aleyhine bozulması tehlikesini ortaya çıkarmaktadır.Peki yoğunluk bozulursa ne olur.
Öncelikle Hatay elden gider. Sonrasında bölgenin en önemli Dünya’nın da sayılı limanlarından olan İskenderun Limanı’ndaki kontrolümüz azalır.Belirtmekte yarar var Yumurtalık ve Bakü-Ceyhan boru hatlarından gelen petrol tüm dünyaya buradan dağıtılmaktadır. Suriye Hatay’ın dışında – Fransa’nın desteği ile tabi- Kilis ve Mardin ile de ilgilenmektedir. Hatta Cezmi Yurtsever Amik Ovası’nın %44’ünün (120.000 dönüm ediyor) Suriye tarafından satın alındığını söylemektedir. Şunu da belirtelim ki yapılan yasa değişikliği ile mülkiyet hakkını kazananlara yerel yönetimlere katılma (seçme ve seçilme) hakkını da veriyor.
İkinci önemli stratejik noktada GAP bölgesi. GAP Projesi Fırat ve Dicle nehirleri üzerine kurulan 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ve 1. 7 milyon hektar alanda sulama kapasitesi olan bir projedir. Bu proje sayesinde bölge tam bir açık su deposuna dönüştürülmüş ve topraklar kurulan sulama sistemi sayesinde tam bir tarım cennetine döndürülmüştür. Tabi buda diğer ülkelerin ağzını sulandırıyor. Ağzı sulananların başında da İsrail gelmekte. Tabi bunda bölgenin petrolce de zengin olmasının katkısı azımsanamayacak kadar yüksek. Gelelim bölgede oynanan oyunlara.
Yeniçağ Gazetesi’nin haberine göre sayısı 2000’i bulan Yahudi kadın burada doğum yapmış ve çocukların T.C. vatandaşı olmaya hak kazanmalarının ardından İsrail’e geri dönmüş. Başka kaynakta da İsraillilerin almış olduğu vatan topraklarının 450.000 dönüm olduğu belirtilmiş. Hasan Taşkın’da İstihbarat Raporlarında İsrail’in GAP Senaryosu adlı kitabında bu 450.000 dönümlük araziyi adan başı 5 bin ile 10 bin dönümlük parçalar halinde Yahudi kökenli Türk vatandaşların topladığını ifade etmiş.
Hasan Taşkın aynı kitabında tün GAP bölgesini 75.358 km2 olduğunu ve bunun 413 km2’sinin -ki bu İstanbul’un yarısı kadar bir alan yapıyor- satıldığını belirtmiş.
Peki bizim bu bildiklerimizi hükümet bilmiyor mu? Tabi ki biliyorlar. Ama bir AB de AB tutturmuşlar gidiyorlar. O yüzden gözleri hiçbir şeyi görmüyor vatan toprağını satmayı bile göze alabiliyorlar ne varsa bu AB’de.
Yalnız arkadaşlar bir kişi bunları olabileceğini ön görmüş hatta bize yol bile göstermiş. Kim mi ? Tabi ki M. Kemal. Ne demişti hatırlayalım “ İktidar sahip olanlar gaflet,delalet ve hatta hıyanet içinde buluna bilir. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk istiklalini ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” .
Yazımı bir hikaye ile bitirmek istiyorum.
Afrika ya gelen sömürgecilerden sonra Afrikalı şöle demiş:
- Beyazlar geldiğinde bizim toprağımız onların İncili vardı. Bize gözlerimizi kapayıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda onların toprağı bizimi İncillerimiz vardı.
Gözlerimizin kapanmaması dileğiyle.
A.Eser ÜLGER
Kaynak:
1- İstihbarat Raporlarında İsaril’in GAP senaryosu – Hasan Taşkın
2- Yen Çağ Gazetesi
3- Av. Ahmet Sağlam’ın www.cumak.org sitesindeki makalesi.
