Hrriyetin Yeniden lan'nn 100. Yl | Aralk 1908 | Osmanl Meclisi

“Türkiye şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olmayacaktır”


Gönderen: S. Arda ÜÇER • 17.04.2007 • Türü: Siyasi, Yeni

Arda Üçer | Cumhuriyet Mitingi | Güncel | SiyasetSelim Arda Üçer, 14 Nisan’da yapılan geniş katılımlı “Cumhuriyet Yürüyüşü”nü değerlendiriyor. Yürüyüşle ilgili bir yazıyı daha yayımlamıştık. O yazıyı ve tartışmaları da okumak isterseniz buraya tıklayın.

Ankara’da 14 Nisan 2007 günü yüz binlerce insanın bir araya gelerek, tek yürek ve tek ses olarak ülkemizin içinde bulunduğu gri günleri karanlığa döndürmek isteyenlerle, onların işbirlikçilerine seslerini duyurması bazılarını epeyce rahatsız etti. Planlarının bozulması bu tiplerde biraz da hırs yapmışa benziyor… Ama alışkınız, bu ulus çok Ali Kemal gördü…

Organizasyonun ölü doğması için önce asılan ilanları yırttılar, tren seferlerini dörtte bire düşürdüler, kendilerinin bir yerlere sırtlarını dayamadan fikir beyan edememelerinden dolayı bu ‘sivil’ inisiyatifi de orducu ilan ettiler, canlı bağlantı yapmadılar, toplantıya ilişkin habere basbayağı sansür uyguladılar…

Ama güçleri yetmedi…

Tehlikenin farkında olan Anadolu halkı; önceki yıllarda olduğu gibi yine yekvücut oldu, Cumhuriyet’in ve demokrasinin gerçek ve tek sahibinin halk olduğunu gösterdi. Başı açık- kapalı, Alevi-Sünni, Kürt-Laz, genç-yaşlı herkesimden ‘aydınlık’ insan sadece cumhurbaşkanlığı konusunda değil, ülkenin kaderi konusundaki hassasiyetini gösterdi. İnsanlar Almanya’dan, Diyarbakır’dan, İstanbul’dan, İzmir’den, Kars’tan sel oldu Tandoğan’da buluştu.

Türkiye aydını halkını beğenmeyerek, ona üstten bir bakışla yönlendirilmesi gereken bilinçsiz kitle muamelesi yaptığı için olayın çok da idrakinde değil. Bu halkın genel tepkisizliğinden yola çıkarak ona “koyun” demeyi marifet zanneden, ancak bu halkın istek ve taleplerine uygun hiçbir açılım sağlayamayarak sadece dışarıdan ithal düşünceleri seslendiren aydınların da alması gereken dersler olduğunu hep beraber izledik. En basitinden dip dalgasının, dalga boyunun bina seviyesine geldiğini gördük, bu ülke halkının hangi inançtan, sosyo-kültürel yapıdan ve etnik kökenden olursa olsun nasıl bir kıskacın içerisinde olduğunu pekâlâ ayrımsayabildiğini anladık.

300 küsur sivil toplum kuruluşu, kurum, dernek, vakıf, parti, üniversite, şirket vb. tarafından organize edilen bu tepki topluluğunun tek amacı vardı; cumhuriyetin raydan çıkmaması.

Halk cumhuriyetine ve onun laik niteliğine sahip çıkarak, çıkar ilişkisi içerisinde olan dinci gericiler ile numaralı cumhuriyetçilere ve bu kesimlerin sanki alternatifiymiş gibi kendini makyajlayan faşist milliyetçilikle ordunun gücünden beslenenlere; Atatürk ulusalcılığı ekseninde cevap verdi.

Arda Üçer | Cumhuriyet Mitingi | Güncel | Siyaset

Yapılan yorumlarda; en çok gösterinin “ordu” merkezli olduğu savı yer alıyor. Darbe eksenli demokrasiden bugüne kadar en çok Kemalistlerin zarar gördüğü, fikirleri yüzünden en fazla Atatürkçülerin katledildiği, cezaevine tıkıldığı ülkemizde, dincilerin ve ikinci cumhuriyetçilerin bu tezden beslenerek kendilerini mağdur göstermeye çalışmalarını anlamak bir yere kadar mümkün. Karşılarında sürekli orduyu bulup / gösterip, siyasal partilerle ağız dalaşına girerek din sömürüsü ile oy toplayanların bizzat halkla karşı karşıya kalmaları bu bünyelerde kaşıntıya neden olmuştur, anlayabiliyoruz. Ancak lütfen var olan tehlike karşısında, belki de sezgisel bir irade ile kilometreler aşıp gelen bu yüz binlerin demokratik tepkisini anlamaya çalışsınlar. Al sana en alasından demokratik tepki; örtünmeli değil, parti bayraklı hiç değil, bilinçli ve duyarlı bir demokratik hareket… Hem de asık ve hınç dolu suratlarla, kırıp dökerek değil, bebeğindeki kucağını alan babayla, ‘anasını da alıp gelen’ genç kızlarla, eşleriyle orada olan memurlarla…

Biliyorum; anlamak zor. Hele hele 1923 devrimini anlamamakta ısrar edenler için iki kat zor. Zira bu toplantıda ne altın dağıtıldı, ne yabancı vakıflardan para geldi, ne iktidar nimetlerinden faydalanıldı, ne de bedava yemekler servis edildi. Özgür iradeli, onurlu yüz binlerce insan parti bayrağı olmadan, siyasetin sığ sularında yüzmeden laiklik ve modernlik temelinde buluştular.

Bayrak asmanın neredeyse faşistlikle eş değer tutulduğu, ırkçılıkla Kemalist ulusçuluğun özellikle aynı gösterilmeye çalışıldığı, demokrasinin temel reflekslerinin darbe çağrısı zannedildiği ülkemizde bizzat halk tarafından oluşturulan kalabalığın karşıt olduğu düşünce ‘din temelli toplum’ çabasındaki örümcek zihniyetti.

“Cumhuriyet Mitingi”nin yapılmasının en büyük nedeni; Türkiye’nin sahiplerince de defalarca açıklanan din ekseninde bir devlet olarak tekrar şekillendirilmesi talebidir. Bu fikrin Kemalist bir paranoya olmadığı, plan sahiplerince de defalarca hem de çekincesiz olarak açıklanmıştır. Ancak nedense bu insanlar defalarca niyet beyan etmelerine, değişmediklerine dair yüzlerce söylemde bulunmalarına rağmen; bazı kesimler devletin rejimi üzerindeki tehlikenin aslında bir paranoya olduğunda ısrarcıdırlar. “Elhamdülillah şeriatçıyız.” diyenler neden “yok yahu bu adamlar şeriatçı değil” şeklinde savunuluyor onu da anlamak mümkün değil.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı beklenen başbakanın şu sözlerine bakmak dahi yapılan mitingin haklı gerekçelerini anlamak için yeterlidir:

“10 Kasım’da yaygara kopartıldı.”

“Mayo reklâmı şehvet sömürüsüdür”

“(Yasin El Kadı) Hayırsever bir işadamıdır, kendisine kefilim”.

“Ben meclis’in dua ile açılmasından yanayım.”

“Elhamdülillah şeriatçıyız.”

“Ben İstanbul’un imamıyım”

“İmamlar da nikâh kıysın”.

“Mahkemenin türbanla ilgili söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır.”

“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye. Yahu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek!”

“Bize göre demokrasi amaç değil, ancak bir araçtır. Hangi sisteme gitmek istiyorsanız, bu düzenlerin seçiminde bir araçtır. Türkiye, kendisine din olarak Kemalizm’i almış, başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir. Oysa en üst belirleyici İslam’ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir.”

“Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olunca ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisi bir arada olamaz.”

“Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok”

“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizm’e ve Kemalizm benzeri rejimlere yer yoktur. Kemalizm’in yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir. Ben İslam’ın devlet planı içinde düşünüyorum.”

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan. Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.”

“Cumhuriyet Miting”i, onurlu bir ulusun, “sindire sindire geldiklerini” iddia edenlere, bizi “yeni Türkiye’ye alıştırmaya çalışanlara”, “kanlı mı olacak kansız mı” diye tercih belirtenlere en büyük tokadıdır. Bu tokat Türk Silahlı Kuvvetleri’nce değil, mitingdeki bir pankartta söylediği gibi Türk Silahsız Kuvvetleri’nce atılmıştır. Ulus takunya giymek istemediğini de söylemiştir, postal sesi duymak istemediğini de. Bunu yaparken de, toprağımızdan yüzyıllardır damıttığımız dinin güzel öğelerini kaybetmeden ama bu ulusun en temel öğelerinden biri olan orduya da gerekli sevgiyi vererek yapabileceğini anlamak isteyen zihinlere mesaj olarak iletmiştir.

Arda Üçer | Cumhuriyet Mitingi | Güncel | Siyaset

Mustafa Kemal’in dediği gibi; “Türkiye şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olmayacaktır”

Ve Türkiye laiktir, laik kalacaktır. Çünkü ne muhalefet ne asker ne askerden medet uman aymazlar değil ‘cumhur’ öyle demiştir.

Not: Bu mitingi tabularla oluşturulmuş kuru bir çaba olarak niteleyenler, Soros turuncusu ile 1923 kırmızısını karıştıranlar, destek vermemekten neredeyse övünç duyanlar önce eşi benzeri halen yeryüzünde olmayan Anadolu Devrimleri’ne sonra da yakın geçmişten İran örneğine baksınlar.
Aradıkları cevaplar orada gizli…

Bu içerik için hiç etiket yok.

Bu içerik ilginizi çektiyse bunlara da göz atabilirsiniz:

3 Yorum var »

  1. teşekkürler

  2. Söylenenler, çok doğru, aynen katılıyoruz …

  3. İtiraf şovunda ikinci bölüm: ‘Türkiye Soros’un hedefinde’

    İran’da ABD için casusluk yaparak İslami rejimi yıkmaya çalıştıkları iddiasıyla tutuklanan İran kökenli Amerikan vatandaşları Hale Esfendiyari ile Kiyan Tacbahş, İran devlet televizyonuda dün yayımlanan ikinci “itiraf” videolarında, ülkeyi istikrarsızlaştırmak için çalıştıklarını söylediler. Esfendiyari ve Tacbahş, ABD hükümeti ile yakın ilişkiler içinde olduğunu belirttikleri George Soros’un Açık Toplum Enstitüsü’nün, değişime zorlamak için İran hükümeti üzerinde baskı kurmayı amaçladığını ve enstitünün aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Müslüman ülkelerle ilgilendiğini öne sürdü.
    Soros’un Açık Toplum Enstitüsü danışmanlarından Kiyan Tacbahş, Soros’un Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından yaptığı yatırımların İslam dünyasını hedef alıyor olabileceğini, Soros vakfının Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’a yöneldiğini söyledi. Enstitünün uzun vadeli amacının “İran hükümetiyle halk arasında ikilik yaratmak ve hükümeti değişmeye zorlamak” olduğunu söyleyen Tacbahş, İran’da çıkacak bir çatışmanın ardından bu ülkede Batı tarzı bir demokrasi tesis etmeyi amaçladıklarını belirtti.
    Washington merkezli Woodrow Wilson Uluslararası Araştırmalar Merkezi Ortadoğu Direktörü Esfendiyari de, “İran’da 5 ay kaldıktan sonra bu insanların ve benim demokrasi adı altında İran’da çok önemli sistem değişikliklerine yol açacak bir şebeke yaratmaya çalıştığımızı anladım. Bunun anlamı, sistemi istikrarsızlaştırmaktı” dedi.
    Esfendiyari, Soros Vakfı’nın bir temsilcisinin kendisine İranlı aktivistler ve bunların yabancı destekçilerinden oluşacak bir şebeke oluşturma düşüncesinden bahsettiğini söyledi ve “ABD hükümetiyle araştırma enstitülerinin ilişkileri iç içe geçmiş durumda” diye konuştu.

Yorum yapın ya da yanıt yazın